Ana içeriğe geç
Siracettin Çekin
Siracettin ÇekinKöşe Yazarı

Her yasal olan vicdana sığmıyor işte…

Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek romanında şöyle bir cümle geçer: “Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.” Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan…

Her yasal olan vicdana sığmıyor işte…

Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek romanında şöyle bir cümle geçer: “Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.” Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak budur. Çünkü bazı meseleler yalnızca kanunun ne dediğiyle açıklanamaz. Hukuk bir sınır çizer; fakat o sınırın içinde nasıl davranacağımızı vicdan belirler.

Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmiyorum. Asgari ücretle ev geçindirmeye çalışan babayı, bir ömür çalıştıktan sonra pazarda akşamı bekleyen emekliyi, kantinde bir tost alabilmek için cebindeki bozuklukları sayan genci düşünün. İnsanların geçim derdiyle boğuştuğu bir dönemde, tam da sosyal politikaların merkezinde olması gereken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın milyonluk fon kazançlarıyla gündeme gelmesi, kamu vicdanı açısından ciddi bir tartışmayı beraberinde getiriyor.

Elbette birileri çıkıp “Kanuna aykırı bir durum yok” diyebilir. Ama mesele gerçekten bundan mı ibaret? Rahmetli Alev Alatlı’nın sözünü hatırlayalım: “Her yasal olan helal değildir.” Bir şeyin mevzuata uygun olması, onun vicdanlarda da kabul göreceği anlamına gelmez. Yasalar sınırı çizer; insanı o sınırın ötesinde değerlendiren ise vicdandır, ahlaktır ve toplumsal sorumluluktur.

Üstelik burada sıradan bir makamdan değil, ailelerin, dar gelirli insanların, kadınların, çocukların ve yaşlıların sorunlarından sorumlu bir bakanlıktan söz ediyoruz. Kamu görevi yalnızca kanunları uygulamak değildir. Aynı zamanda toplumun yaşadığı hayatı görmek, insanların derdini anlamak ve sahip olunan makamın temsil ettiği kesimlerle aradaki mesafeyi unutmamaktır.

Bugün insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri güven. Vatandaş, zor zamanlarda yöneticilerine baktığında “Biz ne yaşıyorsak onlar da bunun farkında” diyebilmek istiyor. Bir tarafta geçim sıkıntısı, diğer tarafta kamuoyuna yansıyan milyonluk kazançlar konuşuluyorsa, mesele artık sadece ekonomik bir tartışma olmaktan çıkıyor; adalet, temsil ve güven meselesine dönüşüyor.

Çünkü bir makama gelmek, yalnızca yetki sahibi olmak değildir. O makamın taşıdığı ahlaki ve toplumsal sorumluluğu da taşımaktır. Kanun bazı şeylere izin verebilir. Fakat insanın içinde, hiçbir mevzuat maddesinde yazmayan başka bir ölçü daha vardır: Vicdan.

Kanunlar kağıt üzerinde sınırları belirler. Vicdan ise o sınırın nerede başladığını, nerede durmamız gerektiğini hatırlatır. Bir kamu yöneticisi karar verirken yalnızca mevzuata değil; geçim derdindeki annenin, babanın, emeklinin ve geleceğinden endişe eden gencin yüzüne de bakabilmelidir.

Çünkü devlet sadece kanunla değil, adalet ve güven duygusuyla da ayakta durur. Ve bazen insanın yapabileceği en doğru şey, “Yasal mı?” sorusundan önce kendisine şu soruyu sormaktır:

“Vicdanım buna gerçekten razı mı?”

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın