Ana içeriğe geç
Recep Kavuş
Recep KavuşKöşe Yazarı

Batman'da hayvancılığın sonu mu geliyor?

Batman denildiğinde akla ilk gelen sektörlerden biri petroldür.

Batman'da hayvancılığın sonu mu geliyor?

Batman denildiğinde akla ilk gelen sektörlerden biri petroldür. Ancak bu şehrin asıl ekonomik omurgasını tarım ve hayvancılık oluşturur. Verimli ovaları, geniş mera alanları ve hayvancılığa elverişli coğrafyasıyla Batman, doğru planlama ve güçlü desteklerle yalnızca kendi ihtiyacını değil, çevre illerin de önemli bir bölümünü besleyebilecek potansiyele sahiptir.

Tarım ve hayvancılık birbirinden bağımsız iki sektör değildir. Aksine, biri olmadan diğerinin sürdürülebilir olması oldukça zordur. Çiftçinin ürettiği saman, tahıl, yem bitkileri ve diğer tarımsal ürünler hayvancılığın temel girdisini oluştururken; hayvancılık yapanların çiftçinin ürettiği ürünleri satın alması, hayvanların hasat sonrası tarlalarda kalan saplarla beslenerek alanları temizlemesi ve organik gübre katkısı sunması da tarımsal üretime doğrudan ve dolaylı destek sağlamaktadır. Bu nedenle birindeki zayıflama, diğerini de doğrudan etkilemektedir.

…

Geçtiğimiz günlerde Batman Sonsöz Gazetesi'nin manşetine taşıdığı, hayvancılığın şehirdeki durumu ile ilgili “Bu işin tadı tuzu kalmadı” başlıklı haber, aslında sektörün yıllardır biriken sorunlarını özetleyen çarpıcı bir çığlık niteliğindeydi.

Bu haber başlığı, Batman'da hayvancılıkla ilgili gelinen aşamanın bir bakıma özeti durumundadır.

Haberde konuşan besiciler; yem fiyatlarının sürekli yükseldiğini, veteriner hizmetleri, ilaç, bakım ve diğer girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını, buna karşın elde ettikleri gelirin masrafları karşılamaya yetmediğini dile getiriyor. Yıllardır hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticiler bugün, “Eskiden bu işten rahatça geçiniyorduk, şimdi kazandığımızın büyük kısmı giderlere gidiyor” diyerek mesleklerini bırakma noktasına geldiklerini ifade ediyor.

Bu tablo yalnızca birkaç üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntı olarak görülmemelidir. Çünkü hayvancılığın gerilemesi, sadece besiciyi değil, kasabı, süt üreticisini, yem satıcısını, nakliyeciyi ve en sonunda tüketiciyi de etkileyen zincirleme bir sorundur.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, Türkiye'nin büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı bakımından Avrupa'nın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını ortaya koymaktadır. Buna rağmen üreticinin üretimden uzaklaşması, sorunun hayvan sayısından değil, üretimin sürdürülebilirliğinden kaynaklandığını göstermektedir.

Batman da bu tablonun dışında değildir. Aksine, sahip olduğu mera alanları, tarımsal üretim kapasitesi ve genç iş gücü düşünüldüğünde, hayvancılıkta çok daha güçlü bir konumda olması gerekirken üreticinin “Artık bu iş yapılmıyor” noktasına gelmesi düşündürücüdür.

Bu sorunla ilgili cevap bekleyen önemli sorular bulunmaktadır:

* Devletin hayvancılığa yönelik destekleri gerçekten üretimin içinde olan yetiştiricilere ulaşıyor mu?

* Destekleme politikaları sahadaki gerçek ihtiyaçlara göre mi şekilleniyor?

* İlgili kurumlar üreticinin yaşadığı sıkıntıları yeterince dinliyor ve çözüm üretiyor mu?

Hayvancılık elbette yalnızca et ve süt üretmek değildir.

Soframıza gelen yoğurttan peynire, tereyağından dondurmaya, pastacılık ürünlerinden birçok gıda sanayisine kadar sayısız sektör hayvancılığa bağlıdır. Üretimde yaşanacak her gerileme, yarın market raflarına fiyat artışı ve ürün yetersizliği olarak yansıyacaktır.

Batman'ın sahip olduğu zengin doğal avantajlara rağmen üreticinin sektörden çekilmeyi düşünmesi, ekonomik olduğu kadar sosyal bir alarmdır. Köylerin boşalması, üretimin azalması ve kırsal ekonominin zayıflaması, uzun vadede çok daha büyük sorunları beraberinde getirecektir.

Bir örnek vermek gerekirse, çok değil, 15 yıl öncesine kadar Beşiri ilçesine bağlı Danalı Köyü'nde üç ayrı koyun sürüsü bulunmaktaydı. Her beş yılda bir sürü sayısı azaldı ve 2026 yılında son sürü de dağıldı. Şu anda yaklaşık 650 nüfuslu köyde hayvancılık neredeyse bitmiş durumda.

Bu örnek üzerinden ilgili kurumların bir araştırma yaparak ne yapılması gerektiği konusunda bir yol haritası belirlemesi gerekir.

Bu sorunla ilgili bazı öneriler şöyle sıralanabilir:

* Yem maliyetlerini azaltacak kalıcı politikalar geliştirilmeli,

* Üreticiye verilen destekler artırılmalı,

* Düşük faizli finansman imkânları genişletilmeli ve desteklerin gerçekten üretim yapan yetiştiricilere ulaşması titizlikle denetlenmelidir.

Ayrıca mera ıslahı, yem bitkisi üretiminin teşviki ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi de sektörün geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Batman'daki siyasetçiler, ilgili kamu kurumları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları, Batman Sonsöz Gazetesi'nin gündeme taşıdığı bu uyarıyı sıradan bir haber olarak görmemelidir. Çünkü bugün duyulmayan üreticinin sesi, yarın daha büyük ekonomik sorunların habercisi olabilir.

Hayvancılığı sadece bir meslek olarak görmek doğru değildir. Hayvancılık; gıda güvenliğinin, kırsal kalkınmanın ve ekonomik bağımsızlığın temel direklerinden biridir.

Batman bu alandaki potansiyelini kaybetmemeli, tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticisini yalnız bırakmamalıdır. Çünkü üretimin bittiği yerde yalnızca bir sektör değil, bir şehrin geleceği de tehlikeye girer.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın