Ana içeriğe geç
Recep Kavuş
Recep KavuşKöşe Yazarı

Batman'da "geliyorum" diyen tehlike…

Batman'da artan şiddet olayları ve bu olaylara karışanların yaş ortalamasının giderek düşmesi, hepimizi derin bir endişeye sürüklüyor.

Batman'da "geliyorum" diyen tehlike…

Batman'da artan şiddet olayları ve bu olaylara karışanların yaş ortalamasının giderek düşmesi, hepimizi derin bir endişeye sürüklüyor.

Yaşananlar artık münferit olaylar olmaktan çıkmış; toplumsal bir tehlikenin habercisi hâline gelmiştir.

Salı akşamı saat 20.00 ile 21.00 arasında Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'nde yaşanan manzara, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.

Sedye üzerinde iki yaralı vardı.

Biri henüz 12 yaşında bir çocuktu.

19 Mayıs Mahallesi'ndeki Cevizlik Parkı'nda bisikletiyle dolaşırken, yaşıtı olduğu belirtilen bir çocuk tarafından önü kesiliyor. Bisikleti zorla alınmak isteniyor. Direnince de bıçaklı saldırıya uğruyor.

Bacağındaki derin yara, olay yerinde yapılan ilk müdahaleyle kontrol altına alınmasa belki de hastaneye ulaşamadan kan kaybından yaşamını yitirecekti.

Yaralı çocuğun fiziksel yaraları zamanla iyileşebilir; ancak yaşadığı korku ve travma büyük ihtimalle ömrü boyunca peşini bırakmayacak.

Diğer yaralı ise 20'li yaşlarda genç bir delikanlıydı. Beyaz gömleği, aldığı darbeler nedeniyle kana bulanmıştı. İddiaya göre evine giderken yedi kişilik bir grubun saldırısına uğramış, sert cisimlerle darbedilmişti. Başına ya da hayati organlarından birine aldığı tek bir darbe bile yaşamına mal olabilirdi.

Acil serviste oğlunun başında gözyaşları içinde feryat eden annenin çığlıkları, aslında yalnızca kendi evladının yaşadıklarına değil, bütün topluma “geliyorum” diyen bir tehlikenin habercisiydi.

Bu şiddete dur demek gerekir.

Sadece bir saat içinde iki ayrı saldırı...

İki ayrı şiddet mağduru...

Batman, daha birkaç gün önce üç kişinin hayatını kaybettiği kanlı olayın şokunu atlatamamışken yeni şiddet haberleriyle sarsılıyor. Bu tablo, geleceğe dair kaygıları daha da artırıyor.

Peki, Batman nereye gidiyor?

Bu şiddet kültürü nereden besleniyor?

Henüz 12 yaşındaki bir çocuğun elinde bıçak nasıl olabiliyor?

O bıçakla, bisikletiyle gezen masum bir akranına nasıl saldırabiliyor?

Evine gitmekte olan bir gence, nedeni bile tam bilinmeyen bir sebeple yedi kişinin birden saldırabilmesi hangi toplumsal zeminin ürünüdür?

Bu soruların cevabını artık hep birlikte aramak zorundayız.

Bugün birçok aile, artan şiddet olayları nedeniyle çocuklarını sokağa gönül rahatlığıyla gönderemiyor.

Özellikle kenar semtlerde güven duygusunun zedelenmesi insanları kaygılandırıyor.

Farklı ülkelerde bulunma fırsatı yakaladım. Almanya'da da İran'da da insanların sert tartışmalarına tanık oldum. Ağır sözler söylüyor, birbirlerini mahkemeye vermekle tehdit ediyorlardı; ancak fiziksel şiddete başvurmuyorlardı. Çünkü en küçük fiziksel temasın bile ciddi hukuki sonuçları olduğunu biliyorlar.

Bizde ise çoğu zaman ağır yaralanma ya da ölüm gerçekleşmediği sürece şiddetin yeterince caydırıcı sonuçlar doğurmadığı yönünde güçlü bir toplumsal algı oluşmuş durumda. Oysa kim olursa olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun şiddete başvuran herkes için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı; aynı zamanda hukukun öngördüğü rehabilitasyon ve eğitim mekanizmaları da etkin şekilde işletilmelidir.

Sorun yalnızca hukukla da sınırlı değil.

Toplum olarak da şiddeti çoğu zaman yeterince ayıplamıyoruz. Silahla saldırıda bulunan, yumruk atan, bıçak çeken ya da kavga eden kişiler kimi çevrelerde "cesur" veya "korkusuz" olarak görülürken; şiddetten uzak duran insanlar "korkak" ya da "ezik" diye yaftalanabiliyor.

Bu anlayış değişmediği sürece şiddet toplumda yer edinmeye devam edecektir.

Şiddet genellikle çocukluk çağında başlar. Akran zorbalığı zamanında önlenmez, gerekli psikolojik destek sağlanmaz ve rehabilitasyon uygulanmazsa bu davranış biçimi ilerleyen yıllarda kalıcı bir alışkanlığa dönüşebilir.

Özellikle suça sürüklenen çocukların yalnızca yaşları nedeniyle görmezden gelinmesi çözüm değildir. Hukukun öngördüğü çocuk koruma sistemi içinde rehabilitasyon, psikolojik destek, aile eğitimi ve etkili denetim mekanizmalarının işletilmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde bugün akranına bıçak çeken çocuk, yarın daha ağır suçların faili olabilir.

Batman'da yaşanan cinayetler ve sokaktaki şiddet olayları, "geliyorum" diyen büyük bir toplumsal tehlikenin işaretleridir.

Bu güzel şehrin yeniden huzur ve güvenle anılması isteniyorsa, sokaktaki şiddetin önüne geçmek gerekir; çünkü şiddetin hüküm sürdüğü yerde güven olmaz.

Güvenin olmadığı yerde ise huzur yeşermez.

 

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın