Silahlara bu kez veda edilecek mi?

Silahlara bu kez veda edilecek mi?

Kardeş kavgasında bir insanın daha parmağının kanaması ve bin yıldır bu topraklarda devam eden Türk ve Kürt kardeşliğinin sürmesi için silahların susması gerekir. Diyarbakır AK Parti Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun dediği gibi, kuruluşundan bu yana AK Parti Hükümetinin önüne koyduğu en önemli hedeflerden biri de Kürt meselesine nihai çözüm bulmak olmuştur. AK Parti’nin Kürtlerle ilgili hedefi için tarihi bir fırsat daha doğdu.

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, DEP milletvekilleriyle mecliste el sıkışıp selamlaşması, partisinin meclis grubunda silahların artık toprağa gömülmesi gerektiği açıklamasından sonra DEM Parti heyetinin İmralı görüşmeleri başladı. Bu gelişmeler, yeni bir açılım süreci ve AK Parti Hükümetinin bu konuda adım atmasına olanak sağladı. DEM heyeti, örgütün silah bırakması için görüşme ve temaslarını aralıksız sürdürüyor.

 Bu görüşmelerin uzlaşı ve nihai çözümle sonuçlanması, vicdan sahibi herkesin ortak temenni ve arzusudur. Biz gazetecilerin bu günlerde en çok karşılaştığı soru; silahlara veda çabaları bu kez sonuç verir mi? Bize bu soruyu soranlar, aslında toplumsal barışa susamış ve şiddete karşı olanlardır. Batman’da ve bölgede herkesin ortak temennisi, yarım asrı bulan silahlı çatışmaların son bulmasıdır. Çünkü hepimiz de biliyoruz ki silahlar susarsa; hükümeti zora sokan ekonomik sorunlar başta olmak üzere Ortadoğu Coğrafyasında Türkleri ve Kürtleri bekleyen büyük riskler de ortadan kalkar. Bin yıldır devam eden Türk-Kürt kardeşliği, dünya var oldukça devam edebilir. Bunun için de herkesin bu süreçte silahların susması, kalıcı bir barış ve huzurun tesis edilmesi için elinden gelen gayreti göstermesi gerekir.

 Aslında bu, silahların bırakılması için ilk girişim değil… Bu güne kadar buna benzer birçok girişim başlatıldı. Ama Türk ve Kürt kardeşliğini istemeyenler, silahların susmasına engel oldu.

 PKK’nin 1983’te silahların susturulması için attığı ilk adım, Mart 1993 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından atıldı. Sorunun zorluğunu gören Turgut Özal, “Bu sorunu çözmezsek toplum olarak rahat edemeyiz” diyordu. Özal’ın cesur girişimi sonucunda, 1993 yılında Öcalan ateşkes ilan etti. Çözüm girişimi, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993 tarihinde şüpheli ölümüyle rafa kaldırıldı. Özal’ın vefatından sonra da içerde ve dışarıda Türkiye'yi karıştırmak isteyenler, silahların susmaması ve çözümün olmaması için yoğun mesai harcıyordu.

15 Aralık 1995’te örgüt tarafından kinci bir ateşkes ilan edildi; ancak tek taraflı ateşkes, ilkinde olduğu gibi yine güçlü bir karşılık bulmadı. Üçüncü ateşkes, 1 Eylül 1998’deki ateşkesti. Dünya Barış Günü’nde ilan edilen ateşkese ilk karşılık, Suriye rejiminden geldi ve Öcalan’ı 9 Ekim 1998’de ülkesinden çıkardı. Dördüncü ateşkes ise 1999 yılına denk geldi. 2 Ağustos 1999’da PKK, üyelerini Türkiye sınırlarının dışına çekme kararı alarak 1 Eylül 1999’da ateşkes ilan etti. Öcalan’ın çağrısıyla biri Kandil’den, biri de Avrupa’dan olmak üzere iki barış grubu gönderildi. Sekizer kişiden oluşan gruplardan ilki 1 Ekim 1999’da Kandil’den, ikincisi ise 29 Ekim 1999’da Avrupa’dan geldi. Gelenler tutuklandı ve bu adım da sonuçsuz kaldı.

 3 Kasım 2002’de AK Parti iktidar olmuş, Türkiye’de dengeler ciddi anlamda değişmişti. 2002 yılında yeni hükümet dönemi resmen başlamıştı. AK Parti hükümeti, silahların susmasını istiyordu. 1 Ekim 2006’da beşinci kez ateşkes ilan edildi, ancak bundan da bir sonuç elde edilmedi. Demokratik Çözüm Süreci adı altında 2009 yılında PKK tarafından altıncı ateşkes ilan edildi. 29 Mart yerel seçimleri sonrası ortaya çıkan siyasi sonuçlar dikkate alınarak, 13 Nisan’da geçerli olmak üzere çatışmasızlık kararı alındı. Bunun üzerine Fethullahçılar olarak bilinen derin yapı, KCK adı altında seçilmişlere yönelik tutuklama ve operasyonlar başlattı, çatışmalar yeniden alevlendi.

 Örgütün silahlı mücadeleye başladığının 30 yılı dolarken, silahların toprağa gömülmesi için AK Parti hükümeti tarafından önemli bir adım daha atıldı. Bunun üzerine 23 Mart 2013’te KCK, ateşkes ilan ettiğini açıkladı. 8 Mayıs’ta ise silahlı örgüt üyelerini sınırların dışına geri çekmeye başladı. AK Parti hükümetince atılan önemli bir adımla, 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun, Resmi Gazete’de yayınlanarak yasalaştı. Yasaya göre; gerekli görülmesi hâlinde, yurtiçi ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verildi. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşların görevlendirilmesi maddesi getirilerek, İmralı Heyeti genişletildi. Bu süreçte çalışma yürütenler yasal güvence altına alındı!

 2012 yılının sonuna doğru başlayan çözüm sürecinde Dolmabahçe’de bir mutabakat imzalandı. İmralı Heyeti’nde yer alanlar, 28 Şubat 2015’te AK Parti kurmaylarıyla Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya geldi. HDP heyeti ile hükümetin Dolmabahçe Başbakanlık Ofisinde yaptığı görüşmenin ardından 10 maddelik deklarasyon paylaşıldı ve 22 Mart 2015’te müzakereler son buldu.

 Özetle, ilki 1993’te merhum Turgut Özal tarafından başlatılan ve sonuncusu 2012 yılında AK Parti hükümeti tarafından yürütülen çözüm süreçleri başarısızlıkla sonuçlandı. 2015 yılında başta Cizre’de olmak üzere birçok şehirde başlayan hendek çatışmalarıyla birlikte çözüm süreci, tümden çıkmaza girdi.

 Şimdi çözüm için yeni bir umut doğdu. Umarım, çatışma ve kaostan nemalananlar bu kez çözüm sürecini sabote etmez. Bugüne kadar çözüm için fırsatlar doğdu ama hepsi heba edildi. Umudumuz, bu kez silahlara veda edilmesi ve bir daha çıkarılmaksızın toprağa gömülmesidir.

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ