<div>Batman, kemikleşmiş sorunlardan ibaret bir kent.</div> <div>5 yıl öncesi ile 5 yıl sonrası hemen hemen “<strong>aynı</strong>” kalan bir il.</div> <div>Geliştikçe sorunları değişen,</div> <div>Büyüdükçe farklı sıkıntılarla karşılaşan illerden değil, anlayacağınız.</div> <div><strong>Kentin suretini çizecek olsanız;</strong></div> <div>Baş kısmına “<strong>işsizlik-yoksulluk</strong>” sorununu koyar,</div> <div>Gözlerine “<strong>Hasankeyf</strong>”i çizer,</div> <div>Kaşlarına <strong>“OSB”</strong>yi kaşlarına yatırır,</div> <div>Burnunda “<strong>petrol kokusu</strong>”nu duyar,</div> <div>Kolları ile “<strong>İluh Deresi</strong>”ni çizer,</div> <div>Gövde kısmına en ateşlisinden bir <strong>“anız yangını”</strong> sorununu yerleştirir,</div> <div>Ayaklarına koca bir “<strong>sahipsizlik”</strong> duygusunu görürsünüz.</div> <div>Çözümsüzlük, iliklerimize kadar işlemiş.</div> <div>Sorunlarla yaşayıp, tantana yapmak, bizim işimiz.</div> <div>Yürüdüğümüz yolda çukurlar olmalı, koca koca.</div> <div>Olmalı ki veryansın edebilelim.</div> <div>Para ödemek için gittiğimiz kurumda sıra beklemeliyiz saatlerce.</div> <div>Sıra yoksa kâinatın en şanslısı biziz.</div> <div>Sıra varsa boylu boyunca sitem ederiz.</div> <div><strong>…</strong></div> <div><strong>Bir örnek daha;</strong></div> <div>Parmak oynatılsa çözülebilecek bir anız yangınımız var mesela.</div> <div>Hasat dönemi olunca, nefes almaktan vazgeçeriz biz.</div> <div>Çünkü öfkeli birkaç çiftçinin kurbanı olacağız, biliriz.</div> <div>Onlara yakışacak tek kelime budur;</div> <div>“<strong>Öfkeli</strong>”</div> <div>Zira ne kendilerini ne de başkalarını sever “<strong>çiftçi”</strong>den bozma o şahıslar.</div> <div>Onların kurbanı olacağımızı çok önceden biliriz.</div> <div>Biliriz ki aylar öncesinden bas bas söyleniriz.</div> <div>“<strong>Bak, hasat dönemi geliyor dikkat!”</strong> der ve sadece dururuz.</div> <div>Gelir o hasat dönemi.</div> <div>Ateş düşer toprağa.</div> <div>Yine “<strong>nefessizlik”</strong> düşer payımıza.</div> <div>Ciğerlerimizi dökercesine öksürürüz.</div> <div>Görüş mesafemiz düşer, araçla hurra dalarız.</div> <div>Her sabah cam, balkon, temizler dururuz.</div> <div>Şikâyet ederiz;</div> <div><strong>“Valilik neden bu kadar sessiz?”</strong> diye sorar,</div> <div><strong>Tarım Müdürlüğü, Jandarmayı, Çevre Şehircilik Müdürlüğünü</strong> <strong>“suçlarız”</strong></div> <div>Suçludurlar da zaten, şüphesiz.</div> <div>Anız yakılan tarlalara trajikomik cezalar yazdıkları için kızarız.</div> <div><strong>“Tarım destekleri kesilsin”</strong> der, duyulmayız.</div> <div>Anız Timi kurulsun desek, ciddiye alınmayız.</div> <div>Tüm bunlara neden layık görülürüz,</div> <div>Bir türlü anlam veremeyiz…</div> <div>Halimize yanar,</div> <div>İçerleriz.</div> <div><strong>Sonra döner şükrederiz…</strong></div> <div>Çünkü kentin suretinde daha sitem edecek çoook sorun var biliriz.</div> <div></div>