Bazı haberleri insan duyduğu anda inanmak istemez.
Kulağın işitse de yüreğiniz kabul etmez; “Yok, bu doğru olamaz, herhalde bir yanlışlık var, belki birazdan bunun bir şaka olduğunu söyleyecekler” der insan.
Ama ölümün şakası olmaz, ölüm, insanın karşısına çıktığında bütün cümleleri susturan o soğuk gerçektir.
Doktor Ahmet’in ölüm haberini duyduğumda da inanmak istemedim.
Haberi ilk bana ileten Batman Sonsöz Gazetesi sahibi Ercan Atay'a söylediğim söz, “keşke beni aramasaydın ve bu acı vedayı söylemeseydin” oldu.
Sonra sessizliğe büründüm bir an.
Sonra yüreğimde bir boşluk oluştu ve bir acı kabardı göğsümde.
Biraz toparlanınca da, İnşallah yanlış bilgidir diyerek Ahmet abenin kardeşi Salih Yıldız’ı aradım.
Belki o, “Yanlış duymuşsun, Doktor Ahmet yaşıyor” der diye umutlandım.
Zorda olsa bu acı haberi kabullenmekten başka bir çarem yoktu.
Ahmet Yıldız, büyük âlim Molla Fahrettin Yıldız ve Fahruleyl halamızın oğluydu.
Ama benim için bir akrabadan çok daha fazlasıydı, bir değer, bir dost, kadim bir arkadaştı.
Birçok konuda dünyaya aynı pencereden baktığımız, konuşmaktan hiç yorulmadığım insanlardan biriydi.
Açık sözlüydü, güler yüzlüydü.
Hayatı görmüş, gezmiş, yaşamış; insanların hayatına iyilikle dokunmuş, bu dünyada taş üstüne taş koymuş bir hekim ve aydındı.
Benim için tek teselli yaşarken değerini bilim saygı ve sevgimi kendisine hissettirmedi.
Çoğu zaman insanları kaybettikten sonra değerlerini anlarız.
Bir insanın yokluğu, onun hayatımızdaki yerini bize sonradan öğretir.
Ama ben Ahmet abi’nin değerini yaşarken de bilenlerdendim.
Batman Devlet Hastanesinde baştabiplik görevini yaparken ne kadar başarılara imza attığını anlatan bir köşe yazısı yazdım gazetede.
Bununla yetinmemiş köydeki evine giderek hayat hikâyesini belgesel haline getirmiş ve Batman Sonsöz Youtube kanalında yayınlamıştık.
Yaklaşık altı ay önce yakalandığı amansız hastalık boyunca da onu yalnız bırakmamaya çalıştım.
Nerede hastaneye yatarsa, uzak yakın demeden ziyaretine gittim. Saatlerce süren telefon görüşmeleri yaptık bu süreçte.
Bu ziyaretler ve telefon görüşmeleri ile ona moral vermeye çalışırken, o ise onun için üzüldüğümüzü hissedince hastalığını unutup bize moral veriyordu.
İşte Doktor Ahmet böyle biriydi.
Kendi acısını içine gömüp karşısındakine umut verebilen bir insandı.
İki gün önce yaptığımız son telefon görüşmesinin kaydına baktım.
Tam 38 dakika konuşmuşuz, oysa bana birkaç dakika gibi gelmişti o konuşma.
Zaten onunla konuşmalarımız hep böyle olurdu, saatler geçer, ama biz farkına varmazdık.
Son konuşmamızda tamamı ile iyileştiğini ve sağlığının iyi olduğunu söyledi.
Batman’a gelecek, birlikte bir kardeş gibi sevdiği Kemal Sinanlı’yı ziyaret edecektik.
22 Ekim’de kendisini iyi hissederse Almanya’ya da birlikte gitmeyi planlamıştık.
Almanya’daki kızından bir torunun olduğunu söylemişti, birlikte gidip onu görecektik.
Ama Ahmet ağabey ilk kez bana verdiği sözü tutmadı. İlk kez beni yarı yolda bıraktı, İlk kez beni üzdü ve yüreğimi incitti.
Onun daha yapacak çok işi vardı, plan, program ve hayalleri vardı.
Babası Molla Fahrettin Yıldız’ın adına, içinde eserlerinin ve kitaplarının bulunacağı bir vakıf kuracaktı.
Ankara’da kanser hastalığıyla mücadele ederken bile köydeki bahçesine yaklaşık yüz meyve ağacı diktirdi.
Her şeye rağmen hayata çok bağlıydı.
Yakalandığı amansız hastalığa rağmen hayata sırtını dönmedi, umudunu hiç kaybetmedi.
O yaşamı çok sevdiği için ölümü bize daha da ağır geliyor.
Ölümün en soğuk tarafı, gidenin sevdiklerini yalnız bırakmasıdır.
Bizi yalnız bıraktı Ahmet abi…
O nu çoğunluk anlamasa da ben çok iyi anladım.
Hayata neden bu kadar bağlı olduğunu da...
İnsanlara neden bu kadar umut verdiğini de...
Bunca hastalığa, bunca acıya rağmen neden hâlâ ağaç dikmek istediğini de...
Çünkü hep iyiliği ve yaşanabilir bir dünyayı savundu.
Ve belki de insanın dünyada bırakabileceği en güzel iz budur.
Elbette hepimiz bir gün ölümü tadacağız, ölüm haktır inkar edilemez.
Ama bazı ölümler vardır çok erken olur.
Ahmet abenin ki de öyle oldu.
Oysa daha kuracak çok hayalimiz...
Daha dikecek çok ağacımız vardı.
Ama o bizi bırakıp gitti.
Mekânın cennet olsun Ahmet abi.
Seni unutmayacağız.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir