Yeşil ve maviyi yutan şehir…
- 20-08-2025 16:23
- 1096
Günümüzde şehirleşme süreçlerinin hız kazanmasıyla birlikte doğal yaşam alanları giderek yok olmakta, yeşil ve mavi kaynaklar kirletilmekte, betonlaşmaktadır.
Yeşil alanların korunmaması, önemli bir sorun haline gelmiş; ciddi bir ekolojik tehdit anlamına gelmektedir. Yeşil alanlar yalnızca birer dinlenme noktası değil; şehirlerin nefes alma alanı, afet toplanma merkezleri ve ekosistem bütünlüğünün temel yapı taşı görevini görmektedir.
Aynı şekilde masmavi su kaynakları da hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmezdir.
Batman’da yeşil ve mavi alanlara yönelik tehditler hiçbir zaman bitmemiştir.
Batman'da birçok park ve yeşil alanda çeşitli yapılar inşa edilmiş durumda. Elektrik trafoları, doğalgaz dağıtım merkezleri, bankamatikler, muhtarlık binaları, tuvaletler, büfeler, ekmek dağıtım büfeleri, mescitler, taksi durağı ve hatta cami ve mescit gibi yapılar doğrudan yeşil alanların üzerine inşa edilerek betonlaşmaya neden olmuştur.
Bu yapılaşma süreci, şehirdeki az sayıdaki yeşil alanı işlevsiz hale getirmekte ve ekolojik işlevini yitirmesine sebep olmaktadır.
Yeşil alanların yalnızca dinlenme ve sosyal etkileşim alanı olarak görülmesi, onların gerçek önemini göz ardı etmek demektir. Oysa bu alanlar, doğal afet anlarında toplanma merkezleri, kişi başına düşen yeşil alan, şehir ısısını dengeleyici bölgeler ve hava kalitesini artıran unsurlar olarak hayati öneme sahiptir. Aynı şekilde, şehirdeki su kaynakları da bilinçsizce tüketilmekte ve kirletilmektedir. Baraj göletleri, akarsular ve yeraltı suları; yerleşim yerlerinden, sanayi tesislerinden ve petrol üretim alanlarından gelen atık sularla kirletilmektedir. Vahşi sulama yöntemleri ve kontrolsüz su kullanımı, su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açmakta ve yaklaşan bir su krizini haber vermektedir.
Çevrecilerin çabaları olmasa birçok yeşil alan çoktan yapılaşmaya açılmış, var olan su kaynaklarımız yok olmuştu.
Örneğin, Eski Endüstri Meslek Lisesi, Öğretmenevi ve eski stadyum alanı TOKİ’ye devredilerek betonlaştırılmak istenmiş, ancak yapılan eylemlerle bu süreç durdurulmuştur. Aynı şekilde, Aram Tigran Parkı’na düğün salonu ve otopark yapılmak istenmiş, çevresel baskılara rağmen bu da engellenmiştir. DSİ idari kompleksinin bulunduğu yeşil alana Valilik Konağı yapılmak istenmiş, ancak çevre savunucuları buna da direnmiştir.
Ne yazık ki, tüm bu mücadelelere rağmen şehrin yeşil alanlarına müdahalelerde bulunulmuş; bunun sonucunda şehrin hava kalitesi bozulmuş, hava kirliliği artmış, yaz aylarında sıcaklıklar rekor seviyelere ulaşmıştır. Bu yaz döneminde elektrikli soğutucu satışları tarihte görülmemiş düzeye çıkmış, bu da iklim değişikliğinin kent yaşamına doğrudan etkisini gözler önüne sermiştir.
Bu nedenle Batman’ın yeşil ve mavi alanlarının korunması tarihi bir öneme sahiptir. Bu önemli değerler kaybedildikçe, ekolojik denge bozulmakta; iklim değişikliği kendini daha sert şekilde hissettirmektedir. Bundan böyle şehirde yapılan her projede, öncelikle doğaya verilecek zararlar gözetilmelidir. "Bir ağaç kesersek, on ağaç dikeriz" gibi yaklaşımlar, doğaya verilen tahribatın ciddiyetini hafifletmeye yetmez. Gerçek çevre bilinci, mevcut yeşil ve mavi kaynaklarımızı korumaktan geçer.
Toplumun her kesimi için yeşil ve mavi alanların korunması bir görev değil, zorunlu ve öncelikli bir sorumluluktur. Bu değerlerimizi korumak ve sahiplenmek sadece çevrecilerin değil, herkesin meselesidir. Şayet bu bilinçle hareket edilmezse, elimizde sadece sıcak, kurak ve betonlaşmış bir şehir kalacak ve hayat yaşanılmaz hale gelecektir.
Yeşil alanları, mavi suları gözümüz gibi korumalıyız.
Bu görev sadece çevrecilerin değil, her kurumun ve her bireyindir. Unutmayınız!