Ana içeriğe geç
Şükran Demirhan
Şükran DemirhanKöşe Yazarı

Bozkurt ile toplum, umut ve kadın üzerine

Toplumu değiştirmek, bir kadının gözlerindeki çaresizliği umuda dönüştürmekle başlar.

Bozkurt ile toplum, umut ve kadın üzerine

Toplumu değiştirmek, bir kadının gözlerindeki çaresizliği umuda dönüştürmekle başlar. Bazen kara kışta ayağında incecik bir terlikle kapınızı çalan bir annenin feryadın da, bazen yanlış yollara sapmasın diye ambar köşelerine kapatılan gencin sessiz çığlığında görürsünüz hayatın yalın gerçeğini...

Sason’un dik yokuşlarında, Batman’ın sokaklarında 25 yıldır süregelen bu yürüyüş; yalnızca bir sosyal sorumluluk mücadelesi değil, insana, vicdana ve empatiye adanmış köklü bir adanmışlık hikayesidir.

Sason Kadınları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Kurucusu ve Sason ÇATOM Koordinatörü Muhsine Bozkurt, kalıplaşmış yargılara ve feodal duvarlara meydan okurken silah olarak yalnızca sevgiyi, eğitimi ve koşulsuz empatiyi kullandı. Muhsine Hanımla bir insanın yüreğine dokunmanın, bir ailenin kaderini değiştirebilmenin toplumsal dönüşümünü, kadın mücadelesini ve insan kalabilmenin o zarif ama güçlü dengesini konuştuk.

 

*** “Muhsine Hanım, sizinle geleceğin iradeli bir yükselişine şahit oluyoruz. Bilirsiniz toplumsal hafızamızda kadın imgesi uzun yıllar görünmez kılınmaya çalışıldı. Ancak bugün sahada, üretimde ve girişimcilikte bambaşka bir tablonun doğuşuna tanıklık ediyoruz. Sizce Türkiye’de ve bölgenizde kadının sosyo-kültürel konumu nereden nereye geldi?”

 -20 yıl geriye gittiğimizde, kadınlar ne yazık ki bugünkü gibi toplumsal sahnenin ön planında kesinlikle değillerdi. Ancak bugün gururla ifade etmeliyim ki; üreten, düşünen, kendi ayakları üzerinde duran, girişimci kadın sayımız her geçen gün ivme kazanıyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe, özgüveni yüksek, ne istediğini bilen güçlü kadın profilleri görünür hale geliyor. Bu da geleceğe dair en büyük umudumuz.

Üreten kadın denince zihnimde hep bir anne imgesi canlanır. Bir annenin evladını sarıp sarmaladığı o karşılıksız adanmışlığı düşünün; işte o kadına bir iş imkanı, bir yaşam alanı sunulduğunda o fırsata dört elle sarılmaması imkansızdır. Bugün özellikle kız çocuklarının eğitimine verilen değer, zihniyet dönüşümünün en belirgin kanıtıdır. Babaların, ailelerin yaklaşımı 20 yıl öncesine kıyasla muazzam bir noktaya ulaştı. Fırsat eşitliği sağlandığı sürece, bu coğrafyadan daha nice ilham veren kadın hikayelerinin çıkacağına yürekten inanıyorum.

 

***“Sason’da başlattığınız ve ÇATOM (Çok Amaçlı Toplum Merkezi) ile taçlandırdığınız bu hareket nasıl doğdu? Toplumun en dezavantajlı kesimlerine ulaşırken hangi duygusal ve lojistik eşikleri aştınız?

 -Sahada olmak, insan hikayeleriyle yüzleşmek insana büyük bir vicdani sorumluluk yüklüyor. Çaresizliğin, imkânsızlığın ve ifade edilemeyen derin duyguların ortasında bir şeyler yapmak isteyip de yol bulamayan sayısız kadın vardı. Sivil toplumun dönüştürücü gücüne inanarak ilk adımda Sason Kadınları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ni kurduk. Mekânımız yoktu, imkanlarımız kısıtlıydı ama inancımız tamdı. Özellikle ilk başladığımda kırsaldan gelen, Türkçe bilmeyen, sosyal hayata kapalı, çocuklarıyla bile sağlıklı iletişim kurmakta zorlanan kadınlarımıza el uzattık. Milli Eğitim ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle ilk aşamada 25 kadınımızla İŞKUR bünyesinde derslere başladık. Onları araçlarla şehir merkezine taşıdık, ilk kez sosyal bir ortama dahil ettik. Bizim için sıradan olan bir gezintinin, onların dünyasında nasıl büyük bir neşe yarattığını görmek tarif edilemez bir manevi tatmindi bizim için. Ardından ÇATOM süreciyle kapasitemizi 125 kadına çıkardık. 3 katlı merkezimizde; üniversite mezunundan hiç okuma yazma bilmeyenine, ağır psikolojik travmalar yaşayandan evinden hiç çıkmamış olanına kadar her kesimden kadını aynı çatı altında buluşturduk. Birlikte ürettiler, arkadaşlık kurdular, el sanatları öğrendiler ve en önemlisi “ben de varım” dediler. Birkaç kadınımızın kendi işini kurma cesaretini gösterdiğini görmek, yorgunluğumuzun en güzel mükâfatı oldu.

 

***“Muhsine Hanım, yıllarca sahada çalışırken tanık olduğunuz, vicdanınızı sarsan ve bir insanın kader çizgisini değiştirdiğiniz unutulmaz dediğiniz bir hayattan bir hikayeyi bizimle paylaşır mısınız?”

 -Katıldığım bir eğitimin ardından kırsal bir mahalleye gitmiştim. Orada çöpten ekmek toplayan çocuklarla karşılaştım. O tablo vicdanımı öyle sızlattı ki, derinlerde dram dolu bir hikaye olduğunu hissettim. İletişim kurduğum annemiz ders sonrasında gözyaşları içinde yanıma geldi. Anlattıkları tam bir trajediydi... Şehirde büyümesine rağmen henüz çok küçük yaşta feodal yapının baskısıyla evlendirilmiş, ilk yılında eşini kaybetmiş ve 1 aylık hamileyken kayınbiraderiyle nikahlanmaya zorlamıştı. İstemediği bu evlilikte 6 çocuk dünyaya getirmiş, yaşadığı ağır travmalar ve stres nedeniyle cilt kanserine yakalanmıştı. Yaşadığı çaresizlik o kadar derinden etkilemişti ki, çocuklarıyla birlikte kendi hayatına son verme kararı almıştı. Kara kışın ortasında, parmaklarımızı sızlatan o soğukta, yanıma incecik bir terlikle gelmişti. Çocukları açtı, çaresizdi. Ona gözlerinin içine bakarak sadece tek bir şey söyledim: “Bana sabret, bana bir gün izin ver.” Ertesi gün evine gittim. Devletimizin kurumları ve hayırsever dostlarımızın desteğiyle acil ihtiyaçlarını karşıladık. Aile içi iletişimi yeniden inşa etmek için eşiyle konuştuk. Hayvancılık yapabilmeleri için inek aldık, tarımsal üretim için imkan sağladık. Üretime katıldıkça evdeki güven ve huzur ortamı yeniden yeşerdi. Tedavisini takip ettik. İki ay sonra kapım çaldığında karşımda gözyaşları içinde duran ama artık gözlerinde yaşama sevinci parıldayan bir kadın vardı. Bir insanın, bir ailenin yok oluşunu engelleyip onları hayata yeniden bağlamak benim bu dünyadaki en büyük manevi mirasımdır.

 ***“Bilirsiniz bizi biz yapan değerlerimiz var sizde gördüğüm kadarıyla bu değerler öncülüğünde adım atıyorsunuz. İnsan hayatlarına dokunan bir lider olarak, günümüz insanında gördüğünüz temel eksiklikler nedir? “

 -Toplum olarak en büyük eksikliğimiz empati yoksunluğu. Kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymuyoruz; olaylara yüzeysel, sığ bir bakış açısıyla yaklaşıp hızla kendi konfor alanlarımıza çekiliyoruz. Oysa insani ve vicdani varoluşun temeli empatidir. Özellikle kadın yöneticilerin, kadının yaşadığı sıkıntıları sezgisel olarak anlaması ve çözüm odaklı yaklaşması gerekir. Bazı durumlarda elinizde sihirli bir değnek olmayabilir, somut bir imkan sunamayabilirsiniz. Ama bir insanın yüreğine dokunmak, onu yargılamadan dinlemek bile o ruhu özgürleştirir. Dinlenildiğini, anlaşıldığını hisseden bir kadının yüzündeki o ferahlama, her türlü maddi değerin üzerindedir

 ***Kişiye kim olduğunu sormuşlar beni benle değil yaptıklarımla öğren demiş.  Muhsine Hanım, sizi bu sözle bağdaştırırarak sormak istiyorum. Halkın size duyduğu o sarsılmaz güvenin kaynağı nedir? Geçmiş yıllarda bölgenin yapısına rağmen insanların eşlerini, kızlarını size tereddütsüz emanet etmelerini neye bağlıyorsunuz?”

 -Kişinin kendini anlatması doğru olmaz; bu sorunun muhatabı aslında bizi tanıyan, bu süreci bizimle yaşayan halkımızdır. Ancak şunu biliyorum ki, samimiyetle atılan her adım toplumda karşılık bulur. Eskiden bölgede kızını, eşini evden dışarı çıkarmayan en katı aileler bile “Eğer orada Muhsine Hanım varsa, bizim içimiz rahat, gönderebiliriz” diyebiliyorlardı.

Çünkü toplum netliği ve ilkeyi sever. Ben kendim de güçlü, dik duran, inandığı ilkelerin peşinden tavizsiz giden insanlara güven duyarım. Halkımızın şahsımıza gösterdiği bu teveccüh; duruşumuzun, doğrularımızın arkasında dimdik duruşumuzun ve güvene dayalı inşa ettiğimiz gönül köprülerinin bir neticesidir. Biz pes etmedik; geride bıraktığımız 25 yılı aşkın sürede kadınlarımızla ağladık, kadınlarımızla güldük. Geçenlerde bir kadın yanıma yaklaştı; “Hocam beni hatırladınız mı? Yıllar önce bana yol göstermiştiniz, şimdi ben usta öğretici olarak kadınlara ders veriyorum” dedi. 13-14 yaşlarında dokunduğumuz bir kız çocuğunun bugün toplumda bir meşale gibi parıldadığını görmek anlatılamaz bir gurur. Ömrümüz yettiğince, gücümüzün ulaştığı son noktaya kadar bu meşaleyi taşımaya devam edeceğiz.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın