<div>Rojin…</div> <div>Hayatın en taze dönemindeydi. Baharındaydı.</div> <div>Kim bilir, hangi hayalleri vardı? Belki mesleğini eline almayı, belki ailesini gururlandırmayı, belki de bir gün kendi öğrencilerine umut olmayı düşlüyordu. Ama olmadı…</div> <div>Bir genç kız, bir sabah ölüm haberiyle anıldı.</div> <div>O andan itibaren bir babanın kalbi ikiye bölündü.</div> <div><strong>Çünkü babalar bilir: Evlat acısı, hiçbir acıya benzemez. Babalar, evlatlarının ölümündense kendi ölümlerini yeğler.</strong></div> <div>Rojin’in babası da öyle yaptı; susturulmak istense de susturulmadı.</div> <div>Sokaklarda, çarşılarda, meydanlarda “Adalet!” diye haykırdı.</div> <div>Bir yıl boyunca umutla bekledi.</div> <div>Ve bir yıl sonra gelen adli tıp raporu, karanlığa atılmış bir ışık gibi düştü dosyanın üzerine.</div> <div>Rapor açıkça söylüyor:</div> <div>Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA izine rastlandı.</div> <div><strong>Bu, bir “intihar” dosyasına sığmayacak kadar ağır bir gerçektir.</strong></div> <div>Eğer intihar etmişse bile, onu ölüme sürükleyen şeyin bir tecavüz ve taciz vakası olduğu kuvvetle muhtemeldir.</div> <div>O halde şimdi sormak gerekiyor:</div> <div>Bir yıldır neden sustular?</div> <div>Adli Tıp bu gerçeği neden bu kadar geç açıkladı?</div> <div><strong>Soruşturma yeni başlamışken olay neden “intihar” olarak lanse edildi?</strong></div> <div>Neden aceleyle kapatılmak istendi?</div> <div>Rektör neden adli inceleme sürecine dâhil oldu?</div> <div>HTS kayıtları incelendi mi, kamera kayıtları tarandı mı?</div> <div>Oda arkadaşlarının, yurt müdürünün, rektörün ifadesine başvuruldu mu?</div> <div>Sorular çoğalıyor…</div> <div>Ve her soru, adalet terazisinin bir kefesini biraz daha sarsıyor.</div> <div><strong>Eğer bu ülkenin adaleti gerçekten “adalet” olacaksa,</strong></div> <div>karanlıkta kalmış hiçbir dosya, hiçbir ölüm, hiçbir feryat gizlenmemelidir.</div> <div>Çünkü adalet karanlık sevmez.</div> <div>Adalet, güneş gibidir.</div> <div>Ne kadar perdelenirse perdelensin, bir gün doğar.</div> <div><strong>Ve doğduğu gün, yalanların gölgesinde yaşayan herkes gözlerini kısmak zorunda kalır.</strong></div> <div>Eğer adalet terazisi bozulursa, mizan kaçar.</div> <div>Mizan kaçarsa, toplumun güveni kaybolur.</div> <div>Güven kaybolursa, herkes kendi adaletini sağlamaya kalkar.</div> <div>Ve işte o zaman otorite diye bir şey kalmaz.</div> <div><strong>Rojin’in dosyası, sadece bir genç kızın ölümü değildir.</strong></div> <div>Bir toplumun vicdan testidir.</div> <div>Bu testten geçemezsek, hiçbirimiz masum kalamayız.</div> <div>Çünkü unutmayalım:</div> <div>Adalet karanlık sevmez.</div> <div>Karanlıkta kalan her gerçek, eninde sonunda aydınlığa çıkar —</div> <div>ama o zamana kadar, vicdanlarımızda derin bir yara olarak kalır.</div>