Ana içeriğe geç
Recep Kavuş
Recep KavuşKöşe Yazarı

Batman Çayı Sera Kent’e kurban edilmesin

Batman’da çeyrek asırdır hiçbir çıkar, menfaat ve siyasi hesap gözetmeden doğayı savunan bir sivil toplum kuruluşu var: Batman Çevre Gönüllüleri Derneği…

Batman Çayı Sera Kent’e kurban edilmesin

Batman’da çeyrek asırdır hiçbir çıkar, menfaat ve siyasi hesap gözetmeden doğayı savunan bir sivil toplum kuruluşu var: Batman Çevre Gönüllüleri Derneği.

Kuruluşundan bu yana üyesi olduğum bu dernek, Batman’ın ve doğanın cesur savunucularından biri oldu. Toprağa, suya, ağaca, temiz havaya, canlıların yaşam alanlarına sahip çıktı; sesi çıkmayan börtü böceğin bile sesi olmaya çalıştı.

Ne yazık ki hâlâ birçok Batmanlının, siyasetçinin ve kamu yöneticisinin bu mücadelenin değerini yeterince anlayabildiğine inanmıyorum.

Oysa Batman Çevre Gönüllüleri Derneği’nin çeyrek asırdır verdiği mücadele sonucunda elde edilen kamusal kazanımların saymakla bitmeyeceğini düşünüyorum. Bugün Batman’ın çevresel sorunları nedeniyle karşı karşıya olduğu riskler, bu derneğin yıllardır yürüttüğü mücadele olmasaydı belki de çok daha ağır olacaktı.

Fakat gelin görün ki bunun yeterince farkında değiliz.

Çevreciler zaten kimse kendilerini ödüllendirsin, alkışlasın veya pohpohlasın diye mücadele etmiyor. Onlar, aslında toplumdaki her bireyin yapması gerekeni yapıyor: Yaşadığı kentin geleceğine sahip çıkıyor.

Ama söylediklerinizin dikkate alınmadığını, uyarılarınızın karşılık bulmadığını görmek çevrecileri çok üzüyor.

Çevreciler yine önemli bir çevresel tehlike ile ilgili bir uyarıda bulunuyor ama duyan, dinleyen yok.

Geçtiğimiz hafta Batman Çevre Gönüllüleri Derneği son derece önemli bir konuya dikkat çekti.

Batman’ın can damarı, içme suyunun da karşılandığı önemli havzalardan biri olan Batman Çayı Havzası’nın doğal yapısını tehdit edebilecek bir projeye ilişkin kaygılar kamuoyuyla paylaşıldı.

Batman Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Tarım Bölgesi projesinde önemli bir aşamaya gelindiği, Kocalar Köyü sınırlarında 113,51 hektarlık, yaklaşık 1.135 dekarlık alanda kurulması planlanan tesisin altyapı ihalesinin Resmî Gazete’de yayımlandığına dikkat çekildi.

Mesele bir sera alanının kurulmasına muhalefet etmek değil. Mesele, tarımsal kalkınmanın nerede, hangi ölçekte ve doğaya ne kadar yük bindirilerek gerçekleştirileceğidir.

Çünkü sera yalnızca camdan veya plastikten oluşan bir yapı değildir. Beraberinde yolları, altyapısı, su kullanımı, drenaj sistemi, gübre ve pestisit kullanımı, atıkları ve enerji ihtiyacı gelir.

Hele söz konusu alan Batman Çayı Havzası gibi ekolojik açıdan hassas bir bölgeyse, konu çok daha dikkatli ele alınmalıdır.

Taşkın riski nedir?

Yeraltı sularına etkisi ne olacaktır?

Sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik nasıl etkilenecektir?

Projenin su bütçesine getireceği yük ne kadardır?

Bunların tamamının bilimsel olarak ortaya konulması gerekir.

Çevrecilerin 1.135 dekarla başlayan bir projenin yarın binlerce, hatta on binlerce dönümlük bir “Sera Kent” yapılanmasına dönüşebileceği kaygısı var.

Çünkü çevresel tahribatların önemli bir bölümü, tek bir proje üzerinden değil, zaman içerisinde büyüyen ve biriken etkiler sonucunda ortaya çıkıyor.

Seracılık İhtisas OSB elbette kurulabilir. Tarımsal üretim artırılabilir, istihdam sağlanabilir, ekonomi büyütülebilir.

Ama bütün bunlar yapılırken Batman Çayı Havzası’nı gözden çıkarmak zorunda değiliz.

Üstelik proje için düşünülen alanın önemli bir bölümünün çalılık ve bitki örtüsüyle kaplı olduğu, dolayısıyla çeşitli canlılar açısından doğal yaşam ve barınma alanı niteliği taşıdığı biliniyor.

Bir yerde ekonomik değer yaratırken başka bir yerde telafisi mümkün olmayan ekolojik kayıplar oluşturuluyorsa, buna gerçek anlamda kalkınma denilemez.

Batman’da geçmişte bazı yatırımlar konusunda çevrecilerin uyarılarının dikkate alınmadığını gördük.

Sonrasında ise geri dönüşü ve telafisi mümkün olmayan çevresel tahribatlarla karşı karşıya kaldık.

Bakın, bugün 30 sene önce kurulan OSB’de yer seçimi ile ilgili olarak o pişmanlık yaşanıyor.

Bugün aynı hataları tekrar etmenin hiçbir anlamı yok.

Bu nedenle yetkililerin Seracılık İhtisas OSB projesinin yer seçimini yeniden değerlendirmeleri gerekir.

Proje alanının ekolojik özellikleri, taşkın durumu, su ihtiyacı ve doğaya bırakacağı yük; bağımsız bilim insanlarının ve çevre örgütlerinin de katılımıyla kapsamlı biçimde araştırılsın. Elde edilen sonuçlar da kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılsın.

Çevrecilerin görüşünü almak yatırımı engellemek değildir.

Tam tersine, yatırımın doğru yerde ve doğru biçimde yapılmasını sağlamaktır.

Batman Çevre Gönüllüleri Derneği’nin yıllardır yaptığı da tam olarak budur.

Onlar kalkınmaya karşı değil.

Yanlış yerde, yanlış ölçekte ve doğanın taşıma kapasitesi hesaplanmadan yapılan kalkınma anlayışına karşılar.

Bence bu çağrıyı ciddiye almak gerekiyor.

Batman Çayı yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da hakkıdır.

Sulak alanlar, bitki örtüsü ve doğal yaşam alanları da öyle...

Bu nedenle karar vericilerden beklentimiz çok basit:

Bu kez çevrecileri dinleyin.

Proje yeniden gözden geçirilsin, daha uygun bir alan seçeneği değerlendirilsin.

Çünkü kalkınmak istiyorsak doğayı karşımıza almak zorunda değiliz.

Kalkınma doğayla birlikte olsun, doğaya rağmen değil.

Lütfen, Batman Çayı Havzası Sera Kent’e kurban edilmesin!

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın