Batman basınında en çok emeklilerin geçim derdini, yaşadığı sorunları dile getiren bir isim vardı.
Kendisi de emekli olan ve geçim derdinin ne olduğunu en iyi bilen gazeteci ağabeyimiz Halit Beytüt, zamansız ve ani bir şekilde aramızdan ayrıldı.
Vefatından sonra, geçim derdi yaşayan emeklilerin sesi bir kez daha kısıldı.
En az haftada bir merhum Halit ağabey, emeklilerin geçim sorunlarını kaleme alırdı. Tek başına adeta Emekliler Derneği, hatta konfederasyonu gibiydi.
Gerçek hayatta da sözünü esirgemeyen, mert ve yiğit biriydi Halit ağabey.
Kalemi de yerine göre hakikatten ve mazlumdan yana sivriydi.
Halit ağabeyin yerini kimse doldurmayınca, emeklilerin başında sesleri de biraz daha kısılmış oldu.
Bugün hem Halit ağabeye vefa göstermek hem de ekonomik zorluklar yaşayan emeklilerin sorunlarına değinmek istiyordum.
Yazıyı gazeteye yetiştirmeme yaklaşık bir saat vardı.
Tuşa bastım, elektrikler kesildi. Bilgisayar kapandı.
“Telefonda yazarım” dedim, bu kez telefonun bataryasına baktım; kalan enerji yüzde 10'un altındaydı.
İşte emeklinin şanssızlığı, onların sorunlarını yazmaya başlarken bile karşıma çıktı!
Zamanı tasarruflu kullanıp hızlıca yazmaya başladım.
Aslında emeklilerin yaşadığı hayat da biraz buna benziyor.
Ay başında maaş ellerine geçtiğinde hesap yapıyorlar.
Kira…
Elektrik…
Su…
Doğalgaz…
Pazar ve market…
İlaç ve sağlık giderleri…
Ulaşım…
Derken ayın sonunu getirebilmek için kalan kuruşların hesabını yapmak zorunda kalıyorlar.
Bugün rakamlar da emeklilerin yaşadığı sıkıntıyı açıkça ortaya koyuyor.
Temmuz 2026 itibarıyla SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları yüzde 17,76 oranında artırıldı. En düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya yükseldi. Memur emeklilerinin aylıklarına ise yüzde 13,52 oranında artış yapıldı ve en düşük memur emekli aylığı 31 bin 527 liraya çıktı.
Peki hayat ucuzladı mı?
Hayır.
TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 33,79'a, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubundaki artış ise yüzde 39,77'ye ulaştı.
Yani emeklinin cebine giren para ile aynı cebinden çıkan para arasında ciddi bir mücadele var.
SSK'lı emekli 23 bin 552 lirayla, Bağ-Kur emeklisi yine aynı taban aylıkla ayı tamamlamaya çalışıyor.
Memur emeklisi ise en düşük 31 bin 527 lirayla hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Elbette her emeklinin aldığı aylık aynı değil. Yıllarca çalışan, prim ödeyen, farklı statülerde görev yapan insanların aylıkları da farklılık gösteriyor.
Gün geçtikçe de Hayat pahalılığı karşısında emeklinin satın alma gücü azalıyor.
Üstelik emeklilik, insanın artık çalışmadan dinlenmesi, torunlarıyla vakit geçirmesi, sağlığıyla ilgilenmesi gereken bir dönem.
Ama bugün birçok emekli geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kalıyor.
Kimi pazarda daha ucuz ürünü arıyor.
Kimi faturayı ödeyebilmek için başka bir ihtiyacından vazgeçiyor.
Kimi çocuklarının ve torunlarının desteğine ihtiyaç duyuyor.
Kimi de yıllarca ödediği primlerin karşılığında aldığı aylıkla nasıl geçineceğini düşünüyor.
Peki, Emekliler ne istiyor?
Aslında istedikleri çok büyük şeyler değil.
Yıllarca çalıştıktan sonra kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekleri bir gelir istiyorlar.
Aldıkları maaşın kira, gıda, elektrik, su, doğalgaz ve sağlık giderleri karşısında erimemesini istiyorlar.
Emekli aylıklarının belirlenmesinde yalnızca kâğıt üzerindeki enflasyon oranlarının değil, gerçek hayatın ve temel ihtiyaçların da dikkate alınmasını istiyorlar.
SSK, Bağ-Kur ve memur emeklileri arasındaki farklılıkların ve gelir adaletsizliklerinin giderilmesini istiyorlar.
Sağlık ve ilaç giderlerinde daha fazla destek bekliyorlar.
En önemlisi de yıllarca verdikleri emeğin karşılığını, insan onuruna yakışır bir yaşam olarak görmek istiyorlar.
Bunlar siyasi bir talep olmaktan önce, hayatını çalışarak geçirmiş insanların insani beklentileridir.
Halit ağabey bugün aramızda olsaydı, eminim yine bu sorunları yazacaktı.
Belki sert yazacaktı.
Belki birilerinin hoşuna gitmeyecekti.
Ama emeklinin derdini anlatacaktı.
Çünkü o, emeklinin ne yaşadığını sadece dışarıdan gözlemleyen biri değildi.
Kendisiydi emekli.
Kendisiydi geçim derdini yaşayan.
Kendisiydi ay sonunu hesaplayan.
Bu nedenle onun yazdıkları sadece bir köşe yazısı değildi.
Emeklinin sesi, nefesi ve yaşadığı hayatın aynasıydı.
Şimdi o ses yok.
Ama emekliler hâlâ burada.
Ve onların sorunları hâlâ devam ediyor.
Bize düşen ise Halit ağabeyin bıraktığı yerden, emeklinin sesini duyurmaya devam etmek.
Çünkü emeklinin şanssızlığı sadece aldığı maaşın yetmemesi değil.
Bazen derdini anlatacak bir sesinin de olmaması…
Halit ağabeyin hatırasına saygıyla

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir