<h3>Adıyaman,</h3> <div>Güneydoğu’nun Orta Fırat Bölümü’nde yer alan</div> <div>Şanlıurfa, Gaziantep, Diyarbakır,</div> <div>Malatya ve Kahramanmaraş illerine sınır komşuluğu yapan,</div> <div>İlgisiz kalmış ama huzurlu ama şirin ama mahzun bir il.</div> <div>Güneydoğu Gazeteciler Federasyonu (GGF) bünyesindeki</div> <div>9 ilinden gazetecilerle bu şirin ilde buluştuk hafta sonu.</div> <div>Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Zeki Dişkaya,</div> <div>Son 4–5 yönetim kurulu toplantısına</div> <div>katılmamanın verdiği mahcubiyet ve özlemle karşıladı konuklarını.</div> <div><strong>“Bu bir telafi toplantısı mı?”</strong> dedim,</div> <div><strong>“Günah çıkarıyorum” </strong>dedi:)</div> <div>Epey de keyifli bir telafi oldu.</div> <div>Turizm Bölümü Öğrencilerinin</div> <div>uygulamalı eğitim gördüğü</div> <div>Adıyaman Üniversitesi Konuk Evi’nde,</div> <div>Kendi evimizdeymiş gibi ağırlandık.</div> <div>Güzelim öğrenciler,</div> <div>limonlu sıcak su takviyesi yapıp durdular bana.</div> <div>Güler yüzlü, heyecanlı, biraz çekimser ama gayet başarılıydılar.</div> <div><strong>“İlk gün yorgunluğu falan yok” </strong>denildi,</div> <div>Giydik sporları, çektik ince keten ceketleri, doluştuk minibüse.</div> <div>Nereye?</div> <div><strong>Perre Antik Kent’e.</strong></div> <div>Koca bir tarihi alan.</div> <div>Kommagene Krallığı’nın hüküm sürdüğü yerler.</div> <div>Dev kayalıklarda, Nemrut Dağı’nı görecek şekilde düzenlenmiş mağara mezarlıklar.</div> <div><strong>Eğilerek içeri girdiğiniz bir mağarada yapay ve gerçek insan iskeletleri, çok çarpıcıydı.</strong></div> <div>Şarap mahzeni, kocaman.</div> <div>Üzümleri ezmek için kullanılan dev taşlar…</div> <div>Adıyaman TPAO’ un yanan meşalesi manzarasında</div> <div>Karakuş Tümülüs’üne geçtik bu kez.</div> <div>Dev ince uzun bir kayanın en tepesinde</div> <div>Görkemli bir kuş heykeli.</div> <div>Tonlarca ağırlıktaki taşlar nasıl taşınmış, hayret.</div> <div>Burası da Kommagene Krallığı’nın kadınlarının mezarları için yapılmış.</div> <div>Bu yüzden Kadınlar Anıt Mezarı olarak da anılıyormuş.</div> <div>Yine 20 metre kadar uzunlukta bir kaya,</div> <div>tepesinde ise barış anıtı olarak kabul edilen</div> <div>Ve Kommagene Kralı I. Antiochos’un oğlu Kral II. Mithridates’in,</div> <div>Kız kardeşi Laodike ile tokalaşma kabartması,</div> <div>bence ilgi çekiciydi.</div> <div>Kayalıklarda gökyüzü ve yeryüzü gücünü temsil eden;</div> <div>Aslan ve kartal heykellerini fotoğrafladıktan sonra</div> <div>Rotamızı çevirdik Cendere Köprüsü’ne.</div> <div>Roma Köprüsü olarak da biliyor bu köprü.</div> <div>Cendere Çayı üzerinde yer alıyor ve</div> <div>Bir kanyondan akan çayın iki tarafını birleştiriyor.</div> <div>Köprünün ilginç bir de hikâyesi var;</div> <div>Köprünün üzerinde;</div> <div><strong>İmparator Septimius Severus ve eşi Julia Donma,</strong></div> <div>Oğulları Caracalla ve Geta adına 4 sütun dikilmiş.</div> <div>Septimius Severus’tan sonra tahta geçen İmparator Caracalla,</div> <div>Kardeşi Geta’yı öldürttükten sonra Geta adına dikilen sütunu da kaldırtmış.</div> <div>İki uçtan giderek yükselerek ortada birleşen köprü, mimarisiyle enfesti.</div> <div>Eveeet, Cendere Köprüsü de gezildiğine göre kuşanın,</div> <div><strong>Nemrut Dağı’na çıkıyoruz.</strong></div> <div>İnce virajlı yolları</div> <div>2 bin metre kadar araçla yükselirken</div> <div>korkmadım diyemem, hatta ödüm koptu:)</div> <div>2 bin metrede sonbaharın hafif esintisi, yerini buz soğuğuna bırakmıştı.</div> <div>Araçları bırakıp</div> <div>Yürüyerek tırmanışa geçeceğimizi söylediklerinde</div> <div>Şaka sanmıştım, ama öyle olmadı.</div> <div>Rehberimiz <strong>Hande Koldaş</strong> önde,</div> <div>Bizler ise soğuğu keten ceketlerle yenebileceğini zannetmenin verdiği yanılgıyla</div> <div>titreye titreye yürüyüşe geçtik.</div> <div><strong>Dağın tepesine neden teleferikle geçilmediğini de sorduk, sorguladık.</strong></div> <div>Kimimiz sert fırtınaya pes edip minibüse dönerken,</div> <div>Kimimiz dağın tepesindeki heykelleri görme ve güneşin batışını izleme duygusuyla epey bir hırslı çıktı.</div> <div>Bizi Adıyaman’da gerçekleştirdiğimiz toplantıda yalnız bırakmamak için davetimize icabet eden</div> <div>Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu <strong>Sefa Özdemir</strong></div> <div>ve Medya İş Sendikası Genel Başkanı <strong>Sezai Ballı,</strong></div> <div>soğuğı fark edince yarı yoldan dönerek bizi yalnız bıraktı:)</div> <div>Federasyon Başkanımız <strong>Mehmet Çelik,</strong> grubu motive etmeye çalışırken,</div> <div>En önde Urfa Başkanımız <strong>Tahir Bey,</strong></div> <div>En arkada kısa kollu tişörtü ve şapkasıyla <strong>Ercan Bey</strong>, epey bir komiktik:)</div> <div>Sert bir fırtına bizimle savaşırken,</div> <div>Dağın tepesinde</div> <div>Kommagene Kralı I. Antiochos’un</div> <div>Tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için</div> <div>yaptırdığı mezar ve anıtsal heykellerle göz göze geldik.</div> <div>Kral Antiokhus (Theos), Herakles (Ares-Artagnes),</div> <div>Zeus (Oromasdes),</div> <div>Fortuna (Kommagene tanrıçası)</div> <div>Apollo (Mithras)’nun</div> <div>gövdeleri yukarıda kalmış, rüzgar nedeniyle başları ise öne düşmüş heykelleri muhteşemdi.</div> <div>Dağın zirvesinde iki yönlü sıralanmış heykeller,</div> <div>Güneşin doğuşuna da batışına da tanıklık ediyormuş.</div> <div><strong>Sert soğuğu birkaç dakikalığına unuttuk, fotoğraf makinelerine sarıldık.</strong></div> <div>Güneşin batışını izlemek üzere, dağ yamacında safları sıklaştırdık.</div> <div>Akşam karanlığında dağ yamacından inmek ise daha rahattı,</div> <div>Göz görmeyince tehlike de yokmuş gibi oluyor haliyle.</div> <div>Günün yorgunluğunu harfane ile atacak olmanın heyecanı sardı dönüşte.</div> <div>Üst başlar değiştirildi,</div> <div>Spor ayakkabıların yerini topuklular,</div> <div>Eşofmanların yerini ise takım elbiseler aldı.</div> <div><strong>TPAO Batman Bölge Müdürlüğü’nün Kristal Park’ını andıran,</strong></div> <div>Yeşil, bakımlı bir bahçede hazırlanmış şık bir masadayız.</div> <div>Adıyaman Milletvekilleri ve Siyasi Parti Temsilcileri de</div> <div><strong>9 ilden gelen gazetecilere nezaket örneği sergilemiş, buyurmuş gelmiş.</strong></div> <div>Hava mı soğuk yoksa kemiklerimize Nemrut’ta değen fırtınanın soğukluğu mu çözemedik ama yemekler lezzetliydi.</div> <div>Adıyaman Çiğköftesini özlemiştik, iki tabak yedim:)</div> <div>Kapalı salonda bizi bekleyen sürprizle ısındık.</div> <div>Üzerlerinde,</div> <div>Beyaz gömlekleriyle kombinledikleri</div> <div>Koyu kahve şalvar ve yelek takımları,</div> <div>Bellerine bağladıkları peşmaller</div> <div>Ve ayaklarındaki şepikleriyle,</div> <div>Keman, saz, tambur, darbuka ve defleriyle</div> <div><strong>“sanat bu”</strong> dedirten halk müziği ekibi</div> <div><strong>“Huzurun Kenti Adıyaman’a hoş geldiniz”</strong> diyerek karşıladı bizi.</div> <div>Güneydoğu’dan,</div> <div>Doğu Anadolu’dan</div> <div>hikâyesi olan türkülerle,</div> <div>Kulaklarımızın pasını sildi.</div> <div><strong>Harfane, sazlı sözlü geleneksel toplantılardan bugüne gelen bir kültürmüş.</strong></div> <div>Kökeni ahilik dönemine dayanıyormuş.</div> <div>Bir rivayete göre,</div> <div>Bir sonraki toplantının yapılacağı evi belirlemek için,</div> <div>Toplantıda bulunan kişilerin isimlerinin</div> <div>Baş harflerinin yazılı olduğu kâğıtlar,</div> <div>Fincanların altına konulur ve rastgele bir fincan seçilirmiş.</div> <div>Harf ve hane birleşiminden Harfane doğmuş.</div> <div>Diğer bir rivayete göre ise;</div> <div>Sadece erkekler katılabildiği için</div> <div>‘Erkek’ yani ‘herif’ sözcüklerinin birleşiminden oluşmuş.</div> <div><strong>Harfane, dayanışma, birlik, beraberlik demekmiş.</strong></div> <div>Bu yüzden her yöreden türküyü aynı saz ve temburlarla seslendiriyor Harfane Grubu.</div> <div>Ankara türkülerinden Diyarbakır türkülerine,</div> <div>Erzurum’dan Mardin’e geçerken de aslında dostluk köprüsü kuruyor arada.</div> <div>Adıyaman da tam olarak böyle bir şehir işte.</div> <div>Her birinin siyasi fikri, partisi, sözü farklı ama hepsinin gönlünde bir dostluk ve kardeşlik türküsü, Harfane gibi…</div> <div>Yönetim Kurulu Toplantımızda,</div> <div><strong>Tasarruf tedbirleriyle yerel gazetelerin reklam ve abonelik gelirlerinin kesilmesi doğru mu?</strong></div> <div><strong>Sarı Basın Kartlarımız neden turkuaz oldu?</strong></div> <div><strong>Cumhurbaşkanlığına bağlanan İletişim Daire Başkanlığı, gazetecileri neden muhatap almıyor?</strong></div> <div>Sorularını masaya yatırdık ve bir yol haritası çıkardık.</div> <div>Dostluğun,</div> <div>Misafirperverliğin</div> <div>Ve Harfane’nin kenti Adıyaman’dan</div> <div>güzel duygularla yolcu edildik.</div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div></div> <div>Batman Haber Batman Gazete Adıyaman Mardin</div>