<div>20. yüzyıl başlarından beri Kürtlerin yaşadığı coğrafyada sıkıntılar yaşanmaktadır.</div> <div>Irak’ın kuzeyinde, Suriye’nin kuzeyinde ve Türkiye’nin güneyinde yaşayan Kürtler ve Araplar, Osmanlıda sınır ayrımı olmadan beraber yaşamakta idiler.</div> <div>Birinci Dünya Savaşı sonunda Fransızların Suriye’yi, İngilizlerin Irak’ı işgali ile bölünmeler oldu.</div> <div>İngiliz emperyalizmi, beraber yaşayan halkları birbirinden ayırdı. Böylelikle fitne tohumu yeşermeye başladı.</div> <div>Sınırların oluşması beraberinde Ulus devletlerin oluşmasına dolayısıyla kendi ırkından olmayana baskı ve sindirmenin başlamasına sebep oldu.</div> <div>1925 yani Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra “<strong>Şeyh Said</strong>” olayı ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde; halka baskı uygulanarak insanlar göçe zorlandı.</div> <div>Medreselerin kapatılması yani tarihteki adıyla Tekke ve Zaviyelerin kapatılması hakkındaki karar genelde bölge halkını özelde ise Kürt halkını değerlerinden koparmaya yönelik bir operasyon oldu.</div> <div>Dininden, kültüründen ve tarihinden bihaber haline getirilmeye çalışılan bir halk artık yoz hale gelecekti.</div> <div>Nitekim yıllar geçtikçe yapılan planların yerini tutmaya başladığı görüldü. Cumhuriyet sonrası “<strong>İttihat ve terakki mantığı</strong>” bölgede medrese, şeyh ve âlim bırakmadı.</div> <div>Tüm yazılı eserler Osmanlıca ve Arapça iken Latin alfabesinin kabulü ile özünden koparılan bir nesil meydana getirildi.</div> <div>Şeyhler ve Âlimler yerine feodal güce sahip ağalar ve mirler destek görmeye başladı. Devletin Feodal güce sahip kişileri desteklemesi devlet eliyle ağa ve mirlerin halkı ezmesine yol açtı.</div> <div> Diğer taraftan Irak’ta da Şeyh Mahmut Berzenci de Şeyh Sait gibi baskı ve sindirme ile karşı karşıya kaldı.</div> <div>Osmanlı Devletinin parçalanması Ulus Devletlerin kurulmasına yol açtı demiştik, gerçekten de Türkiye bir Ulus Devlet ile yeniden inşa oldu. Suriye ise Fransız işgalinden sonra Arap <strong>Nasyonalizmi ile tanıştı. Irak da aynı şekilde İngiliz işgalinden sonra Arap Irkı üstünlüğüne dayanan BAAS rejimleri ile tanıştı. </strong></div> <div>Hem Irkçı hem de Sosyalist olan BAAS rejimleri aslında kendi içinde çelişen bir yönetim modeline sahip olmuşlardı. Aynı zamanda BAAS rejimleri babadan oğula geçen Oligarşik bir yönetim modeli de benimsemişlerdi.</div> <div>Bu oligarşik yönetimler diğer Irklara baskı ve zulüm uyguladılar.</div> <div>Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürtler ve Suriye’nin kuzeyinde yaşayan Kürtler ikinci sınıf muamelesi gördüler. Suriye’deki Kürtlerin kimlikleri ellerinden alınarak Kimliksiz yaşamaya mahkûm edildiler.</div> <div>Kuzey Irak Kürt Coğrafyasında yaşayan Kürtler Baskıcı ve Irkçı BAAS rejimleri tarafından zulme uğrayınca Sosyalist Sovyetler Birliğinden medet umdular.</div> <div>Oysaki onlara zulmü uygulayan BAAS rejimleri de Sosyalist idi ve Sosyalist Sovyetlerden destek alıyordu.</div> <div>Bu çelişkinin nedeni Kürt Coğrafyasında yaşayan insanların dininden, kültüründen ve tarihinden uzaklaştırılmış olması idi.</div> <div>Son yıllarda yaşanan olaylara bakıldığında halkından, dininden ve kültüründen uzaklaşmış insanlar görüyoruz. atalarından ve değerlerinden uzak nesillerle karşılaşınca yüzyıl öncesi yapılanların sonuca ulaştığını fark ediyoruz.</div> <div>Sakalı görünce öldüren, kurban dağıtanı katleden insanlar nereden türedi demeyin çünkü hepsi bir çalışmanın sonucudur.</div> <div>Emperyalizm çalışıyor ve her kim çalışıyorsa çalıştığının karşılığını da görecektir. Çalışmaların iyiye veya kötüye eğilimli olması da sonuç açısından bir şeyi değiştirmeyecektir.</div>