Ana içeriğe geç
HASAN GÖKER
HASAN GÖKERKöşe Yazarı

Saat 21.30 tarih 6 Kasım

Bazı saatler vardır, insanın hayatını ikiye böler.

Saat 21.30 tarih 6 Kasım

Bazı saatler vardır, insanın hayatını ikiye böler.

Benim için o saat 21.30.

Tarih ise 6 Kasım 2024…

O akşam hastaneden ayrılırken babam bana baktı ve:

“Oğlum, hakkını helal et. Seni çok yordum. Git, evde dinlen…” dedi.

Ben o an bunun bir veda olduğunu bilmiyordum.

İnsan, sevdiği insanın son sözlerini yaşarken anlayamıyor. Bazı cümlelerin hayat boyunca yüreğinde taşıyacağın bir emanete dönüşeceğini ancak sonrasında fark ediyor.

Keşke bilseydim baba…

Keşke o an bunun son kez “Oğlum” deyişin olduğunu bilseydim.

Sana daha sıkı sarılırdım.

Biraz daha yanında kalırdım.

“Sen beni hiç yormadın baba” derdim.

Çünkü gerçekten de yormadın.

Seninle geçen hayatımın hiçbir anını yük olarak görmedim.

Tam tersine, bugün dönüp baktığımda hayatımın en kıymetli hatıralarının seninle yaşadığım o günler olduğunu görüyorum.

Daha küçücük yaşlardaydım.

Seninle birlikte ekmek tezgâhımızın önünde durduğumuz günler geliyor aklıma.

Alın terini, emeği ve ekmeğin ne kadar kıymetli olduğunu daha çocuk yaşta senden öğrendim.

Evimizin eksiklerini gazete kuponlarıyla tamamlamaya çalıştığımız günleri hatırlıyorum.

Kışın ailece ısınabilmek için yaz aylarında dayılarımın dükkânından topladığımız tahta ve talaşları üçüncü kata çıkardığımız günleri…

Şimdi o merdivenlere baktığımda sadece taşıdığımız tahta parçalarını değil, birlikte taşıdığımız hayatı görüyorum.

Bir de Batman Petrolspor vardı.

Babamla maçları birlikte takip ederdik.

Maç biter, bu kez bizim aramızda başka bir maç başlardı:

Kritik…

Kim iyi oynadı?

Nerede hata yapıldı?

Hangi pozisyon maçı değiştirdi?

Futbol bizim için yalnızca futbol değildi.

Baba-oğul sohbetimizin bahanesiydi.

Sabah namazını kılıp site girişinin önünde taraftarlarla buluştuğumuz, gün daha ağarmadan Petrolspor'un deplasmanına çıktığımız günler ise şimdi gözlerimin önünde bir film şeridi gibi akıyor.

Otobüsler…

Taraftarların heyecanı…

Deplasman yolları…

Ve yanımda babam…

Bugün o yolculukların değerini daha iyi anlıyorum.

Çünkü bazı anların kıymetini, onları kaybettikten sonra öğreniyoruz.

Sonra hayatımızın en uzun ve en zorlu dönemlerinden biri başladı.

12 yıl süren kanser mücadelesi…

Geceyi gündüze kattık.

Gün oldu, bir günde üç kez hastaneye gittik.

Kontroller, tedaviler, bekleyişler, umutlar…

Hastane koridorlarında geçen sayısız saat…

Ben elimden geldiğince yanında durdum.

Sen ise bütün o acının içinde bile beni düşünüyordun.

Ta ki o 6 Kasım 2024 akşamına kadar.

Saat 21.30'da hastaneden ayrılırken söylediğin:

“Oğlum, hakkını helal et. Seni çok yordum. Git, evde dinlen…”

Baba, sen beni hiç yormadın.

Ben sadece bir evladın yapması gerekeni yaptım.

Sen yıllarca benim elimden tuttun.

Ben de hayatının en zor döneminde senin elinden tutmaya çalıştım.

Ve birkaç gün önce, babamla hastanede geçirdiğim günleri bilen gazeteci bir arkadaşım bana şöyle dedi:

“Sen nasıl babanla ilgileniyordun. Benim de babamın bir sağlık sorunu oldu, ben de onu yalnız bırakmadım.”

Bu cümle yüreğime dokundu.

Demek ki yaşadığımız hayat sadece bizim hikâyemiz olarak kalmamıştı.

Demek ki bir evladın babasının yanında durması, başka bir evlada da güç verebilmişti.

İnsanlara örnek olmuşuz demek ki…

Bundan daha kıymetli bir miras olabilir mi?

Belki de insanın dünyada bıraktığı en güzel iz, arkasından anlatılan sözler değil; başkasının hayatında bıraktığı güzel davranışlardır.

Bugün seni düşündüğümde tek bir fotoğraf görmüyorum.

Bir film şeridi geçiyor gözlerimin önünden.

Ekmek tezgâhımız…

Gazete kuponları…

Üçüncü kata taşıdığımız tahta ve talaşlar…

Petrolspor maçları…

Maç sonrası yaptığımız kritikler…

Sabah namazından sonra çıktığımız deplasmanlar…

Hastane koridorları…

Ve sonunda…

6 Kasım 2024, saat 21.30.

“Oğlum, hakkını helal et…”

Baba, hakkım varsa sonuna kadar helal olsun.

Sen de bana hakkını helal et.

Ben belki senin acını dindiremedim.

Hastalığını yenemedim.

Ama seni yalnız bırakmamaya çalıştım.

Bugün geriye baktığımda içimde kalan en büyük teselli bu.

Çünkü insan bazen sevdiği için her şeyi yapamaz.

Ama yanında olabilir.

Ben senin yanında oldum baba.

Ve bugün anlıyorum ki, hayatımın en büyük şansı da buydu.

Mekânın cennet olsun.

Sen bu dünyadan gittin ama bana bıraktığın emek, sevgi, mücadele ve hatıralar hala benimle.

Ve saat artık kaç olursa olsun…

Benim için 6 Kasım 2024, 21.30 hiç geçmeyecek.

Çünkü bazı saatler zamanı göstermez.

Bazı saatler bir ömrü hatırlatır.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın