Değişmek, insanı korkutan ve en çok direnç gösterdiği durumlardan biridir. Bu direncin nedenlerinden biri korku, diğeri ise belirsizliktir. Çünkü kişi, sonucunun ne olacağını bilmediği şeyden ve alacağı tepkiden emin olmadığından dolayı korkar ve değişime direnç gösterir.
İnsan, bebeklikten yaşlılığa kadar her an bedenen değişim ve dönüşüm içindedir. Bedenin bu değişimi karşısında edindiğimiz tecrübelerin, fikirlerimizde ve davranışlarımızda kendini göstermesi gerekiyor. Yani yaşın ve davranışlarının aynı doğrultuda ilerlemesi diyebiliriz. Şairin dediği gibi, yaş 35 ve sen yolu yarılamışsan; zihnin, fikirlerin, davranışların da 35 yaşına uyumlanmış olmalı. Yaş 35 ve sen 18 gibi davranıyorsan burada bir sorun var demektir. Hâlâ 18 yaşına takılı kaldığını ve yaşadıklarından ders almadığını gösterir. Yani aynı olaya her defasında aynı tepkiyi göstermen, değişmediğinin ilk göstergesidir. Yaşadığın benzer olaylar seni aynı şekilde kızdırıyor, öfkene sahip çıkamıyor veya önlem alman gereken durumlarda sınır çizemiyorsan, bu tecrübelerinin ve ilerleyen yaşının sana hiçbir şey katmadığını gösterir.
Kâinatta her şey, her an değişim içindedir. Sistem değişim ve dönüşüm üzerine kurulmuştur. Sen de bu sistemin parçası olduğundan dolayı senin de bu sirkülasyona tabi olup bir üst versiyona geçip hayatı anlamlandırman gerekiyor. Kur’an-ı Kerim’de “Hiç akletmez misiniz?” sözü birçok yerde geçer ve değişime direnen kavimlerin helakinden sık sık bahseder. Sabit fikirler ve dar kalıplı düşünceler, görüldüğü gibi insanı felakete götürür.
“Ben buyum, bu saatten sonra değişemem.” demek, arkasına sığındığınız şehir efsanesi bir sözden başkası değildir. Sen her an değişen bir bedene sahipsin, tabii ki her yönüyle de değişebilirsin. Şimdi diyeceksiniz ki atalarımız: “İnsan 7’sinde ne ise 70’inde de odur.” der. Bu yüzden değişmek zor. Hayır, bu da yanlış bir inanış. Belki de asimile olmuş birçok söz gibi atalarımız: “Bakın, 7’sinde neydi, 70’inde de hâlâ aynı, değişmedi, bir yol kat edemedi, tabiri caiz ise ot gibi geldi, ot gibi gidecek.” demek istemişlerdir. Ne yazık ki birçok söz gibi bu söz de zamanla “değişmeyin, değişemezsiniz” diye anlamlandırılmıştır. Asıl olan her an, her olaydan ders çıkaran, aynı olaya ikinci defa kızıp öfkelenmeyen, verdiği kararların zamanla değişebileceğine inanan, fikirlere ve ideolojilere körü körüne saplanmayan bireyler olabilmemizdir.
Değişmek tamamen sizin iradenize bağlıdır. Kimse sizi zorlayamaz, bu tamamen sizin isteğinize bağlıdır. Hayatınızda şikâyet ettiğiniz her konu, değişmeniz gereken yerleri işaret eder. Bunun üstesinden gelmek için bazen küçük adımlar atmanız yeterli olabilir. Örneğin, sonucunu bildiğiniz bir olay karşısında önceden verdiğiniz tepkiyi vermeyin. Olaya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya çalışın. Bunu yakın arkadaşınız yaşasaydı, dış göz olarak ona tavsiyeniz ne olurdu diye düşünün ve ona göre tepki verin. Çünkü çoğu kez insan, kendi içinde olduğu olayı değerlendirmekte ve doğru karar vermekte zorluk yaşar. Aynı olayı bir başkası yaşadığında ise daha sağlıklı bir yaklaşımla yaklaşır.
Başka küçük bir değişim adımı olarak da günlük rutinlerinize, daha önce yapmakta zorluk çektiğiniz küçük bir davranış değişikliği ekleyin. Örneğin, her yemek sonrası yemeği yapanın ellerine sağlık demek, insanlara tebessümle yaklaşmak gibi küçük bir davranış değişikliği yapabilirsiniz. Göreceksiniz ki o, görünürde küçük ama etkide büyük bir değişime sevk edecek sizi ve çevrenizi olumlu yönde değiştirecek.
Öğrendiğiniz her yeni bilgi, her kayıp ve her acı sizi değiştirmek, dönüştürmek ve farkındalığınızı artırmak içindir. Bu yüzden değişmekten korkmayın. Siz iyi yönde değiştikçe hayatınızın da değiştiğini göreceksiniz.
Ben yaşadığım her güzellik ile, her kayıp ile, her zorluk ile ve her acı ile değiştim. Siz de değişebilirsiniz…

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir