<div>Adıyaman’dan izlenimler</div> <div>Ankara’daydım…</div> <div>6 Şubat günü 4.17’de peş peşe çalan telefonlarla uyandım.</div> <div>O büyük sarsıntıyı içimde yaşadım.</div> <div>Asrın felaketi, param parça etti her şeyi.</div> <div>11 ilde yıkımlara neden olan o büyük felaketle yüzleşmek gerekiyordu.</div> <div>Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu’ndan bir grup gazeteciyle sabahın 7’sinde yola çıktık.</div> <div>Adıyaman’ın Kahta İlçesi’nde yıkılmış birkaç bina ile karşılaştık.</div> <div>Gerçek Matbaası’nda gazetecilerle bir araya geldik.</div> <div>Moraller bozuk.</div> <div>Herkeste bir kırgınlık.</div> <div>Enkaza dönmüş binalardan cesetler çıkarıldığını söylerken,</div> <div>Adıyaman merkezin daha kötü durumda olduğunu hatırlayarak iç geçirdi meslektaşlarımız.</div> <div>Adıyaman Gazeteciler Cemiyet Başkanı Zeki Dişkaya eşlik etti,</div> <div>Adıyaman merkeze doğru yola çıktık.</div> <div>TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğüne vardık.</div> <div>Tiril tiril kıyafetlerle görmeye alışık olduğumuz Batman Bölge Müdürümüz Mustafa Demir,</div> <div>Bu kez saç baş karışmış,</div> <div>Üzüntüsü gözlerinin içinde yer edinmişti…</div> <div>Depremin ilk gününden itibaren 100 kişilik ekibiyle Adıyaman’da görev alan Müdür Demir,</div> <div>koca kazanlarda depremzedeler için pişirilen 10 bin kişilik yemeği,</div> <div>depremzedeler için hazırlanan 1000 kişilik konteynır kent çalışmalarını takip ediyordu.</div> <div>Batmanlı bir müdürü deprem bölgesinde dişini tırnağına takmış durumda görmek, gururlandırdı tabi.</div> <div>“Cemiyet binası hasar gören gazeteciler için çalışma konteynırına ihtiyaç var” dedik.</div> <div>Cümlemiz dahi bitmeden “hayhay” dedi…</div> <div>Teşekkür ederek ayrıldık.</div> <div>Adıyaman merkezde felaketle karşılaşacağımızı bilemedik.</div> <div>Şehrin girişinde başladı o büyük yüzleşme…</div> <div>Sokaklarda hayalet şehir gibi acı bir sessizlik hakimdi.</div> <div>Cenaze çıkmış ev havası…</div> <div>Çok ağır bir hissiyattır bu.</div> <div>Sert bir soğuk, acı bir hava, derin bir sessizlik…</div> <div>Şehir, bir tabutun içi gibiydi.</div> <div>Binaların neredeyse tamamı yıkık dökük…</div> <div>Şehir merkezinde ilerledikçe dehşet büyüdü.</div> <div>Evler, işyerleri, mezar olmuştu.</div> <div>O beton duvarlar, ayakucumuzda buz gibi duruyordu.</div> <div>Bir enkazın önünde çekim yapalım dedik.</div> <div>Enkaz sahibi Zeynal Kuş canlı yayınımıza girdi.</div> <div>“Bu enkazın sahibiyim. Annemi ve kızımı bu enkazda kaybettim” dedi.</div> <div>Elimiz ayağımız titredi.</div> <div>Bu acıyla ekran önünde burun buruna gelmeye demek ki hazırlıklı değildik.</div> <div>Enkazdan çıkardığı eşinin kolunda kırıklar oluştuğunu,</div> <div>Küçük kızı Gizem’in ise ağır yaralı olduğu için uçak ambulansla hastaneye kaldırıldığını ancak hangi şehirde olduğunu dahi öğrenemediğini söylerken adeta sinir krizi geçiriyor gibiydi.</div> <div>Yayınımızdan sonra İstanbul, Ankara’dan arayanlar çok oldu.</div> <div>Çok şükür Gizem, İstanbul’da bir hastanede bulundu.</div> <div>Adıyaman’ın her köşesi ayrı bir acı tablo…</div> <div>Bir enkazın ortasında küçük bir kız çocuğunun fotoğrafı, içimi parçaladı.</div> <div>O araçlar kağıt gibi ezilmiş, bir avuç hurdaya dönmüş haldeydi.</div> <div>Evinde üç beş eşyasını yarı açık bir nakliye aracına yükleyip</div> <div>Can havliyle Adıyaman’ı terk etmeye çalışan bir aile yansıdı canlı yayın kamerama.</div> <div>“Buraları terk ediyoruz” derken buruktu.</div> <div>“Ankara’ya gidiyoruz.</div> <div>Tanıdık kimse de yok.</div> <div>Başka çaremiz yok” derken düşündüm,</div> <div>Memleketini terk etmek zorunda kalmak, ne büyük bir çaresizlik.</div> <div>Cemiyet Başkanımız Zeki Dişkaya, Adıyaman’da felaketin çok geç duyulduğunu</div> <div>Ve enkaz altında kalanlara çok geç müdahale edildiğini söylerken öfkeliydi…</div> <div>Haklıydı.</div> <div>İnsanlar günlerce o enkazların altında kurtarılmayı beklemişti.</div> <div>Konu komşudan alınan kazma küreklerle betonu parçalayıp yakınlarına ulaşmaya çalışmışlardı.</div> <div>İş makineleri çok geç gelmişti.</div> <div>Evi yıkılan aileler, parklarda perişan görünüyordu.</div> <div>Çadırlar henüz kurulmamıştı bile.</div> <div>Bu kadim şehir, bunu hak etmemişti.</div> <div>Adıyaman’ı böyle görmek kalbimi ağrıttı.</div> <div>Adıyaman’dan ayrılırken Ahmed Arif’in sözleri kulağımda;</div> <div>Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim.</div> <div>Olmalı zaten.</div> <div>Olmasa insan olmaz yüreğim…</div> <div>Not: Batman’ın depremzedelerle dayanışmasını yarın bu köşede el alacağım.</div> <div></div> <div></div>