Şehirlerin öz benliğini anlatan kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler toplum hafızasıyla yaşayan organizmalardır. Kadim Mezopotamya’nın bereketli coğrafyasında var olan Batman’ımız, binlerce yıllık tarihsel birikimi ve zengin mutfak kültürüyle harika bir mirasa sahiptir. Batman’ımızda kısa sürede Gastronomi ve kültür faaliyetlerine başlayan ‘Batman Gastronomi ve Kültür Turizmi Derneği,’ bu zenginliği hem bilimsel bir disiplinle ele almak hem de kentin turizm potansiyelini küresel ölçeğe taşımak adına kıymetli adımlar atıyor.

Dernek, gastronominin sadece bir yemek kültürü değil, kentin sosyo-kültürel kimliğini ve marka değerini biçimlendiren stratejik bir unsur olduğu bilinciyle hareket ediyor. Şehrimizde hem akademinin bilimsel yapı disiplinini hem de sivil toplumun dinamizmini bir araya getiren Batman Gastronomi ve Kültür Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Doç. Dr. Reşat Arıca ile hasbihal ettik.
Şehrimizin yıllara dayanan mutfak kültüründen, sosyolojisine, turizmden, yerel mirasın korunmasına kadar Batman’ın vizyonuna uzanan bilimsel derinliğe sahip derin bir söyleşiyi ele aldık.
“Batman, Mutfak kültürünün ve kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerin küreselleşen dünyada kaybolma riski var. Dernek olarak bu “somut olmayan kültürel mirası” belgeleme ve bilimsel olarak tescilleme sürecine ilişkin çalışmalarınız neler?”
-Batman’ımızın kadim tarihini, mutfak mirasını ve kültürel kimliğini geleceğe taşımak adına gerçekleştirdiğiniz değerli söyleşi ve nazik sorularınız için teşekkür ederim. Sorduğunuz soruları Batman Gastronomi ve Kültür Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve bir akademisyen gözüyle şu şekilde yanıtlayabilirim:
Dicle’nin suları ile hayat bulan Mezopotamya toprakları, binlerce yıldır Hasankeyf’ten Malabadi’ye kadar uzanan muazzam bir kültürel katman barındırıyor. Ancak küreselleşme çağında en büyük tehdit, bu köklü yerel hafızanın ve kuşaktan kuşağa aktarılan özgün tariflerin yol olmasıdır. Dernek olarak bu riski minimize etmek adına disiplinlerarası bir yaklaşım benimsiyoruz. Kentimizin mutfak envanterini çıkarmak üzere saha araştırmaları yürütüyor, eski ustalar, teyzeler, emekçi kadınlara yönelik tarih çalışmaları yapıyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş yemeklerimizi tespit edip, sunum ve üretim tekniklerini kayıt altına alarak bilimsel yayınlara dönüştürüyoruz. Ayrıca Batman’a özgü lezzetlerin coğrafi işaret tescili süreçlerini başlatarak hem hukuki ve ekonomik hem de kültürel koruma kalkanı oluşturuyoruz. Temel amacımız, bu kadim coğrafyanın kulaktan kulağa aktarılan sözlü mirasını yazılı ve bilimsel belgelere dönüştürerek gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmaktır.

“Batman, Gastronomi kültür ve turizm derneğinin başkanı olarak büyük sorumluluk üstlenmeniz, kent için büyük bir kazanım. Akademik bilgi birikiminiz ve saha çalışmalarınızla ghastronomiyi sosyo-kültürel anlamda taşımak istediğiniz nokta neresi?”
-Batman, medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan, tarihi kadar sosyolojik dokusu da zengin bir kenttir. Gastronomiyi yalnızca bir tabak sunumu veya lezzet tecrübesi olarak değil; kentin tarihsel kimliği, toplumsal hafızası ve bölgesel kalkınma motoru olarak görüyoruz. Şehrimizi taşımak istediğimiz nokta; Batman’ın zengin mutfak kültürünü bilimsel metotlarla işleyerek, kenti Mezopotamya gastronomi rotasına dahil etmektir. Akademinin sunduğu metodolojik disiplin ile sivil toplumun dinamizmini birleştirerek, Batman’ı gastronomisi ile anılan, sürdürülebilir turizm modellerini hayata geçirmiş ve yerel değerlerini küresel platformlarda temsil eden vizyoner bir şehir konumuna ulaştırmayı hedefliyoruz.
“Bilirsiniz her şeyin bir hikâyesi olduğu gibi her yemeğin de bir hikâyesi vardır. Kültürümüzde var olan unutulmuş yemekleri gün yüzüne çıkarmak için çaba sarf ettiğinizi biliyorum. Bu konu üzerine araştırmalar yaptığınız sırada çok etkilendiğiniz hikâyelerden birini bize anlatır mısınız?”
-Saha araştırmalarımız sırasında beni en çok etkileyen geleneklerden biri, mutfak kültürümüzde yemeğin ve malzemenin sadece bir besin değil; bir sadakat, sorumluluk ve samimi bir emek göstergesi olarak ele alınmasıdır. Bu durumun en somut örneğini, köklü düğün geleneklerimizde yer alan "mehir" anlayışı ve bu süreçte hazırlanan özel yemek geleneklerinde görüyoruz. Bize araştırmalarda görüştüğümüz büyüklerimizin aktardığı üzere; eskiden yeni bir yuva kurulurken mehir olarak belirlenen değerlerin ötesinde, damadın ve ailesinin sadakatini, toprağa ve eşine vereceği değeri simgeleyen en kıymetli hediye; kendi elleriyle ektiği, tarlada günlerce alın teri dökerek biçtiği ata tohumu buğday ve o buğdaydan elde edilen ürünlerdir. Buğdayın tarladaki ekiminden taş değirmende un haline getirilmesine, tandırda pişen ekmekten mehir sofraları için hazırlanan mehir yemeğine (mehir çorbası/aş) uzanan yolculuk, tam anlamıyla bir sabır ve emek imtihanıydı. Tarladan sofraya binbir emekle gelen bu buğday ve yoğurdun ağır ağır kaynatılmasıyla hazırlanan mehir yemeği, sadece bir ikram değil; kurulan yeni yuvanın da tıpkı o yemek gibi sabırla, emekle ve kök salarak büyüyeceğinin sembolüydü. Mutfak kültürümüzün temelinde yatan bu derin sadakat ve kolektif emek hikâyesi, bugün gastronomiye neden sadece bir "tarif" gözüyle bakmamamız gerektiğini bize hatırlatıyor.
“Gastronomiyi sadece bir mutfak sanatı olarak değil, şehirlerin kendine has tarihsel ve kültürel belgesi olarak düşünürsek, şehrimizin mutfağı bize bu konuda ne anlatır?”
-Batman mutfağı, Dicle Nehri’nin bereketlendirdiği ovaların, hayvancılıkla şekillenen yayla kültürünün ve İpek Yolu üzerindeki ticari etkileşimlerin lezzet üzerinden okunabilen canlı bir arşividir. Mutfağımız bize toprağın cömertliğini, farklı kültürlerin bir arada yaşama estetiğini ve tarih boyunca bu coğrafyada süregelen yaşam ritmini anlatır. Kullanılan otların ve baharatların çeşitliliğinden etin killi kaplarda işleniş biçimine kadar her detay, Raman Dağı’ndan Hasankeyf’e kadar bu kentin doğasıyla bütünleşmiş tarihi belgesidir.
“Tarladaki üreticiden restoranlardaki şeflere kadar uzanan zincirde dernek olarak kurduğunuz bir bağ var. Şehrimizin ortak paydası için oluşturduğunuz bu bağ nasıl bir etki yaratır?”
-Batman’ın en eski ve kıymetli işletmeleri ile şehrin marka değerini geliştiren işletmelerin büyük bir bölümü bize destek olmak üzere yanımızda oldular. Abdullah Usta, Balta Burger, Beyzade, Çömçe, Hanımeli Kadın Kooperatifleri, Kristal Et Lokantası, Otel Bozooğulları, Şirin Ocakbaşı, Zeki Kuyumculuk ve Gümüşçülük, Ziyade Et Lokantası ile Ramada Otel ve Tavuk Dünyası şehir gastronomisi ve turizmini geliştirmek üzere beraber yolda bağ kurduğumuz işletmeler. Bu bağ, bizi doğrudan "Sürdürülebilir Yerel Kalkınma" ve kentsel aidiyet modeline taşımanın ilk adımı. Batman’ın verimli ovalarında üretim yapan çiftçimizin, kadın kooperatiflerimizin ürettiği yerel ve doğal ürünleri restoranlardaki şeflerimizin tabakları ile buluşturduğumuzda, kentin öz kaynaklarına dayalı güçlü bir ekonomi zinciri kuruyoruz. Bu entegrasyon bir yandan atalık tohumları, geleneksel tarım yöntemlerini ve yerel üreticiyi korurken, diğer yandan kente gelen ziyaretçilere Batman’ın toprağını ve kimliğini hissettiren otantik bir deneyim sunar. Şehrimizin ortak paydasında kurulan bu köprü, Batman’ın kendi tarihsel ve tarımsal potansiyeliyle kalkınmasını sağlayacağına inanıyoruz.
“Şehrimizin kültüründe “büyük sofra” sadece yemek yenen yer değil, uzlaşı sağlanan, misafirperverliğin önemsendiği bir alandır. Mutfak kültürünün bu birleştirici gücünü projelerinize yansıtacak mısınız?”
-Mezopotamya kültüründe sofra, hiyerarşinin kalktığı, kırgınlıkların giderildiği, bereketin ve uzlaşının paylaşıldığı kutsal bir alandır. Hazırlayacağımız ve hazırladığımız projelerde bu felsefeyi merkeze alıyoruz. Bilimsel araştırmalar, hazırlayacağımız festival, atölye, tadım etkinlikleri ve kültür rotalarında "ortak sofra" konseptini ön planda tutmayı hedefliyoruz. Farklı kesimleri, yerli ve yabancı ziyaretçileri, akademisyenleri, ustaları ve influencer’ları aynı sofranın etrafında buluşturarak mutfağımızın birleştirici gücünü kentin kültürel diplomasisi için kullanacağız.
“Dernek olarak Batman’ı uluslararası gastronomi kongrelerinde veya akademik yayınlarda bir “kültür” vizyonu olarak görmek mümkün olacak mı?”
-Kesinlikle evet. Batman, sadece petrolü ile veya modern şehirleşmesi ile değil; binlerce yıllık tarihsel arka planı ile uluslararası alanda tanınmayı hak ediyor. Derneğimizin en temel misyonlarından biri de Batman’ın turizm ve gastronomi mirasını ulusal ve uluslararası akademik literatüre kazandırmaktır. Bunu halihazırda yapıyoruz, bu konuda birçok bilimsel çalışma hazırlayıp, yayınladık. Bununla beraber dernek vasıtası ile düzenleyeceğimiz bilimsel sempozyumlar, uluslararası kongreler ve kitap projeleri ile Batman adının; sürdürülebilir kültür turizmi, somut olmayan miras ve Mezopotamya mutfak tarihi başlıkları altında nitelikli araştırmalarla anılmasını sağlayacağız.
“Sizde bir Batman’lı olarak hem bir bilim insanı hem dernek başkanısınız. Batman’a bırakmak istediğiniz en büyük miras nedir?”
-Batman’a bırakmak istediğim en büyük miras; kentin kendi kadim tarihine, kültürüne ve özgünlüğüne duyduğu özgüveni bilimsel temellerle pekiştirmiş bir kültürel hafızadır. Kadim geçmişimiz ile modern geleceğimiz arasında sağlam bir köprü kurarak; kentin gastronomi ve kültür değerlerinin kayıt altına alındığı, tescillendiği ve gelecek nesillerin gururla devralıp uluslararası alanda temsil edebileceği sürdürülebilir bir kurumsal altyapı bırakmayı arzuluyorum. Gelecekte insanlar geçmişte büyüklerimiz Allah onlardan razı olsun Batman için ellerini taşın altına koymuşlar üstünü biz inşa edelim desinler istiyorum. Bazen; başlamak hiç başlamamaktan, bir adım atmak hiç yol almamaktan daha iyi ve hayırlıdır.
“Batman, kültür ve turizmi bir kenti sadece “gezilen” değil, “deneyimlenen” bir yere dönüştürür. Bu süreç Batman’ın genel algısını nasıl değiştirecek?”
-Batman, sadece yoldan geçerken uğranılan veya birkaç tarihi yapısı görülüp geçilen bir yer değil; hikâyesi dinlenen, lezzeti tadılan ve ruhu hissedilen bir kenttir. Misafirlerimiz Hasankeyf’in tarihini dinlerken, Batman mutfağının asırlık tariflerinin yapım süreçlerine katılmasını, yerel ustalarla sohbet etmesini ve kültürümüzü bizzat yaşamasını hedefliyoruz. Batman "deneyimlenen" bir destinasyona dönüştüğünde, zengin tarihsel derinliği, misafirperverliği ve gastronomi zenginliği ön plana çıkacak; bu da kentimizin marka değerini hak ettiği üst seviyeye taşıyacaktır.
Sonsöz; davetiniz ve gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet için teşekkür ediyorum. Böylesine samimi ve güzel bir ortamda düşüncelerimi paylaşma fırsatı bulmaktan büyük memnuniyet duydum. İlginiz, ev sahipliğiniz ve değerli sohbetiniz için tekrar teşekkür ediyor; nice güzel buluşmalarda yeniden bir araya gelmeyi diliyorum.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir