<div>Nasıl başlayacağımı bilmiyorum!</div> <div>Böyle bir fiilin Müslümanlıkta ve insanlıkta yeri olmadığınıysa çok net biliyorum!</div> <div>Sadece Camiiler için söylemiyorum, aynı şey kilise ve havralar içinde geçerli.</div> <div>Hiçbir ibadethane, içinde Allah'ın adı zikredilen hiçbir yapı, böyle bir muameleyi hak etmiyor. Böyle bir muameleyi ne Müslümanlık nede insanlık kabul etmiyor!</div> <div>O zaman niye Camilerimizi yakıyorlar?</div> <div>Ne adına?</div> <div>Biz niye yaktıklarını çok iyi biliyoruz. Onlarda çok iyi biliyorlar. Lakin kimin adına yaktıklarını bildiklerinden emin değilim!</div> <div>Bunların kafasına “<strong>sizin özgürlüğünüzün önündeki en büyük engel İslamiyet’tir</strong>” fikrini yerleştirenler, bugün meyvelerini topluyorlar. </div> <div>Kimse bize masal anlatmasın, o yaktı şu yaktı, şöyle oldu böyle oldu! Biz kimin Allah’a, Allah’ın adamlarına ve Allahın evlerine, nasıl yaklaştığını biliyoruz!</div> <div>Allahu Teala, Bakara süresinin 114 üncü ayetinde:</div> <div>“Allah’ın mescitleri içinde, Allah’ın isminin anılmasını men eden ve o mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? İşte o zalimler yok mu, onların bu mescitlere korka korka girmekten başka hakları yoktur. Bunları yapan o zalimlere, dünyada büyük bir felaket ve mahrumiyet, ahirette de büyük bir azap vardır.” buyurmaktadır.</div> <div>Allah’ın bu büyük felaketi göndereceğinden hiç şüphemiz yok. Lakin bazen zaman tanır Yüce Yaradan.</div> <div>Hepimiz biliyoruz ki “küfür devam eder ama zulüm asla!”</div> <div>Önce dört ayaklı minarenin ayaklarını kurşunladılar, sonra Kurşunlu camiini yaktılar. Yetmedi, Fatih camisini yağmaladılar…</div> <div>Ebrehe Kâbe’yi yıkmaya süper ordusu ve filleriyle gelince, Mekkeliler şehri terk eder.</div> <div>Mekke’nin eşrafından olan, Peygamberimiz (SAV)’in dedesi Hz. Abdulmuttalip, Ebrehe ile görüşmek ister. Ebrehe hemen huzuruna davet eder.</div> <div>Hz. Abdulmuttalip, askerlerin benim develerime el koymuş. Söyle develerimi versinler, der.</div> <div>Kibirli komutan Ebrehe, küçümser bir tavırla, “bende seni bir şey sanmıştım, ben sizin kutsal mekânınızı yıkmaya gelmişim sen hala develerini korumanın peşindesin, der!</div> <div>Hz. Abdulmuttalip, “ben develerin sahibiyim, onları korumaya geldim. Kâbe’nin de bir sahibi var ve O, onu korur” demiş.</div> <div>Hz. Abdulmuttalip, develerini alıp gitmiş. Ebrehe ise bütün pervasızlığı ve kibriyle Kâbe’ye yürümüş!</div> <div>Filler durmuş, Ebrehe akıl edememiş!</div> <div>Hayvanların aldığı mesajı, Ebrehe alamayınca, minik kuşların minik gagaları, Ebrehe’nin o çok güvendiği süper gücünü darmadağın etmiş.</div> <div>Kâbenin sahibi Kâbe’yi tek bir insanın olmadığı yerde, minik kuşlarla korudu, saldıranı helak etti!</div> <div>Malum yakma işini birileri inkar ediyor, yakında göreceğiz Allah Ebabilleri kimin başına gönderdiyse, onlar yaktı o camiyi. Onlar sıktı o minarenin ayaklarına kurşunu. Onlar susturdu ezanları diyeceğiz!</div> <div>Allah Resulünün, konu ile ilgili hassasiyetlerini bildiren birkaç hadisine de bakmak lazım.</div> <div>“Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri mescitlerdir.” (Müslim Mesacid, 288)</div> <div>“Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların yer ehlini aydınlattıkları gibi, onlarda gök ehlini aydınlatırlar.” (Heysemi, Mecmeuz-Zevaid 117)</div> <div>Allah’ın ve Resulü’nün sevdiğini, eğer birileri sevmiyorsa ve bunun da ötesine geçip yakıyorsa, bizimde onlara olan sevgi, destek ve müsamaha sınırlarımızı tekrar bir kontrol etme vaktimiz gelmiş demektir.</div> <div> </div> <div>Belki olayın şiddetine mukabil çok anlamlı olmaz ama bir özür, tekrarlanmayacağına dair bir teminat belki halkın nazarında küçük bir ışık olabilir!</div> <div>İnkâr ve tekrar, ikrar ve iflas olur!</div> <div>Bizden söylemesi!</div> <div>Allahın evlerine zarar verenlerin, Allah'ın Kahhar ismiyle muamele görmeleri duasıyla, sağlıklı ve mutlu kalın. </div>