ÇOCUK EĞİTİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

ROPÖRTAJ
17-05-2021 13:39   Güncelleme : 17-05-2021 20:39
Google News

Pandemi döneminde çocuklar eve kapandı, aileler ne yapmalı? “Çocuğum parmağını emiyor, tırnağını yiyor, ne yapmalıyız”

ÇOCUK EĞİTİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Aile Danışmanı ve Eğitimci Esra Özdemir’i tanıyorsunuz.

Okul Müdürü olarak görev yaptığı

15 Temmuz Şehitleri Anaokulu’nu

14 Temmuz 2020’de ziyaret etmiş,

Tanıtım yapmıştık.

Mütevazılığı ve eğitimdeki başarısı ile

O gün de takdirimizi kazanmıştı.

Bu kez, gazetemizin youtube sayfasında,

Canlı yayın konuğu olarak ağırladık kendisini.

Aile eğitimlerini konuştuk.

Çocuk, parmağını emiyor, ne yapmalı?

Çocuğa tuvalet eğitimi nasıl verilmeli?

pandemi döneminde eve kapanan çocukla nasıl zaman geçirilmeli?

Önemli bilgiler verdi Esra Hanım.

Çocuğa verilen eğitimin,

Aileye verilen eğitimin,

Ne kadar önemli anlattı, altını çize çize.

Söyleşimiz çok iyi izlendi,

Pek sevildi.

Sözleştik,

Yayınlarımız devam edecek kendisiyle.

Evet, çocuk bakmak zorunda olan anneler, babalar, ablalar, ağabeyler,

Bu söyleşi sizler için,

Buyurun, bakalım…

-Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

“2006 yılında Konya Selçuk Üniversitesinde Çocuk Gelişimi Bölümünden mezun oldum. Kültür İlkokulu, Kız Meslek Lisesi ve Kardelen Anaokulu’nda toplamda 3 yıl öğretmenlik yaptım. Sonra Gültepe Anaokulu ve Çamlıtepe Anaokulunda Müdür Yardımcılığı ve Tomurcuk Anaokulunda Okul Müdürlüğü yaptım. 2016 senesinden bu yana 15 Temmuz Şehitleri Anaokulu Müdürlüğü yapıyorum”

-15 Temmuz Şehitleri Anaokulu, 15 Temmuz darbesi sonrası örgütten alınarak eğitim yuvasına dönüştürüldü ve çok kısa sürede çok iyi işlere imza attı. Kaç öğrenciniz var şu anda?

“Batman’ın en fazla talep gören okuluyuz. 2016 senesinde devlet okuluna dönüştürüldü burası. Kurucu müdür olarak geldim. Okulun inşaat günlerinde de burada bulundum. Duvarları yıkıp yeniden şekillendirdik. Şu anda okulumuzun 5. senesi. 17 öğretmenimiz ve

300'e yakın öğrencimiz var. Okulumuzda satranç eğitimi, halk oyunu etkinliği birçok etkinlik yapıyoruz. stem kulübümüz, müzik kulübümüz var. Çocuk kütüphanemiz var. Çim halı saha ve jimnastik salonumuz var. Çocuklarımızla patlıcan, biber yetiştirdiğimiz bir organik bahçemiz var”

-Evet, ne yazık ki koronavirüs pandemisi nedeniyle uzaktan eğitime geçildi. Neler hissediyorsunuz?

“Tabi ki öğrencilerimizi çok özlüyoruz. Onlara sarılmayı özlüyoruz. Koridorda, bahçede onların seslerini özlüyoruz. Her köşede onları görür gibi oluyoruz. Temennimiz daha sağlıklı günlerde çocuklarımızla, velilerimizle bir araya gelmek. Bizim hitap ettiğimiz yaş grubu 4–5 yaş grubu. Yüz yüze eğitim olmadığı için çocukları ekran başında tutmaya çalışıyoruz. Öğretmen-öğrenci-veli bağını güçlü tutmaya çalışıyoruz. Bu süreci en az hasarla atlatmak istiyoruz. Ailelerle whatsapp grubumuz var. Pandemi öncesi okulumuzda her hafta düzenli aile eğitimleri yapardık. Şu anda bu eğitimleri online yapıyoruz. Aileler, her an öğretmenlere ulaşabiliyor. Öğrencilerimizle de bağımızı koparmıyoruz. mutlaka haftada 3 gün online eğitimlerimiz, zoom üzerinden devam ediyor. Tabi ki yüz yüze eğitimler gibi olmuyor ama bu şekilde en azından aradaki o bağı güçlü tutmaya gayret ediyoruz”

15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ ANAOKULU NEDEN BU KADAR BAŞARILI

-15 Temmuz Şehitleri Anaokulu’nun Kurucu Müdürüsünüz. 10 yıllık bir eğitimcisiniz ve kabul edelim, çok başarılısınız. Neye borçlusunuz bu başarınızı?

“Ortada bir başarı var evet. Bu başarıyı personellerime, ekibime, okulumun kadrosuna, velilerimize, çocuklarımıza bağlıyorum. Herkes, bir dayanışma içerisinde. Çay demleyen Melek Hanımı, kayıt alırken görebilirsiniz. Beni bahçeyi sularken, öğretmenlerimizi temizlik yaparken… Hiçbir zaman odasına kapanan bir okul müdürü olmadım. Hep sınıfları gezip çocuklarla içli dışlı olan bir idareci oldum. İdarecilikte 10. senem oldu. Yüzlerce çocukla ve veliyle tanışık hale geldim. Eğitimde koordinasyon çok önemli. Bunu güçlü tutmaya çalışıyorum. Bu da başarıyı kendiliğinden getiriyor. Eğitimde en fazla başarıyı getiren şey ise sabır. Aile, bir çocukla baş edemez hale gelirken, bir öğretmen 20–30 öğrenciyle ilgilenmek zorunda kalıyor. Bunu sağlayan şey, öğretmenin sabrı”

KÜÇÜK YAŞTA VERİLEN EĞİTİM, ÇOCUĞUN BÜTÜN HAYATINI ETKİLİYOR

-Çocuk zaten okulda eğitim görüyorken ailenin çocuğuna verdiği eğitim, neden bu kadar önemli?

“Eğitimleri çok fazla önemsiyorum. En fazla eğitim de okul öncesi eğitim. Olmazsa olmazımız. Ailelerimize şu anlatıyoruz, her şeyi çözen bir sevgi sözcüğümüz var. Çocuklara sevgimizi hissettirmeliyiz. İnanın çocuk, sevginizi hissettiği zaman zaten sizi kırmak, üzmek istemez. Bütün problemlerin üzerinden bu şekilde gelmek mümkün. Emek harcadığınız ve eğitim verdiğiniz çocukta bunun karşılığını çok hızlı alıyorsunuz. Özellikle 4 ve 5 yaş, insanın bütün hayatını etkiliyor. Belki evlilik hayatını bile… Çocuğun yapısını oluşturuyor bu yaş. Çocuklarımız şimdi elinde telefon, dünyayla bağlantılarını koparmış vaziyette. Soru soruyorsunuz ama sizi muhatap almıyor, tenezzül edip cevap vermiyor mesela. Oysa bizim çocukluğumuz böyle geçmedi. İnsanların bize soru sorması, bizi önemsemesi, hoşumuza giderdi, değerli hissederdik. Şu anda inanılmaz doyumsuz bir nesil var. Çok büyük bir tehlike aslında. Çocuklarla ilgili konuşulması, üzerinde durulması gereken çok fazla konu var”

TUVALET EĞİTİMİ, ÇOCUĞUN KARAKTERİSTİK YAPISINI ETKİLİYOR

-Tuvalet eğitimi konusunda ailelere ne söylemek istersiniz?

“Tuvalet eğitimi zor bir süreç. Anne babalar, çocuğun bir an önce tuvalet eğitimi almasını haklı olarak istiyor. Tuvaleti geldiğinde ‘anne tuvaletim geldi’ desin istiyor. Ama bu öyle kolay olmuyor. Sabırlı olmamız gerekiyor. Çocuğun sağlığı açısından da bir sıkıntımız yoksa 3,5 yaş–4 yaştan sonra tuvalet eğitimini almış olması gerekiyor. Tuvalet eğitimi, karakteristik olarak çok önemlidir. Tuvalet eğitimini yanlış alan çocukta, karakteristik anlamda da bir yıpranma oluşabiliyor. Bu yüzden çok önemsiyoruz.

5-6 YAŞ SONRASI PARMAK EMME, TEHLİKELİ OLABİLİR

-Parmak emen çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

“Son zamanlarda çok sık gelen şikâyetlerden biri, çocuğun parmak emmesi. Parmak emme sonucu dişlerde ve ağızda yıpranmalar meydana gelebiliyor. Bunun önüne geçebilmek için sabır ve sükûnet çok önemli. Parmak emme normalde karnında başlıyor. Doğumdan sonra da devam edebiliyor. İlerleyen yaşlara kadar devam edebiliyor. Vaka ve problem dediğimiz noktaya gelebiliyor. Parmak emmede 4 yaşa kadar sorun görmüyoruz. Üzerine gidip, her parmak emmede çocuğa tepki göstermek, bunu daha fazla tetikleyebiliyor. Dikkati parmak emmeye çekebiliyor bu tür tepkiler. 5–6 yaşlarda çocukta parmak emme devam ederse bunun altında yatan nedenleri araştırmak gerekir. 5-6yaş sonrası parmak emen bir çocuğu gördüğümüzde bunun çok normal olduğunu düşünmemeliyiz. Bunun altında mutlaka yatan bir sebep vardır. 304- yaşında dahi parmak emen vatandaşlar olabiliyor. Bu artık psikolojik olarak da irdelenmesi gereken bir konu haline geliyor”

ÇOCUĞA HAYIR DEMEYİ BİLMEK GEREKİYOR

-Eğitimlerinizde ailelere, çocuğa hayır demeyi öğretiyorsunuz. Bu kadar önemli mi?

“Ben ilk hayır’ımı, üniversite yıllarımda öğrendim. Hayır demeyi bilmiyorsanız, ilk hayır’ınızda karşınızdaki insanlar bunu kabul etmeyebiliyor ve sizden uzaklaşabiliyor. Benim ilk hayır’ım öyle olmuştu. Yetişkinlerde de çok yaşanan bir sorun bu. Bunu çocuklukta yenmek istiyoruz. Velilerden çok gelen bir sorun, hayır demek zor. Çünkü sevdiğiniz insanı üzmemek için hayır’dan ziyade, evet diyorsunuz. Zarar bile görecek olsanız hayır diyorsunuz. Onu mutlu ederken, kendinizi mutsuz ediyorsunuz. Ancak bu doğru değil. 4–5 yaş çocuğa hayır demediğiniz için ilerleyen süreçte çok fazla hayır ile karşılaşacağı için ona hayır demediğinizden ötürü ona büyük zarar vermiş olacaksınız. Gittiğim bütün kalabalık ortamlarda istemsiz dikkatim, çocuğa yönelir. İzlerim aileleri, çocukları. Şu an ki süreçte aileler, çocuklarına hayır demeyi bilmiyor. Biz eğitimciler zorlanıyoruz. Kural ve kaide bilmeyen, hayır denmeyen bir çocukla okulda zorlanıyoruz. O anda gerçekleşen olayın cevabı hayır ise çocuğa bunu çok kararlıca hayır demek lazım. Bu bir anda olacak bir şey değil. Yani aile, her şeye evet evet evet derken, bir anda hayır derse bu da doğru olmaz. Bu süreci en baştan sirkülâsyonla sürdürmek gerekiyor. Bu sürekli hale getirilebilecek bir şey. Anne-baba uyumu da çok önemli. Annenin evet dediğine baba hayır diyorsa, babanın evet dediğine anne hayır diyorsa çocuktan kaliteli bir kişilik beklenemez. Çocuk, işine geldiği zaman anneden, işine geldiği zaman babadan istiyor ve kullanma yoluna gidiyor. Çocuğa hayır dendiği zaman neden hayır olduğunu da detaylıca anlatmak gerekiyor”

-Uzaktan eğitim sürecinde çocuklar eve kapandı. Aileler, çocuklarıyla nasıl zaman geçirmeli?

“Evet, çok sıkıntılı bir süreç. Handikap. Biz okuldayken bir an olsun, çocuğu boş bırakmıyoruz. Etkinlik yapıyoruz, etkinlik yoksa dışarı çıkarıp oyun oynamasını sağlıyoruz. Evde bunu sağlamak zor ancak aileler, mutlaka plan yaparak bu süreci düzene koymalı. Nasıl ki çocuk okula gelince her şey bir plana bağlıysa, günlük, haftalık ve yıllık planlarımız varsa, evde de planlar oluşturmalıyız. Günlük ne yapacağı bellidir öğretmenin. 10 dakikalık boşluk bile kötü sonuçlar doğurabilir. Oyun saati, etkinlik saati, zekâ çalışması, proje saatleri bellidir. evde bunu uygulamak kolay değildir evet ama çocuklarla etkinlikler yapılmalıdır. Etkinlik yaparken kafası yoğun olan çocuğun, sıkılması zor olur. Televizyon izleme saati kitap okuma saati, etkinlik saati, uyuma saati olmalı mesela. Anne, temizlik yaparken çocuğa da sorumluluk verebilir. Kek çırparken, çocuğa da görev verilebilir mesela. Çocuk hem sorumluluk almış olur hem kafası meşgul olur”

-Çocuğa sorumluluk yüklenmesi konusunda başka ne tür tavsiyeleriniz var?

“Mesela çocuk, kendi yemeğini yiyebilmeli. Evde annesi tarafından yemeği yedirilen çocuk, okulda da öğretmeninden bunu bekliyor.  Oysa çocuk, tabağındaki yemeği kendisi yemeli. Döksün, etrafa saçsın ama sorumluluk alsın. Mesela ev işlerinde, tabakları masaya götürebilir, çatal-kaşık dizebilir. Bu ona da keyif verecektir, size de”

ÇOCUĞUNUZA SAYGI GÖSTERİN Kİ ÇOCUKTAN SAYGI GÖRÜN

-Ailelere verebileceğiniz başka tavsiyeler var mı?

Çocuğa kırarak, kızarak, şiddet göstererek değil, çocuğa sevgi göstererek her şeyi çözmek gerek. Çocuk, arkadaşlarıyla kavga ettiğinde saç baş çekiyorsa, tükürüyorsa, ısırıyorsa, ailenin buna vereceği ilk tepki çok önemlidir. Neden tükürmemesi gerektiği, çocuğa güzel bir dille anlatılmalı. “Mesela çocuktan habersiz onun eşyasını alırsanız, onun odasına girerseniz, onun giymediği kıyafetleri başkasına verirseniz, çocuk da başkalarının eşyalarını izinsiz alacaktır. Çünkü çocuk, ailesini taklit eder. Odasına girerken dahi izin istenmelidir. Ki çocuk da karşısındaki kişilere saygı göstermeyi öğrensin. Çocuğa saygı gösterin ki çocuktan saygı alın. Eğer bir eşyasını size vermek istemiyorsa onu zorla almayın. Mesela yaşadığımız bir kardeş kıskançlığı sorunu var. Sevgi eksikliğinden meydana gelir. Çocuğa sevginizi göstermeniz gerekir. Gereğinden fazla televizyon, tablet ve telefon, çocukta görme bozukluğuna ve konuşma bozukluğuna neden olur. Bize gelen bazı çocuklarımız tek kelime konuşmayı öğrenmemiş oluyor. Çocuk yalan konuştuğunda aile kızarak, bağırarak tepki gösterirse çocuk, bunu tekrar eder. Oysa çocuğa güzel bir dille doğru olan şey, anlatılması gerekir”