<div>Yediden yetmişe herkes ekonomiyi konuşuyor. Ekonomiden anlasa da anlamasa da ekonomi ile alakalı bir şeyler söyleme gereği duyuyor, insanlar.</div> <div>Televizyondaki tartışma programlarında ekonomi ile ilgili konuşmalar yapılıyor. Ancak tartışma programlarında yer alanlar genellikle ekonomistler olmuyor.</div> <div><strong>Bunun yerine daha çok; Yazarlar, Hukukçular ve Politikacılar oluyor. Bunlar da durumu nesnel değerlendirmiyor.</strong></div> <div>Özellikle son üç-dört ay içerisinde insanlar ekonomik endekslere pür dikkat eder hale geldiler. Anlık takip halinde olan insanlar ister istemez gerildiler.</div> <div>Döviz ve Altının bugüne kadar görülmemiş şekilde yükselmesi ve ardından dalgalanması insanlara ne oluyoruz sorusunu sordurtuyor.</div> <div>Asgari Ücretli, Sabit gelirli, Dar gelirli için fakirleşme anlamına gelen hayat pahallılığı elbette bu kesimi kara kara düşündürtüyor.</div> <div>Asgari Ücretin yüzde elli artışı ve 4253 TL olması elbette sevindirici bir durum oldu. Ancak akabinde dövizin artması ve Türk Lirasının değer kaybı yaşaması bu sevincin kısa sürmesine neden oldu.</div> <div>Sabit gelirli kapsamında yer alan; İşçi, Memur ve Emekli şimdi bir beklenti içine girdi. Bize de asgari ücretliye yapılan artış oranında bir ücret artışı yapılacak mı? Sorusunu sormaya başladılar.</div> <div><strong>Zira bu kesimin alım gücü düştü. Alım gücü düşünce, daha önce alabileceği bir çok şeyi alamama durumunda kalacak.</strong></div> <div>Acaba nereden kısabilirim? Düşüncesi içine giren dar gelirli ve sabit gelirli sonuçta denk bütçe oluşturmak zorundadır.</div> <div>Temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamama durumunda kalacak dar gelirli ve sabit gelirli için uygun bir maaş zammı artışı yapılması gerekir.</div> <div><strong>Kanaatimce, Memur ve İşçi için altı aylık zam en az yüzde otuz, emekli için en az yüzde elli olmalıdır.</strong></div> <div>Zira bu artış yapılmazsa alım gücünün azalmasından dolayı tüketim de azalacaktır. Dolayısıyla piyasa daralacak ve esnafın kazancı da düşecektir.</div> <div>Daralan Piyasa ve azalan tüketim dolayısıyla Üretim de azalacaktır. Bunun sonucu olarak istihdam da azalacaktır.</div> <div>İstihdamın azalması ile piyasa daha da daralacaktır. Bu kısır döngüden kurtulmak için piyasaya para girişi olması lazımdır.</div> <div>Yap-Sat modeli ile ev yapıp satan müteahhitler de inşaat malzemelerin fahiş artışı nedeniyle zor durumdadırlar.</div> <div><strong>Zira peşin olarak sattıkları dairelerin maliyetleri artmış durumdadır. Bu artışı karşılayacak bütçeleri olmayanları zor günler beklemektedir.</strong></div> <div>Bütçeleri olanlar bu farkı karşılayacak, ancak zarar edeceklerdir. Bütçeleri olmayanlar ise iflas ile yüz yüze kalacaklardır.</div> <div>Yapım ve Mal ihalelerine girenler ise malzeme alımlarını yapmamışlarsa zarar edecekler ve belki de iflas edecekler.</div> <div>Yeni yapılacak ihalelere girecek olanlar da ihaleye girme konusunda tereddüt etmektedirler. Zira hangi fiyatı teklif edeceklerini bilmedikleri için ihalelere girmek istememektedirler.</div> <div>Piyasanın durumunu fırsat bilenler fahiş fiyat dayatması yapmakta, stokçuluk yaparak fiyatların daha da artmasına neden olmaktadırlar.</div> <div>Döviz artışının çok üzerinde etiketlerle fiyatların fahiş artışına neden olanlar tüketiciyi mağdur etmektedirler.</div> <div>İhracatın artışı, ithalatın azalması cari açığın kapanmasına neden olabilir. Kredi faizlerinin düşüşü de olumlu olarak görülebilir.</div> <div>Ancak iç piyasanın dalgalanmasını engellemek ve piyasayı istikrara kavuşturmak gerekir. Özellikle sabit gelirli ve dar gelirliyi bu piyasaya ezdirmemek gerekir.</div> <div><strong>Sonuç olarak üreten ile tüketenler arasında dengeli bir yol izlemek gerekir.</strong></div>