Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un Batman’a gelişi, şehrimiz açısından önemli bir gelişmedir.
Yasama organının başındaki ismin çeşitli temaslarda bulunmak ve açılışlara katılmak üzere Batman’ı ziyaret etmesini anlamlı buluyorum.
Çünkü bugün Batman, yalnızca coğrafi konumuyla değil, içinde bulunduğumuz sürecin taşıdığı anlam bakımından da önemli bir yerde duruyor.
Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı’nın, bu hafta ise TBMM Başkanı’nın Batman’da olması tesadüfi bir yoğunluktan ibaret görülmemelidir. Her iki ziyaret sırasında farklı cümlelerle ifade edilen ortak bir mesaj vardı: Silahlar susacak, meseleler siyaset zemininde konuşulacak. İşte bu mesaj, bugün hepimizin üzerinde düşünmesi gereken temel meseledir.
Elbette yürütülen sürecin kendine özgü hassasiyetleri var. Ülkesinin geleceği için umut taşıyan herkesin ortak beklentisi, sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesi ve herhangi bir provokasyonla sekteye uğramamasıdır. Araya nifak tohumları ekmek isteyenlere fırsat verilmemeli, süreci sabote etmeye çalışanların toplumun geleceği üzerinde belirleyici olmasına izin verilmemelidir. Çünkü kaybedecek daha fazla zamanı olmayan bir ülkenin önünde, tarihi bir sorumluluk duruyor.
Ancak burada gözden kaçırmamamız gereken önemli bir mesele var: Tarafgirlikten uzak durmak. Barışı yalnızca iki tarafın birbirine karşı attığı adımlar üzerinden değerlendirmek, bizi eksik bir anlayışa götürür. Oysa barış, yalnızca tarafların uzlaşması değil, toplumun tamamının kendisini o barışın içinde görebilmesidir.
Barışın iki ayrı sahibi, iki ayrı ölçüsü olmaz. Barış, bir tarafın kazancı veya diğer tarafın kaybı olarak görülmemelidir. Aksi halde herkes kendi barışını diğerininkiyle kıyaslar; beklentiler karşılanmadığında silahı yeniden bir seçenek olarak görme tehlikesi ortaya çıkar. Böyle bir anlayışla belki geçici bir sessizlik sağlanabilir ama kalıcı bir barış inşa edilemez.
Bizim ihtiyacımız olan, geçici bir suskunluk değil, kalıcı bir huzurdur. Söylemlerin ötesine geçerek atılması gereken adımları konuşmak, toplumun bütün kesimlerini bu ortak geleceğin parçası haline getirmek zorundayız. Barış, yalnızca masalarda alınan kararlarla değil, insanların birbirine bakışında, günlük hayatında ve geleceğe duyduğu güvende de karşılık bulmalıdır.
Bugün önümüzde önemli bir fırsat var. Bu fırsatı kişisel hesaplara, siyasi çıkarlara ve ayrıştırıcı söylemlere kurban etmeden değerlendirmeliyiz. Devletimizin ortaya koyduğu çerçeve içerisinde, sorumluluk bilinciyle hareket etmeli; Anadolu’dan Mezopotamya’ya bu topraklarda yaşayan her insanın yüreğine barışın tohumlarını ekmeliyiz. Çünkü bu ülkenin evlatları olarak hepimizin ortak bir geleceği var.
Unutmayalım; barış birilerinin diğerlerine sunduğu bir lütuf değil, toplumun tamamının birlikte inşa edeceği ortak bir gelecektir. Batman’dan yükselen bu umudun, bütün ülkeye yayılan kalıcı bir huzura dönüşmesini diliyorum.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir