Bazen bir insanın hayatına dokunmak için çok büyük imkânlara gerek yoktur. Bazen bir telefon, birazcık maddi veya manevi destek, bir çift ayakkabı, bir okul çantası ya da bir buzdolabı bile bir ailenin hayatında büyük bir değişiklik yaratabilir.
17 Eylül 2026 tarihinde bir parkta tesadüfen karşılaştığım, yokluk nedeniyle çocuklarını okula göndermekte zorlanan bir ailenin yaşadığı dramı kaleme almış ve kamuoyuyla paylaşmıştım.
Beş yetimi olan, hiçbir düzenli geliri bulunmayan bu ailenin çocukları; okul üniformaları, kırtasiye ve günlük okul harçlıkları olmadığı için okula gitmek istemiyordu. Bir annenin çaresizliği, çocuklarının eğitimden uzak kalma tehlikesi ve evdeki yokluk, insanın vicdanını sızlatacak boyuttaydı.
O yazımda Batman'daki yardım kuruluşlarına, hayırseverlere, iş insanlarına ve vicdan sahibi herkese seslenmiştim:
“Eğitim yardımı, kira yardımı, kullanılmış da olsa ev eşyası… Elinizden ne geliyorsa bu aile için yapalım.”
Çünkü yetim ve yoksul bir ailenin yaşam mücadelesine, hele ki çocukların eğitimine destek olmaktan daha anlamlı bir iyilik olamazdı nitekim çağrımız karşılıksız kalmadı.
İlk ve en güçlü yardım eli Batmandan uzaklardan geldi.
Çağrıma ilk cevap verenlerden biri, Batman'dan kilometrelerce uzakta yaşayan ancak gönlü her zaman Batman'la olan iş insanı Tori-Pen fabrikası sahibi Nurullah Yılmaz oldu.
Beni arayarak ailenin eğitim ile ilgili neye ihtiyacı varsa karşılamak istediğini söyledi.
Aileyle yeniden görüştüğümde ise yaşanan yoksulluğun boyutunu ilkyazımda anlattığımdan çok daha ağır olduğunu öğrendim.
Ailenin bütün fertleri, 2x2 metre boyutlarında bir sünger yatağın üzerinde yatıyordu.
Evde beyaz eşya adına neredeyse hiçbir şey yoktu.
Üstelik ailenin lisede okuyan en büyük kızı epilepsi hastasıydı. Okulu uzaktı ve her gün yürüyerek gidip geliyordu. Zaman zaman yolda baygınlık geçiriyordu.
İnsanın “Bu kadar da olmaz” diyeceği bir tabloydu.
İlk yardım elini uzatan Nurullah Yılmaz öncelikle ailenin birikmiş kira borçlarının ödenmesi, çocukların okul ihtiyaçlarının ve giysilerinin karşılanması için maddi destekte bulundu. Bununla da yetinmedi; evin ihtiyaç duyduğu beyaz eşyaları en iyi markadan ve hepsi yeni olmak üzere temin etti.
“Daha başka ne ihtiyaçları varsa karşılarım” diyerek desteğini sürdürmek istediğini belirtti.
Batman'da yaşamayan ama Batman için yüreği atan bir iş insanının bu duyarlılığı, gerçekten takdire değer.
Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.
Yazım üzerine yalnızca Nurullah Yılmaz değil, başka duyarlı insanlar da ailenin yanında oldu.
Batman İl Milli Eğitim Müdürü Cigerci, eğitim konusunda yapılabilecek bir şey olup olmadığını sordu.
Fakir fukaranın umudu olarak gördüğümüz Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Argunağa da aileyi ziyaret ederek yaşananlara bizzat tanıklık etti. Ailenin durumuna kayıtsız kalmayarak kendi imkânları ölçüsünde destek oldu.
Batman Petrolspor'un eski başkanlarından bir isim de adının yazılmaması koşulu ile aileye maddi destek verdi.
Peron Spor ve Baskı Merkezi sahibi, çocukların okul çantası ihtiyaçlarını karşıladı.
Hasan Tunç ve Cemal Önal da aileye biner lira maddi destekte bulundular.
Burada önemli olan yardımın miktarı değil, Mesele, “Ben bu ailenin derdiyle ilgileniyorum” diyebilmektir.
Mesele, bir çocuğun okula giderken başını öne eğmemesi için katkıda bulunmaktır.
Mesele, çaresiz bir annenin “Artık yalnız değilim” diyebilmesine vesile olmaktır.
Bir yardım çağrısının ardından kimlerin el uzattığı kadar, kimlerin sessiz kaldığı da ister istemez düşündürücüdür.
Bu süreçte Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve kamu kurumlarının ilgili yardım birimlerinden beklenen bir geri dönüş olmadı.
Kendilerini toplumun kanaat önderi olarak gören bazı isimlerden, iş insanlarından, hayırseverlerden, yardım dernekleri ve vakıflardan da bu aile için bir ses çıkmadı.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası'nın başkanlık ve meclis üyeliğine adaylık sürecinde aktif olan bazı iş insanlarının da bu çağrıya duyarsız kalması ayrıca düşündürücü.
Bir ailenin yaşadığı mağduriyet, demek ki BATSO seçiminde kullanılacak bir oy kadar değeri yokmuş?
Elbette herkesin kendi imkânı ve kendi tercihi vardır. Kimseyi yardım yapmaya zorlayamayız.
Ama toplum olarak şunu da sorgulamak zorundayız:
Yetim çocukların eğitimden kopma noktasına geldiği, bir ailenin evinde temel eşyaların bile bulunmadığı bir durumda, sosyal dayanışmanın sorumluluğu kimdedir?
Bütün bunlara rağmen umutsuz değiliz elbette.
Çünkü bu şehirde duyarsızlık varsa, duyarlılık da var.
Bir yanda çağrıları duymazdan gelenler, diğer yanda kilometrelerce uzaktan ailenin imdadına yetişenler var.
Bir yanda “Bana ne?” diyenler, diğer yanda tanımadığı bir ailenin çocuklarının eğitimine katkıda bulunanlar var.
Ve belki de en önemlisi, bütün bu yardımlar bize bir kez daha gösterdi ki; dayanışma hâlâ yaşıyor.
Çaresiz bir anne ve beş çocuğunun yardım çığlığına kulak veren herkes sayesinde ailenin en azından temel insani ihtiyaçlarının önemli bir bölümü şimdilik karşılanmış durumda.
Bu vesileyle aile adına destek olan herkese teşekkür ediyorum.
Hepsinden Allah razı olsun.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir