<div>Dünya’da 149 Ülke üzerinde gözüken Korona virüsü insanları telaşa sürükledi. Vaka sayısı yüz bini geçerken ölü sayısı dört binlere dayandı.</div> <div>Hal böyle iken daha önce tecrübesi yaşanan diğer tür virüslerin bazısında örneğin kuş gribi ve domuz gribinde bu kadar telaş yaşanmamıştı.</div> <div>Sürekli yaşanan ve artık içselleştirilen grip hastalığında ölüm sayısı daha fazla iken insanlar bu kadar tedirgin olmuyor.</div> <div>Evet, elbette tedbir almak lazım ancak bu kadar korku ve telaş insanları Korona olmadan “Korona fobi” yaptı.</div> <div>İnsanların materyalist bakış açısına sahip olması manevi alandan uzaklaşması tevekkülsüz olması her durumdan aşırı derecede korkmalarına sebep oldu.</div> <div>Hastalığın şu ana kadar süregelen seyrine baktığımızda bu derece korkunun yersiz olduğunu bize göstermektedir.</div> <div>Kronik hastalıkları olanların örneğin; diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kanser vs hastalıkları olanların ölüm oranları daha fazladır.</div> <div>Durum böyle olmasına rağmen neden bu kadar korkuyoruz? Sebeplerinden bir tanesi hastalığın henüz tam olarak keşfedilmemesidir.</div> <div>İkinci olarak Dünya Ülkelerinin çoğuna kısa sürede bulaşmasıdır. Üçüncüsü de bu hastalığın aşısının henüz bulunmamasıdır.</div> <div>İyi de enfekte olan tüm virüsler için bu durumlar söz konusu idi. Gerek SARS için gerek MERS için de durum bu şekilde idi.</div> <div>O halde önce sükûnetimizi korumamız gerekir. Neden sükûnetimizi korumamız gerekir diye düşünürsek enfekte olanların yüzde seksen beşinin kurtulması bize umut vermektedir.</div> <div>Kalan yüzde on beşinin ise sadece üçte biri yani toplamda yüzde beşinin ağır hastalık geçirdiği ve şu ana kadar yüzde üçünün öldüğü görülmektedir.</div> <div>Ölenlerin yüzde üç gibi düşük oranda olması ve bu yüzde üçün de yüzde doksanının kronik hastalığı olup yaşlı olması risk derecesinin düşük olduğunu göstermektedir.</div> <div>O halde boşuna telaş yapmanın gereği yoktur. Telaş yapmamız kendimize zarar vermemiz anlamına gelmektedir.</div> <div>Ancak bu demek değildir ki, gerekli tedbirleri almayalım. Hastalığın bulaşması genellikle dış bağlantılı olmaktadır.</div> <div>Yani dış Ülkelerden gelen enfekte olmuş kişiler yoluyla bulaşma ihtimali olmaktadır. O halde yurt dışından gelen ve yurt dışından gelenlerle temas halinde olanlardan uzak durmak gerekir.</div> <div>Türkiye gerekli tedbirleri almasını bildi. Ancak yurt dışında enfekte olmuş vakaları bulunan Ülkelerin gelişini durdurmada biraz gecikti.</div> <div>Örneğin Çin ile karşılıklı uçuşları vakalar ortaya çıktıktan hemen sonra iptal etmeli idi. Ancak o zaman da durumun ne olduğu daha anlaşılamamış idi.</div> <div>Yine de İtalya ve İran gibi Ülkelerden çok daha iyi pozisyon alıp Ülkemize enfekte olanların girmesini geciktirdi.</div> <div>Şimdi de Umre’den dönenlerin hastalığı bulaştırma ihtimali bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı bu konuda da gerekli tedbirleri aldı.</div> <div>Bakanlık tedbirleri aldı almasına ancak halkımız bu konuda üzerine düşeni yapmadı. Umreden dönenler ziyaret edildi.</div> <div>Genel olarak Ülkemiz iyi bir sınav verdi şu ana kadar. Diyanet bu konuda başarılı bir sınav vermedi sanırım.</div> <div>Örneğin Umreye gidişleri Ocak ayından itibaren durdurmalı idi. Şimdi de namazlar konusunda gerekeni yapmalıdır.</div> <div>Cuma namazları ve Cemaatle kılınan diğer vakit namazlarını bir süre durdurarak İran’ın aldığı tedbirleri almalıdır.</div> <div>Özellikle risk grubunda ve en fazla ölüm oranında yer alan yaşlıların bir süre evlerinde namaz kılmalarını önerilmelidir.</div>