<div>Vicdan muhakemesinin aslında bir mahkeme süreci gibi işlemesi gerekir. Mahkeme sürecinde bir sanık nasıl muhakeme ediliyorsa vicdanımızda da aynı süreci işletmemiz gerekir.</div> <div>Bizler genel olarak bir kişi veya bir toplum ile ilgili söylenen şeyler konusunda hemen karar verip vicdanımızda mahkûm ederiz.</div> <div>Oysa böylelikle haksız bir sonuca varabiliriz. Şüpheli olarak adlandırılan kişi ile ilgili yürütülen soruşturma sonucunda savcı iddianame hazırlayabilir veya takipsizlik kararı verebilir.</div> <div> Savcı eğer şüpheli hakkında suçu işlediğine dair soruşturma sonucunda yeterli delil elde etmişse iddianame hazırlar.</div> <div>Savcının soruşturma sürecinde şüpheli olarak adlandırılan kişi hakkında iddianame hazırlayıp ceza mahkemelerine iddianameyi sunarsa bu defa mahkeme durumu ele alır.</div> <div>Mahkeme iddianameyi kabul edebilir veya iade eder. Mahkeme iddianameyi kabul ederse şüpheli, sanık sıfatıyla mahkemede yargılanır.</div> <div>“Silahların eşitliği”, “Savunma hakkı”, “Adil yargılanma” gibi anayasal ilkeler gereği iddia makamını temsil eden savcı karşısında savunmayı temsil eden Avukat da sanığın masumiyetini savunur.</div> <div>“Masumiyet karinesi” gereği bir kişi hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyor ise o kişi masumdur.</div> <div>Kesinleşme kararı ise yerel mahkeme yani ilk derece mahkemesinin ardından istinaf mahkemesi(Bölge Adliye Mahkemesi) ve Temyiz (Yargıtay) süreci sonunda verilen ve kesinleşen mahkûmiyet kararı olarak ifade edilir.</div> <div>Bir şüphelinin sanık durumuna düşmesi ardından yerel mahkemenin mahkûmiyet kararı vermesi, istinafın mahkûmiyet kararını onaması ve Yargıtay’ın kesinleştirmesi uzun bir süreçtir.</div> <div>Aynı zamanda bu süreçlerde iddia ve savunma argümanları(Keşif, tanık, HTS, PTS, Yemin, Mobese kameraları, Bulgular, DNA testi vs) incelenir.</div> <div>Vicdan muhakemesinde de bir süreç işlemesi gerekir. Kolay bir şekilde insanları ve toplumu mahkûm etmememiz gerekir.</div> <div>Sadece bir söylenti, bir haber, bir dedikodu ile bir insanı mahkûm etmemiz haksızlık yaratabilir. Velev ki o haber veya söylenti doğru olsa bile.</div> <div>Her söylenen; araştırılmadan, kişi dinlemeden, tanık olmaksızın, şahit ifadesi dinlenmeden verilen karar yanlış ve haksız bir sonuç doğurur.</div> <div>Bugüne kadar sadece bir defa “Köfteci Yusuf” da köfte yedim. Köfteci Yusuf’un iki şubesinde domuz eti kullanıldığı haberleri yayıldı.</div> <div>Bu haber akabinde insanlar hemen aksiyon aldı sanırım. Ya da aynı kaynakların haberinin devamı Köfteci Yusuf’un şubelerinin boş olduğunu gösteren resimli haberler servis edildi.</div> <div>Haberlerin doğru veya yanlış olduğunu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, hiçbir muhakeme yapmadan gelen her haberi doğru kabul etmemiz yanlış ve haksızlığa yol açan bir durumdur.</div>