<div>Napolyon’a;<strong> “Bir savaşı yapıp kazanmak için ne gerekir?”</strong> diye sorulunca Napolyon: ”<strong>Para, para, para</strong>” diye cevap vermiş. Bugün insanlar sadece savaş için değil her türlü durum için bunu demektedirler.</div> <div>Sadece sözler ile değil hal dillerinden de İnsanlar müşahede edildiğinde durum fark edilmektedir. İnsanoğlunun sınır tanımazlığı elbette onu felakete sürüklemektedir.</div> <div>Zengin Batı ülkelerinin siyah ırkı gemilerle kendi kıtalarına götürüp köleleştirmesi insanın ne kadar acımasız olduğuna bir örnektir.</div> <div>Avrupa ülkelerinin Amerika kıtasını keşfetmesi ve bu kıtanın asıl sahiplerini katletmesi insanlık tarihi için kara bir lekedir.</div> <div>Demokrasi havarisi kesilen Amerika bu çağda bile siyah ırka ikinci sınıf muamelesi uygulayarak kendi içindeki çelişkiyi bize göstermektedir.</div> <div>Modern ve çağdaş görünen Avrupalıların, Afrika ülkelerinin altınlarını, petrolünü ve diğer yeraltı madenlerini müktesep hakkı gibi çıkarıp kullanması emperyalistlerin Para için yaptıklarını açığa çıkarmaktadır.</div> <div>Ortadoğu’da oynanan oyunlar ve karışıklıklar Petrolü kontrol etme arzusundan kaynaklanmaktadır. Hâsılı Yeryüzünde Gücü ellerinde bulunduranlar değerleri ve ilkeleri ön planda tutmaları gerekirken maalesef Parayı ve Maddeyi öne çıkarmaktadırlar.</div> <div>Hırsını kontrol edemeyenler sınırsız ve ölçüsüz bir biçimde insanlık değerlerini yok etmektedirler.</div> <div>Cenabı Allah ilk insan olan Hz. Âdem’e sınırı öğretmişti. Kendine gösterilen ağaca yaklaşmayarak sınırını ve ölçüsünü bilecekti. Oysa Hz. Âdem sınırı çiğnedi ve kendine zulüm etti.</div> <div>İnsanlık da sınırlara riayet etmeyerek kendi nefsine zulüm etmektedir.</div> <div><strong>Sınırsızlık ve hırs insanı ölçüsüz ve kontrolsüz bir yaratığa dönüştürmektedir. </strong></div> <div>İlimiz insanın temel gereksinimleri olan hava ve su açısından zayıf bir mekândır. İlimizin rakımı düşük aynı zamanda kapalı bir havza içinde yer alması bizleri kirli hava solumak zorunda bırakıyor.</div> <div>Zemini kayalık olmadığı için toz duman açısından dezavantajlı bir alanda yaşıyoruz. Ağaçlandırma ve yeşillendirme açısından da yeterli bir çalışma olmadığı için uçuşan toz ve toprağı solumak zorunda kalıyoruz.</div> <div>Ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışması yapması gerekenler bunu yapmadıkları gibi hava sirkülâsyonunu engelleyici icraatlara imza atmaktadırlar.</div> <div>Yıllardır heyelan bölgesi diye dillendirilen alanlar imara açılmış, boş alan bırakılmaksızın yüksek binalar yapılmıştır.</div> <div>Hava almanın imkânsız olduğu, güneşin görmediği binalar nerede ise içi içe girecek şekilde inşa edilmiştir. Heyelan alanları denilen yerlere on üç katlık binalar dikmek neyin göstergesi olabilir?</div> <div><strong>Para hırsı insanlığı diplere indirmektedir</strong>. Balçık ve bataklık alanlara dokuz kat, on kat ruhsat verilmesi yetmiyormuş gibi Müteahhitler para hırsıyla kaçak katlar çıkmaktalar.</div> <div> Eşrefi mahlûkat olmaya namzet olması gereken insanlık Esfeli safilin için ne kadar da çok çaba göstermektedir. Para hırsı ve menfaat tutkusu nereye kadar gidecek?</div>