Bir şehrin tümseklerle imtihanı

Bir şehrin tümseklerle imtihanı

Evvela merhaba sevgili okur.

Timoklular Derneği’nin 10 Ocak Gazeteciler Günü’ne özel düzenlediği kahvaltılı basın toplantısından çıktığımda, gökyüzü Batman’a yakışır bir kararsızlık içindeydi: karla karışık yağmur. Hava durumuna dair yazılmış onca dörtlük varken, Recep Kavuş’un meydan okumasına cevap yazacağımı nereden bilebilirdim?

“Bu da kaderde varmış” deyip Hüseyin’den sade bir Türk kahvesi istedim. Sonra “Bunu sen istedin Recep Kavuş” diyerek telefonumun not defterini açtım.

Malum, aramızda hiç bitmeyen;

siz deyin kalem kavgası,

ben diyeyim soğuk savaş

ama esasında kentte eleştiri kültürünü aşılama gayesi var.

Eleştireceği konu ve kişileri doğrudan sahneye çağırmak yerine, beni dublör olarak yazmayı tercih eder kendileri.

Sonra Batman’ın hatrı sayılır insanları “size barış yemeği düzenleyelim” deyince de masaya değil, manşete oturmayı tercih eder sevgili Kavuş.

E bizim de Kürt damarımız tuttu mu tutuyor. “Savaşmaksa savaşmak” dedim, hodri meydan.

Recep Kavuş, Ak Parti Batman Kadın Kolları Başkanı Seval Aksoy ile Türkan’la Kadraj’a özel yaptığın söyleşiyi hedefine aldı bu kez. Seval Hanım’ın “Batman’ın hangi sokağında kaç tümsek var, bilirim” sözünü almış, çevirmiş, yontmuş, cilalamış, sonra da Batman’da tümsekler sanki insanlığın son icadıymış gibi eleştirmiş.

Nihayet Batman’ın tümsekleri, gündemimizin başköşesine oturdu. Benim, Batman Valisi Ekrem Canalp’ın valiler kararnamesinde yer alıp almayacağına dair girip de kaybettiğim iddialar da ister istemez arka sıralara düştü.

Oysa mesele Batman’ın tümsekleri değildi.

Mesele, yıllarını bu şehre vermiş,  sokak sokak gezmiş bir kadının, Batman’ı haritadan değil, hafızadan bildiğini anlatan sade bir cümleydi.

Gelelim mevzuya.

Sevgili Recep Kavuş, Burası Batman.

Henüz şehirleşme sürecini “tamamladık” diyemediğimiz ama “tamamlıyoruz galiba” diye umut ettiğimiz bir şehir.

Bu yüzden halen; Araç park yerleri işgal edilmesin diye dubalarla nöbet tutuyoruz. Kaldırımlara iskemle konmasın diye bas bas bağırıyoruz. Engelli park yerleri işgal ediliyor diye veryansın ediyoruz. Yayalar, Turgut Özal Bulvarı’nda yaya geçidi yerine orta refüjden atlıyor diye 30 yıl öncesinin demir bariyerlerini çıkarıp, güzelim bulvarı nostaljiye çeviriyoruz.

Yani anlayacağın; Hükümet Kadın filmindeki Faruk’un, çorak toprağı gösterip “Jessica, işte sana hep bahsettiğim yerler” demesi gibi bi’şi.

Recep Kavuş soruyor:

“Seval Başkan, bunca tümsek sizce ne işe yarıyor?”

Haklı bir soru. Ama itiraf edeyim, yazıyı okurken kendimi Batman sokaklarında değil, 1. Ulusal Tümsek Envanteri Çalıştayında sandım. Neredeyse “şu sokakta üç, bu sokakta beş…” diye saymaya başlayacaktık.

Recep Bey, siz belli ki bu şehirde araba kullanıyorsunuz. Biz de yürüyoruz.

Kimi zaman karşıdan karşıya geçerken, “acaba sürücü beni fark eder mi?” diye dua ediyoruz. Tümsekler belki de bu duaların betonlaşmış hâlidir, ne dersiniz?

Elbette kabul edelim: Bazı tümsekler fazla.

Bazıları yüksek. Bazıları da insanı değil, araçları terbiye ediyor, maşallah.

Ama Batman’da tümsekler durduk yere çoğalmadı. Kimse sabah uyanıp “Bugün şehre üç tümsek atalım, akşam da çay içeriz” demedi.

Bir yerde tümsek varsa, bilin ki orada: Hız vardı. Şikâyet vardı. Kaza vardı. Ya da “yeter artık” diyen bir mahalle sakini vardı.

Sizce Batman’da tümsekler kalksa, trafik sorunu çözülür mü? Yoksa bazıları “oh be!” deyip gaza biraz daha mı basar?

Recep Bey, siz yazınızda tümsekleri sorgulamışsınız. Peki bu şehirde herkes kurallara uysa, bir tane bile tümseğe ihtiyaç kalır mı?

Tümsekler aslında birer çaresizlik göstergesidir. “Levha işe yaramadı, uyarı işe yaramadı, rica işe yaramadı…bari beton dursun” demenin kibar hâlidir.

Elbette ki tümsek çözüm değil. Ama bazı sürücüler için son çare.

Aslında mesele tümsek sayısı da değil de; Trafik bilincinin azlığı, Denetimin yetersizliği, “Benim acelem var” kültürünün fazlalığıdır.

Recep Bey, gelin anlaşalım; Siz trafiği yavaşlatın, biz de tümsekleri azaltalım.

Kim bilir, belki bir gün Batman’da tümsekleri değil, ne kadar kurallı bir şehir olduğumuzu yazarız.

Neyse işi tatlıya bağlayalım: Ortada bir tartışma varsa, bu bir niyet çatışması değil, aynı şehri farklı yerlerden sevmenin doğal sonucudur.

Seval Başkan, Batman’ı sokak sokak bilen, Recep Kavuş ise Batman’ı satır satır düşünen bir yerden konuşuyor. Biri sahadan, biri kalemden… Ama ikisinin de derdi aynı: Daha güvenli, daha yaşanabilir bir Batman.

Bu yüzden bu mesele bir “kim haklı” meselesi değil, bir ortak akıl meselesidir. Soruyu sormak da kıymetlidir, cevabı vermek de.

Bugün tümsekleri konuşuruz, yarın kaldırımları, öbür gün trafiği… Ama konuşabiliyorsak, anlaşabiliyoruz demektir.

Dilerim ki bu yazılar, Seval Başkan ile Recep Kavuş arasında bir polemik değil, Batman adına kurulmuş küçük ama sağlam bir köprü olur.

Çünkü bu şehir, birbirini anlamaya çalışan insanlarla güzelleşir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ