<div>Eğitimin hayatımızdaki yeri önemlidir. Eğitim insan için süreklilik arz eder. İnsanın sürekli yenilenmesi için eğitim şarttır.</div> <div><strong>Eğitimin üç saç ayağı vardır. Biri öğretmen, biri aile diğeri ise öğrencidir. Bu üç saç ayağının da sağlam durması gerekir.</strong></div> <div>Eğitimde aile, öğrencisini yetiştirmek için giderek hassaslaşmaktadır. Aile, öğrencisini yetiştirmek için özveride bulunmaktadır.</div> <div>Neredeyse rekabet halinde olan Aileler, çocuklarının iyi bölümleri kazanması için maddi manevi her türlü fedakârlıkta bulunuyorlar.</div> <div>Eğitimden gelir elde eden kesimin bir bölümü, Ailelerin bu istek ve arzularını fırsatta çevirmek istemektedirler.</div> <div>Bazı kırtasiye ve kitapçılar aileleri sömürmek için her türlü yolu denemektedirler. Bazı öğretmenlerle anlaşarak aileleri kendi kırtasiye ve kitapçı dükkânlarına yönlendirmektedirler.</div> <div>Özellikle bağlı bulundukları yayınevinin kitaplarını ailelere fahiş fiyatlarla satmaktadırlar. Bazı kırtasiyeler satılmaması gereken tanıtım kitaplarını ailelere satmaktadırlar.</div> <div>Bazı kırtasiye ve dershaneler anlaşarak öğrencileri belirli yayınlara mahkûm ederek aileleri sömürmektedirler.</div> <div>Şimdi gelelim bir kısım öğretmenlere bunlar da maaş ve ek ders aldıkları Milli Eğitim Okullarında kadrolu olmalarını fırsata çevirmektedirler.</div> <div>Bir şekilde iyi okullara veya daha doğru tanımla iyi öğrencilerin olduğu okullara tayin aldırarak paye elde etmektedirler.</div> <div>İyi öğrencilerin ve hassas Velilerin öğrencilerini gönderdiği okullara tayin çıkararak bu Okul öğrencilerine özel ders verme peşine düşmektedirler.</div> <div>Okullara mesaisini vermeleri gerekirken bu Okulları ek para kazanma materyali haline dönüşmektedirler.</div> <div><strong>İdare ile az ders alma konusunda pazarlığa girişen veya anlaşmasına varan öğretmenler zamanlarının çoğunu özel derse ayırmaktadırlar.</strong></div> <div>Dolayısıyla zamanlarının çoğunu özel derse ayırarak yüksek ücretler elde eden öğretmenlerin kadrolarının bulunduğu Okullara pek faydaları olmamaktadır.</div> <div>Ayrıca bu öğretmenlerin bir kısmı özel ders verdikleri öğrencilerine anlaşmalı oldukları kırtasiyenin kitaplarını aldırmaktadırlar.</div> <div>Son zamanlarda bazı Velilerden şunu duymaktayız. Veliler öğrencilerinin öğretmenlerinin dershane açtıklarını söylemektedirler.</div> <div>Özel dershane açan öğretmenler Devlet Okullarındaki öğrencilerin bu açtıkları dershanelere gelmeleri konusunda telkinde bulunmaktadırlar.</div> <div>Öğrencilere şöyle demektedirler. “Okulda görmediğiniz konular var. Eğer bu konuları görmek istiyorsanız açtığımız dershaneye geliniz.”</div> <div><strong>Özrü kabahatinden büyük misali sanki konuları eksik görmeleri kendi kabahatleri değilmiş gibi bir de ekstra parayla eksik konuyu öğreteceklermiş!</strong></div> <div>Burada Okul idaresi ve Milli Eğitim Müdürlüğü de kabahatlidir. Çünkü, giderek yaygınlaşan ve aslında öğretmen için suç sayılan ücretli ek iş yapıldığı halde sessiz kalmaktadırlar.</div> <div>Tabii burada fırsat eşitliği de yok olmaktadır. Zira dershaneye giden ve özel ders alan öğrenci ile dershaneye gitmeyen ve/veya özel ders almayan öğrenci geri planda kalmaktadır.</div> <div>Giderek kontrolü sağlanamayan ve kontrol edilmek istenmeyen bu durum karşısında Veliler mağdur olmaktadır.</div> <div>Peki, Dershanelerin başarısı ne durumdadır diye baktığımızda birçoğunun başarılı olmadığını ve reklam peşinde olduklarını görürüz.</div> <div><strong>İyi ve çalışkan öğrencileri bedava okutup reklam yapıp diğer öğrencileri dershanelerine çekmeye çalışan kişiler Velilerin ve öğrencilerin hakkını gasp etmektedirler.</strong></div> <div>Gelelim bu seneki LGS sınavına ki umarım YKS bu şekilde olmaz. Çünkü LGS, öğrencileri eğitimden soğuttu.</div> <div>Bu seneki LGS sınavı basit düzeyde olacak denildi. Zira iki yıldır eğitim verilmiyordu. Öğrenciler okulların kapalı olması nedeniyle rehavete kapılmıştı.</div> <div>Ama söylenenin tam tersi yapıldı. Özellikle LGS sınavında sorulan Matematik soruları çok zordu.</div> <div>Matematik sorularının bu kadar zor sorulması öğrencileri matematikten soğuttu. Aynı zamanda Öğrencileri okuldan ve eğitimden de soğuttu.</div> <div>Sınav derecelendirmesi yapmak istiyorsanız her türlü seviyeden soru sorarsınız. Çok zor, Zor, Orta ve Kolay olmak üzere soru seviyeleri derecelendirilmeli idi.</div> <div><strong>Öğrenciler de aynı bu şekilde çok iyi, iyi, orta ve kötü olmak üzere seviyeleri belirlenebilirdi. Sıralama bu şekilde tespit edilebilirdi.</strong></div> <div>Ama soruların tümünü zor sorarsanız derecelendirmeyi yapamayacağınız gibi bu yöntemle üst seviye ve sınırlı sayıda öğrenciyi faydalandırmış olursunuz.</div> <div>Üst seviye ve sınırlı sayıdaki öğrenci dışında kalan öğrenciler arasındaki derecelerde boşluk olur. Ara dereceler kaybolur.</div> <div>Nitekim her öğrencinin Okullar kapalı olduğu için eksik kalan eğitimini özel derslerle takviye etme imkânı bulunmamaktadır.</div>