<div>PKK’nın silah bırakma kararı ve ardından 30 kişilik bir grubun silahlarını yakmasıyla başlayan süreç, Türkiye’de yıllardır süren çatışmalı dönemin ardından yeni bir kapı aralamıştır.</div> <div><strong>Bu kapının tam anlamıyla açılması ve iç barışın sağlam bir temele oturması ise yalnızca siyasi irade ile değil, toplumun her kesiminde gelişecek samimi bir yaklaşım ile mümkündür.</strong></div> <div>Barışa giden yol, tarafların birbirine güvenmesi, önyargılarından arınması ve süreci samimiyetle sahiplenmesiyle şekillenir.</div> <div>Yol haritasının kesintiye uğramadan devam etmesi için en büyük ihtiyaç, samimiyettir. Elbette ki bu süreçte provokasyonlar, tahrikler ve çatışma ortamını yeniden alevlendirmek isteyen odaklar olacaktır.</div> <div><strong> Ortadoğu’nun karmaşık denkleminde, bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen küresel güçlerin – başta İsrail ve onun bölgedeki çıkarlarını savunan ABD'nin – barıştan yana bir irade göstermesi beklenemez. </strong></div> <div>Bugün bile Suriye'de Dürziler üzerinden ülkeyi daha da parçalamaya çalışan bu aktörler, Türkiye’de de huzur ve sükûnet istememektedir.</div> <div>Dolayısıyla, bu sürecin akamete uğramaması için herkesin üzerine düşeni yapması tarihi bir sorumluluktur.</div> <div>Türkiye’de yaşayan her birey – Türk, Kürt, Arap ya da başka bir kimliğe mensup olsun – bu coğrafyanın geleceğini birlikte inşa edeceği bilinciyle hareket etmelidir.</div> <div>Farklılıklarımızı ayrışma değil, zenginlik olarak görmeli, ötekileştirme dilinden uzak durmalıyız.</div> <div><strong>Empati kurmadan yapılan her yorum, her eleştiri, her tepki, çözüm sürecine zarar verecek; sömürgeci ve işgalci zihniyete hizmet edecektir.</strong></div> <div> Unutulmamalıdır ki bu toprakların insanları dün işgale karşı nasıl omuz omuza mücadele ettiyse, bugün de aynı birliktelik ruhuna ihtiyaç vardır.</div> <div>İç barış, sadece siyasi bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesidir. Toplum olarak empati kurmalı, farklı düşünceleri anlamaya çalışmalı, ırkçı ve dışlayıcı söylemlerden uzak durmalıyız.</div> <div> Birbirimize hak gördüğümüz özgürlükleri başkalarından esirgememeli, doğuştan gelen insan haklarını "meşru" ya da "yasak" ilan etmemeliyiz.</div> <div><strong> Farklı kimliklere ve geçmişte ötekileştirdiğimiz gruplara karşı oluşturduğumuz duvarları yıkmadıkça, gerçek barışa ulaşmamız mümkün olmayacaktır.</strong></div> <div>Bugün atılacak her yapıcı adım, sadece bugünün değil, yarının çocuklarına da umut ve güven içinde bir gelecek sunacaktır.</div> <div>Bu nedenle artık uzaklaştırmak değil, birleştirmek; ayrıştırmak değil, kenetlenmek; dışlamak değil, kucaklamak zamanıdır.</div> <div>Unutmamalıyız ki, birbirimize kentlenmek için atacağımız her adım bizi bölüp parçalamak isteyen işgalci zihniyete atacağımız bir darbe demektir.</div> <div><strong>Aksine birbirimizi dışlayan,ötekileştiren her konuşma, her açıklama işgalci ve sömürgeci zihniyetin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelecek ve işini kolaylaştıracaktır.</strong></div> <div>Son olarak demeli ve anlamalıyız ki, siyonist emel, Orta Doğu’da yaşayan yahudi dışındaki herkesi köle olarak kullanmak istemektedir.</div> <div> </div>