Ana içeriğe geç
Şükran Demirhan
Şükran DemirhanKöşe Yazarı

Etiketlerden Öz’e içsel yolculuk

Bir kâğıdın üzerine basit bir şapka çizilse, kaçımız orada devasa bir fil yutmuş bir boğa yılanı görebilir?

Etiketlerden Öz’e içsel yolculuk

Bir kâğıdın üzerine basit bir şapka çizilse, kaçımız orada devasa bir fil yutmuş bir boğa yılanı görebilir? Antoine’nin ölümsüz eseri Küçük Prens’in Çocuk dünyasının perdelerini ardına kadar bize açarak gezegenler arası yolculuğunda karşılaştıklarıyla sorguladıkları arasında insanlığın kaybettiği en büyük hazineyi, yani saf bir yürekle bakabilme yetisini anlatıyor.

Küçük Prens’ in gittiği gezegenlerde karşılaştığı yetişkinler; güç sevdalısı,  alkış delisi kibirli,  rakamlar arasında boğula ve ben de derin bir iz bırakan hiç durmadan feneri açıp kapatan fenerci. Hepsi modern dünyanın birer gerçeği. Kendilerini büyük, önemli ve son derece “ciddi” işlere adamış  insanlar, yanlarındaki güzelliklerin farkına varamayacak kadar nasıl körleşebilir ki?

Çünkü yetişkinler dünyası, her şeyi ölçülebilir, satılabilir ve rakamlarla ifade edilebilir olduğunda anlamlı bulur. Bir evin güzelliğini mimarisiyle değil, fiyatıyla ölçen bir zihniyet; bir çiçeğe verilen emeğin değerini nasıl anlayabilir ki?

Küçük Prens’in yolculuğu, Dünya’da bir tilkiyle kesiştiğinde hikâye asıl orada başlar. Tilki, günümüzün hızla yüzeyselle şen insan ilişkilerine tokat gibi çarpan o büyük sırrı fısıldar bize: “En iyi yüreğiyle görür insan; gözler asıl gerçeği göremez.” Ve ekler: “Gülünü senin için bunca önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”

Gülünü es geçemezsin. Yani neye emek veriyorsan ondan vazgeçemesin.

Bugün dönüp kendimize baktığımızda kaçımız o çok uzaklarda bıraktığı çocuksu yanını yanında hala taşıyor?

Modern dünyamızın bize dayattığı kimliklere, etiketlere, unvanlara ve geçici heveslere bakmaktan,  dostluğu, emeği ve sevgiyi yani gerçek güzelliği görmeyi neden unuttuk? Büyümek, hayal gücümüzü, masum yanımızı bir kenara bırakıp dünyayı sadece rakamlardan ibaret sanmak mıdır?

Ya da kendi öz benliğinden kopuk şekilde uzaklarda kendinden bihaber yaşamak mıdır?

Aramızda kaçımız hayata farklı pencerelerden bakmayı seçiyor ve onlarca pencere varken kaçımız o çocukluğumuzun sokağa açılan çiçeklerle bezenmiş penceresinden hala hayata bakabiliyor?

Küçük Prens’in yüreği bize hayatın içinden geçerken makineleşmiş hallerimizin ötesinde ki yanımızı hatırlatır. Çünkü içimizdeki o çocuğu hatırlamak, nesnelerin ötesindeki özü kavramak ve bir çiçeğe gösterilen sorumluluğu yeniden hissetmek hayatın karmaşasında kaybolduğumuzda yapmamız gerekenin gözlerimizi bir an kapatıp yüreğimizin sesini biraz olsun açmaktır. Hayatta, ancak bir çocuğun hayal gücüyle baktığımızda fil yutmuş yılanları görebilecek kadar masum ve anlamlıdır.

Çünkü; insanın gözüyle göremediği, sadece yüreğiyle hissettiği şeyler en güzel olanlardır.”

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın