Bazı insanlar vardır, hayatınıza girer ve yıllar sonra bile onları anlatırken yüzünüzde bir tebessüm belirir. Ahmet Yıldız benim için de, onu tanıyan pek çok insan için de böyle bir dosttu.
Yolumuz 1979-1980 yıllarında Adana’da, Çukurova Tıp Fakültesi’nde kesişti. O yıllarda stajyer doktordu. Genç, enerjik, meraklı ve alışılmışın dışında biriydi. Kısa zamanda sıkı ve candan bir dostluğumuz oldu.
Aradan geçen onca yıla rağmen birlikte yaşadığımız anılar hâlâ dün gibi aklımda. Aslında Ahmet’i tanıyan herkesin anlatacağı bir hikâyesi vardır. Çünkü onun hayatında sıradanlığa pek yer yoktu.

Ahmet’in farklılığı yalnızca üstü açık civciv sarısı jipinde, giyiminde kuşamında ya da renkli yaşam tarzında değildi. Onu yakından tanıyanlar, bütün bu görüntünün arkasında güçlü bir insan sevgisi, çevre duyarlılığı ve yaşadığı kente karşı sorumluluk taşıyan bir hekim olduğunu bilirdi.
BAŞHEKİMLİK YILLARI
Ahmet’in başhekimlik dönemini özellikle anmak gerekir.
O yıllarda Batman Bölge Hastanesi oldukça köhne ve bakımsız durumdaydı. Fiziki şartları yetersizdi; hastanenin çevresi ve genel görünümü de bir sağlık kurumuna yakışan seviyede değildi.
Ahmet göreve geldiğinde mevcut durumu kabullenmek yerine işe koyuldu.
Hastanenin eksiklerini yerinde görüp çözüm üretmeye çalıştı. Görev yaptığı süre içerisinde fiziki şartların iyileştirilmesi için önemli çalışmalar yürütüldü. Yeni bir acil ek binası kazandırıldı, çevre düzenlemesi yapıldı ve hastanenin genel görünümü değiştirildi.
Kısacası, göreve başladığı dönemdeki köhne hastane, onun çabalarıyla daha düzenli, bakımlı ve çağdaş bir görünüme kavuştu.
Ahmet’in hedefi yalnızca birkaç binayı yenilemek değildi. Hastanede çalışanların ve oraya şifa bulmak için gelen insanların daha iyi koşullarda hizmet almasını istiyordu. Devlet hastanesinde de düzenin, temizliğin ve hizmet kalitesinin özel bir hastaneyi aratmaması gerektiğine inanıyordu.
Bu nedenle başhekimliği masa başında sürdürülen bir görev olarak görmedi. Hastanenin içinde, bahçesinde, çevresinde dolaşan; neyin eksik olduğunu yerinde görmeye çalışan bir yöneticiydi.
Ama, Ahmet hocayı anlatırken benim hafızamda hastaneye yapılan binalardan ya da çevre düzenlemesinden daha farklı bir görüntü var.
SABAHIN ÇOK ERKEN SAATLERİ…
Başhekim Ahmet, eşofmanlarını giymiş, elinde çöp torbasıyla caddelerde dolaşıyor. Dershaneye gitmek üzere yola çıkan öğrencileri görüyor, onları yanına alıyor ve birlikte sokaklardaki çöpleri topluyor.
İşin en güzel tarafı ise bununla bitmiyor.
Daha sonra öğrencileri kahvaltıya götürüyor.
Bunu neden yaptığını sorduğunuzda verdiği cevap, onun dünyaya bakışını özetliyordu:
“Bu yaşta çocuklara çevre bilincini aşılamak, temiz ve yaşanılır bir Batman öğretmek istiyorum.”
Bir başhekimin sabahın erken saatinde eline çöp torbası alıp öğrencilerle birlikte sokak temizlemesi, bugün bile kolay rastlanacak bir görüntü değildir.
Ahmet böyleydi.
Makamın insanı değiştirmemesi gerektiğine inanırdı. Başhekim olmuştu ama kendisini toplumdan ayıran bir makam duvarı örmemişti.
Hastanede sağlık hizmetinin iyileştirilmesi için uğraşırken, bir yandan da şehrin daha temiz ve yaşanabilir olması için insanları harekete geçirmeye çalışıyordu.
Belki de onu yıllar sonra bile hatırlatan asıl şey buydu: Söylediğini kendi hayatında uygulaması.
BİR DOSTUN ARDINDAN
Şimdi geriye dönüp baktığımda, Ahmet’le ilgili o kadar çok anı geliyor ki aklıma, hangisini anlatacağımı gerçekten bilemiyorum.
Çukurova Tıp Fakültesi’ndeki genç Ahmet…
Yıllar sonra Batman’da başhekim olarak hastanenin çehresini değiştirmeye çalışan Ahmet…
Sarı jipinin içinde şehrin sokaklarında dolaşan Ahmet…
Sabahın köründe öğrencilerle çöp toplayan Ahmet…
Ve bütün bunların ötesinde, dostlarının hatıralarında yaşayan Ahmet…
Onu tanıyan herkesin hafızasında farklı bir Ahmet vardır. Kiminin bir anısı, kiminin bir sözü, kiminin unutamadığı bir iyiliği…
Benim içinse o, yıllar önce Adana’da başlayan dostluğumuzun hiç eskimediği canım arkadaşımdı.
Ahmet’i anlatmak kolay değil.
Çünkü bazı insanları birkaç cümleyle tarif edemezsiniz. Onları ancak birlikte yaşadığınız anılar anlatabilir.
Şimdi sen yoksun canım dostum.
Ama seninle karşılaşmış, seninle dostluk etmiş, senden bir iyilik görmüş, bir sohbetini paylaşmış insanlar seni anlatmaya devam edecek.
Ve inanıyorum ki senin adın her geçtiğinde, anlatılan anının sonunda yüzlerde küçük bir tebessüm olacak.
Ardından da sessizce bir “Rahmet olsun Ahmet’e…” denilecek.
Ben de seni sevgiyle, rahmetle ve büyük bir özlemle anıyorum.
Batman seni tanıdı, sen de Batman’a kendi rengini kattın.
Mekânın cennet olsun canım dostum.

Tertemiz yüreğiyle ,
Yumuşacık ve insan sevgisi dolu kalbiyle ,
İncecik ve samimi davranışıyla ,
Renkli kişiliğiyle ,
Batman Sevdalısı Doktorumuz
Ahmet Yıldız kardeşimizin vefatı herkesi üzdüğü gibi bizleri de derinden üzmüştür .
Mekanı cennet olsun.
Sevenlerine ve ailesine sabırlar diliyorum.
Hepimizin başı sağolsun .
Mekanı cennet olsun. Dediğin gibi Selim abicim Ahmet hocamla yolu kesişen herkesin güzel bir anısı vardır mutlaka. Işıklar içinde uyusun????