Kaderini sev

Kaderini sev

İnsan yaşamı; tek düze gitmeyen ve doğal akışında olursa, inişli/çıkışlı, acı/tatlı, kederli ve mutlu gibi bir dizi zıtlıklar içerisinde geçer.

Zaten hayat dediğimiz olgu nedir ki?

Doğarken dünyaya geldik diye ağlamış, sonrasında da gitmemek için çaba sarf edip, gidenlerin peşinden de yine ağlayan trajikomik bir tiyatro sahnesi gibidir.

Acılar, kederler, sevinçler, mutluluklar; hepsi de bizlere Rahman tarafından verilen yüce duygulardır.

Duygu, insan için en güzel ama aşırıya gidildiğinde en tehlikeli olgulardan biridir.

İnsan, duygularıyla dünyayı yaşanılır kıldığı gibi yine duygularıyla da dünyaya en çok zarar veren, hatta yok etme potansiyelinde olan tek varlıktır.

İnsandaki bu potansiyeli törpülemek ve durdurmak için birçok yöntem vardır. Hem bilimsel hem de dini kaynaklardan faydalanmak elbette yararlı olacaktır.

Ama asıl olan, kişinin kendi iç dünyasındaki hâli ve tercihleridir.

Gerçekten karşılaştığı bu olumsuz durumla başa çıkmaya istekli midir?

Yoksa acılarından zevk alan mazoşist bir hâl mi takınır?

Herkesin sevgi dili farklıdır.

Kimi sevdiğini takdir edici sözlerle, kimi sürpriz hediyelerle, kimi kaliteli zaman geçirerek, kimi hizmet ederek, kimi de fiziksel temas ile ifade eder.

(Kitap önerisi: 5 Sevgi Dili / Gary Chapman) Aynen sevgide olduğu gibi, acıyı yaşama şekli de kişiye özgü ve farklıdır.

Kayıplar, yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Sevilenin ölümü, bir ilişkinin sona ermesi, işin kaybedilmesi veya sağlık sorunları gibi kayıplar; duygusal acıyı ve yas sürecini başlatan etkenlerdir. Bu süreçte duyguları dengede tutmak ve acıyı tam anlamıyla yaşamak çok önemlidir. Sizi destekleyen kişi ve ortamlarda bulunmak da yardımcı unsurlardandır.

Ama en önemli başa çıkma yöntemi, başta zor olsa da, sizin bu duruma yaklaşımınızdır. Ona yüklediğiniz anlam çok önemlidir.

Psikolojik başa çıkma yöntemlerinden biri şunu önerir: Hayattaki sorunları üç şekilde çözebilirsin: Kabullenerek, değiştirerek ve vazgeçerek.

Yani uygulayacağın ilk yöntem, bu durumu kabullenmendir. Kabullenemiyorsan, bakış açını ve çevreni değiştirmekle başlamalısın. Eğer bu durumu değiştiremiyorsan, vazgeçmelisin. Vazgeçmek de sancılı ve zor bir süreçtir. Sondan başa dönmek zorunda kalırsın. Ve sonunda anlarsın ki, değiştiremeyeceğin, vazgeçemediğin şeyi kabullenmek zorundasın.

Kabulde olmak, senin için gizlenmiş olan güzelliklere açık olmaktır. Çünkü yaşam sistemimizde boşluğa yer yoktur. “Kaybettiğim her şey, ihtiyacım olan daha güzel bir şeye yer açıyor” felsefesiyle yaklaşmalı, “Mevla görelim ne eyler, ne eylerse güzel eyler” demeli ve sana sunulan kolaylığı ve güzelliği görmeye çalışmalısın.

Unutulmamalıdır ki, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır (İnşirah, 5. ayet). İnancımız gereği, kadere iman etmiş bir toplum olarak “Kader birdir, şaşmaz” demeli, “Her şey önceden belirlenmiştir. Belirli olan bu vakitte olacak olan vuku bulur” mantığıyla yaklaşmalısın.

Hangi kaybı yaşamış olursan ol, daha bitirilecek ne kadar acın var bilmem... Ama günün sonunda unutmamalısın: İlk psikoloğun en yakın arkadaşındır. Onunla acını yaşa, paylaş ve sonunda kabullen. Ve kaderini sev, çünkü o senin hayatındır…

Sevgiyle kabulde olmanız dileğiyle…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Melekşah
Melekşah 10 ay önce
Ellerinize sağlık hocam