Bu şehirden bir Yusuf Baran geçti

Bu şehirden bir Yusuf Baran geçti

Bayram vesilesiyle memleketi Batman’a geldiğini ve Ahmet Güneştekin Kültür Sanat Merkezi’nde söyleşiye katılacağını duyunca işi gücü bıraktım, salondaki yerimi aldım.

Salonda herkes pür dikkat.

Sahneye baktığınızda ise karşınızda sadece bir rektör değil, resmen “canlı yayın motivasyon kaynağı” duruyor.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü olarak katıldığı programda, bilim yolculuğunu öyle bir anlattı ki Prof. Dr. Yusuf Baran “ben bugüne kadar ne yapıyordum acaba?” diye hafif bir iç muhasebeye giriyor insan.

Ama korkutucu değil, aksine umut verici bir muhasebe bu.

Baran’ın en net verdiği mesajlardan biri şuydu:
Eğitim sadece bireyin kariyerini değil, toplumun kaderini belirliyor.
Yani mesele sadece “iyi bir iş bulayım” değil, “nasıl bir toplumda yaşayacağız” meselesi.

Evet ya:
Biz yıllarca “büyüyünce ne olacaksın” sorularını duyduk ama kimse “okuyup topluma ne katacaksın” kısmını bu kadar net söylemedi.

Öğrenci ve öğretmenlere seslenirken iki önemli sorumluluğun altını çizdi:
Kendini geliştirmek ve gelecek nesilleri doğru yetiştirmek.
 Kaçışı yok, kısa ve net!

Söylediği sözlerle salondaki herkesi düşündürdü.

Dedi ki:

Hiçbirimizin, içine doğduğu evi eleştirmeye hakkı yok. Hiçbirimizin, annesini ve babasını eleştirmeye de hakkı yok. Babam vali değil, zengin değil, annem öğretmen değil gibi cümlelerin hiçbir karşılığı yok. Çünkü bunlar bizim seçmediğimiz, sorgulayamayacağımız gerçekler.

Ama asıl mesele şu:

İçine doğduğumuz ev bizim sorumluluğumuz değil ama nasıl bir hayat yaşayacağımız tamamen bizim sorumluluğumuz.

Hangi şartlarda doğduğumuz değil, nasıl bir hayatın sonunda gözlerimizi kapatacağımız önemli.

Bu da doğrudan şu sorularla ilgili:
Nasıl yaşadık?
Nelerden korktuk, nelerde cesur olduk?
Nerede vazgeçtik, nerede “asla” dedik?

Çünkü hayat, her gün bize meydan okuyor.

Aslında her gün farkında olmadan onlarca sorun çözüyoruz:
Uyanmak bir problem, yüzümüzü yıkayarak çözüyoruz.
Açlık bir problem, yemek yiyerek çözüyoruz.
Bakım bir ihtiyaç, tıraş olarak çözüyoruz.

Yani hayat dediğimiz şey, baştan sona bir problem çözme süreci”

Baran’a göre bu süreçte asıl önemli olan şey, bu hayatı nasıl yaşadığımız.

Çünkü bizim bu dünyadaki karşılığımız;
Ne görüntümüz ne boyumuz ne kilomuz…

Asıl karşılığımız şu:
Kaç çocuğa dokunduk?

Kaç ağaç diktik?

Kaç çöpü yerden aldık?

Kaç insanın ihtiyacını giderdik?

Kaç kez yemeğimizi bir başkasıyla paylaştık?

İnsanın dünyadaki değeri tam olarak bu

Banka hesabınızdaki sıfırlar kimsenin umrunda değil.
Batman’da en çok kazananın kim olduğu da…

Ama en az kazanan?
İşte o, hepimizin sorumluluğu.

Bir şehirde en düşük yaşam standardı, aslında o şehrin vicdan seviyesidir.
Ve o seviyeyi yukarı çekmek hepimizin görevi.

Rektör Baran, başarıyı da güzel tanımladı.

Klasik “ödül, unvan, kariyer” tanımını şöyle bir kenara bıraktı:

“Asıl başarı, insanlığın sorunlarına çözüm üretebilmektir” dedi.

Yani diploma duvarda güzel durur ama asıl mesele dünyaya ne kattığın.

Bu noktada yaptığı satranç benzetmesi ise oldukça çarpıcıydı:

Satrançta her taşın farklı bir gücü var.
Piyon bir adım gider, at başka türlü hareket eder, fil çapraz gider, vezir her yere

Ama hepsi aynı maddeden yapılmış.

Ve daha da ilginci:
Bir piyon, oyunun sonuna ulaşırsa vezire dönüşebilir.

Yani en sınırlı görünen taş bile, doğru hamlelerle en güçlüye dönüşebilir.

İnsan da böyle değil mi?

Hepimiz aynı etten kemikten…
Benzer bir biyolojiye sahibiz.

Kimsenin beyni mucizevi şekilde daha büyük değil.
Ama ortaya çıkan hayatlar bambaşka.

Çünkü farkı yaratan şey, sahip olduklarımız değil; onlarla ne yaptığımız.

Çevre, enerji ve sağlık alanlarına özellikle dikkat çekti.
Türkiye’de her yıl milyonlarca ton atık üretildiğini hatırlattı.

Ama bunu bir problemden çok fırsat olarak anlattı:
“Bu atıkları enerjiye dönüştürmek mümkün”

Yani çöp dediğimiz şey, aslında yanlış yerde duran değer olabilir.

Gençlere söylediği bir cümle ise ajandalara not olarak yazılmalıydı:“Bir meslek sahibi olmak kadar, bir sorunu çözmeye odaklanmak da önemlidir

Kibar ama net:
Sadece iş sahibi olmak yetmez, işe yarar bir şey yapmak lazım.

Konuşmanın en sevdiğim kısmı ise “uçak yolculuğu metaforu” oldu.

Başarıyı bir uçuşa benzetti.
Türbülansları ise hayatın zorluklarına…

Hani uçak sallanınca herkes kemerine sarılır ya…
İşte o anlar hayatın zor zamanları.

Ama önemli olan şu:
Sallanmak, düşmek değildir.
Yolculuk devam ediyordur.

Bir de şu cümle…
Salonda hem gülüş hem “tokat etkisi” yarattı:

“Eğer insanlar hayallerinize kolayca inanıyorsa, yeterince büyük hayal kurmamışsınız demektir”

Kısaca:
Hayalin biraz “uçuk” olacak ki anlamı olsun.

Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın ise onlara hayal kurmayı öğretmek olacağını söyledi.

Gerçekten de öyle.

Ev, araba, arsa…
Hepsi bir yere kadar.

Ama hayal kurabilen bir zihin, kendi yolunu zaten çizer.

Program sonrası Kadraj Dergisi ofisinde bir araya geldik Prof. Dr. Yusuf Baran’la.
Hem güzel bir sohbet ettik hem Türkan’la Kadraj programı için bir video röportaj çektik.

Şimdiden söyleyeyim:
Sorular “klas
Cevaplar “iddialı”

Ortaya epey iyi bir içerik çıktı.
Yakında yayında olacak, merakta kalın biraz :)

Bu güzel buluşmaya vesile olan Batman İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciğer’e de ayrı bir parantez açmak lazım.

Böyle isimleri şehirle buluşturmak, sanıldığından çok daha fazlası…

Çünkü bu buluşmalar sadece bir etkinlik değil, çok şeydir.

Belki de salonda oturan bir öğrencinin zihninde,
yeni bir hayalin ilk cümlesi yazılıyordur o an.

Kim bilir…

Belki de yıllar sonra yine böyle bir yazı yazılacak ve cümle şu şekilde başlayacak:
“Bu şehirden bir bilim insanı daha geçti…”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Mehmet
Mehmet 2 ay önce
Batman ve Siirt e ortak havaalanı projesi Batman halkının yararına değildir.Şehir merkezimizdeki havalanı yakın ve kolay ulaşılabilirken neden en az 1 saat uzaklıktaki şehirden uzak bir yerde havaalanına mahkum olalım.Siyasetçilerimiz hiç mi Batman halkını düşünmüyor.Batman halkını mağdur etmeyin.Batman halkı olarak bu projeyi asla kabul etmiyoruz.1 saat şehirden uzakta olacak havaalanına gideceğime Diyarbakır havaalanına giderim o da 1 saat sürüyor.