Epeydir bu coğrafyada acılar biriktiriyoruz.
Her kişiye düşen payenin bir ölçüsü varsa, kesin biz fazlasıyla aldık.
Sevinç ve mutluluk ise nadirdir uğrar bu diyarlara…
Gece, gündüz, kar, kış demeden akıyor acılar hayatımıza…
Her bir tarafı kuşatmış anlatılması tarifsiz acılar…
“Acılar paylaştıkça azalırmış” diyorlar.
Ancak paylaşılacak kimse de kalmadı ki.
Ankara yanıyor,
Cizre, Sur, Silopi yanıyor.
Analar, eşler ve çocuklar ağlıyor…
Kanıyor, yanıyor yüreğimiz yitirdiklerimize,
Dayanacak takat kalmadı artık…
Herkesin acılara dair stokları dolup taşıyor…
Sevince dair stoklarımız tükeneli epey zaman oldu.
Her gün yeni acılar ekleniyor stoklarımıza.
Ağır oluyor acının yükü.
Taşınması da zor oluyor.
Bu yüzden bükülmüş beller, paramparça yürekler.
Bizim Acılar, kesintisiz ve keskin oluyor.
Of yaaa… Dayanacak güç takat kalmadı artık.
Yetti bu kadar ölüm.
Bu kadar zülüm.
Sabahımız,
Akşamız,
Baharımız,
Kışımız,
Yazımız,
Yeni ölüm haberlerini almakla geçiyor.
Yüzler, binler öldü-öldürüldü.
Yetmedi mi bu kadar acı.
Her şey gelip geçicidir diyorlar…
Meğerse savaş gitmiyormuş.
Ve hiçbir zaman da bitmiyormuş.
Savaşlar bitmeyince acılar da bitmiyor.
Boşuna dememiş Amin Maalouf “Oradan savaş geçti. Her şey çürüdü: arkadaşlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm...”
Evet, bizde de acılardan dolayı her bir şey de çürüdü, çürüyor.
Ve de yüreğimizin stokları acılarla doldu, taşıyor.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir