Çocukluğumda, babamla bu köye her gidişimizde köyün girişindeki bağının içinde çalışan rahmetli babamın dayısı Hacı Ali’ye rastlardık. Onu bağında, toprağın içinde çalışırken görmek, Azike köyüyle ilgili hafızamda yer eden, hiçbir zaman silinmeyecek görüntülerden biri oldu. Ne zaman bu köye gelsem, o günler ve o görüntü yeniden gözümün önüne gelir.
O yıllarda tarım aletleri bugünkü gibi değildi. Traktörler, modern tarım makineleri ve teknolojik imkânlar yoktu. Bağ, bahçe ve tarla işleri büyük ölçüde karasabanla, insan ve hayvanların gücüyle, alın teriyle yapılırdı.
Aradan geçen yıllarda tarım teknolojisi büyük bir değişim geçirdi. Üretim araçları gelişti, çalışma şartları kolaylaştı.
Aradan yıllar geçse de toprakla bağları hiçbir zaman kopmayan Beşiri’ye bağlı Azike (Değirmenüstü) köyünde, geçtiğimiz pazar günü üretimi yerinde görme fırsatım oldu.
Köyün hemen her tarafında bağlar ve bahçeler adeta birer üretim merkezine dönüşmüş. Bir tarafta incir bahçeleri, diğer tarafta fıstık ağaçları... Her türlü sebze ve meyve yetiştiriciliğinin yapıldığı bu örnek köyde insan, bir an kendini adeta Karadeniz’in o yemyeşil köylerinden birinde hissediyor.
Tabii Azike’nin farkı sadece yeşilliği ve bereketli tarlaları değil. Asıl fark, köylünün üretme azmidir.
Yaşlısı genci, kadını erkeği bağda, bahçede, tarlada harıl harıl çalışıyor. Toprağın bağrında alın teri döküyor, ürününü artırmaya çalışıyor.
Ben de bu çalışma azmini görünce ilk kez köyde fıstık hasadına katıldım. Saatlerce fıstık hasadı yapanlarla birlikte çalıştım. Bu arada onların sorunlarını dinleme fırsatı buldum.
Çalışmamızın karşılığında ise bahçenin kenarındaki incirlerden ikram ettiler.
İnanın, o incirin tadı bir başkaydı.
Azike’nin incirinin namı artık Avrupa’ya kadar ulaşmış durumda.
Köylülerin anlattığına göre, bireysel ilişkiler ve kişisel imkânlarla ambalajlanan incirler, uçakla Avrupa ülkelerine dahi gönderiliyor.
Bu bile başlı başına önemli bir potansiyelin göstergesi.
Her biri yaklaşık 100 gram ağırlığında olan incirler, balı andıran tatlarıyla gerçekten son derece değerli bir meyve.
Köyde fıstık yetiştiriciliği de oldukça gelişmiş. Yeşillikler arasında bulunan köyde yetiştirilen fıstıklar, büyüklük ve lezzet bakımından Siirt ve Antep fıstığıyla yarışacak düzeyde.
Böylesine kaliteli ürünler yetiştiren bir köy, devletin her türlü desteğini hak ediyor.
Azike’de üretim konusunda ciddi bir istek ve emek var. Ancak üreticilerin önünde önemli sorunlar da bulunuyor.
Bunların başında daha fazla ürün elde etmek, ürün kayıplarını azaltmak ve elde edilen ürünü daha iyi pazarlamak geliyor.
Köylüler, özellikle fıstıkta yaşadıkları bir sorunu şöyle anlatıyor:
“Baharda fıstıkta çiçeklenme çok güzel oldu. Ancak dona karşı nasıl mücadele edeceğimizi bilemediğimiz için ürünün önemli bir bölümü heba oldu.”
Üretici toprağı biliyor, ağacı biliyor, yılların tecrübesine sahip. Ancak iklim değişikliği, hastalıklar, don, verim artırma yöntemleri ve modern tarım teknikleri konusunda uzman desteğine ihtiyaç duyuyor.
Bu destek sağlandığında aynı toprak daha fazla ürün verebilir.
Köylüler, kendi imkânlarıyla fıstıkçılıkla ilgili küçük çapta bir kabuk soyma tesisi kurmuşlar.
Bu bile onların ne kadar girişimci olduğunu gösteriyor.
Ancak köye modern bir kurutma ve kavurma tesisi kazandırılsa, ürünün katma değeri önemli ölçüde artırılabilir.
Örnek köyde üretilen fıstığı işlemek, paketlemek, markalaştırmak ve daha yüksek değerle pazara sunmak gerekiyor.
Aynı durum incir için de geçerli.
Bugün inciri yaş olarak satmakla sınırlı kalınmamalı.
Kuru incir, incir reçeli, incir pestili ve pastacılık sektöründe kullanılabilecek işlenmiş incir ürünleri üretilebilir.
Bunun için gerekli üretim araçları ve ekipmanları, hibe destekleriyle köylüye kazandırılabilir.
Böylece üretici sadece tarladan çıkan ürünü satan kişi olmaktan çıkar; ürününü işleyen, paketleyen ve markalaştıran bir üreticiye dönüşür.
Bütün bunların gerçekleşmesi için Tarım Müdürlüğü ve İl Özel İdaresi tarafından Azike köyü üretim konusunda desteklenmeli.
Üretim konusunda Azike köyünde güçlü bir potansiyel var.
Yeter ki bu potansiyel görülsün.
Yeter ki üreticinin eli tutulsun.
Yeter ki “Üretimde Örnek Köy” denilerek Azike’ye gereken destek verilsin.
Unutmayalım ki toprağa emek verenin, üretenin ve memleketine değer katanın yanında olmak, aslında geleceğe yatırım yapmaktır.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir