<div><strong>8 Mart gelince ortalığı bir coşku sarıyor. Mesajlar, çiçekler, indirimler, mor filtreli story’ler…</strong><strong> </strong><strong>Bir günlüğüne herkes kadın hakları savunucusu oluyor. </strong></div> <div>Ertesi gün ise hayat yine bildiğimiz gibi devam ediyor.</div> <div>O yüzden bu sene biraz farklı bir yerden bakalım istedim.</div> <div>Sürekli <strong>“onlar neyi yanlış yapıyor?” </strong>diye konuşuyoruz ya… Devlet, sistem, erkekler, medya… Evet, bunları konuşmak gerekli. Ama bir de kendimize dönüp bakmak fena olmaz belki.</div> <div>“Hata” demeyelim ama bazı eksiklerimiz var.</div> <div>Bence en önemli eksiklerden biri, birbirimizin yanında gerçekten ve sürekli durabilmek. Aynı derdi yaşayan kadınlar bile bazen farklı kamplara ayrılabiliyor.</div> <div>Feminist başka bir yerde duruyor, çalışan kadın başka bir yerde, ev kadını başka bir yerde…</div> <div><strong>X partili kadın ile Y partili kadın arasında dağlar kadar mesafe olabiliyor.</strong></div> <div>Hepimizin söylediği şeyler aslında değerli. Ama sesler birleşmeyince güç de bölünüyor. Parça parça konuşunca bazen gürültü oluyor ama etki olmuyor.</div> <div>Bir diğer mesele de şu:</div> <div><strong>Çok konuşuyoruz ama strateji kısmında bazen eksik kalıyoruz.</strong><strong> </strong><strong>Sosyal medyada bir etiket trend oluyor, herkes paylaşıyor. </strong></div> <div>Bir gün boyunca çok güçlü bir ses çıkıyor.</div> <div>Ama sonra o öfke nereye gidiyor?</div> <div>Hangi kapıyı çalıyor? Hangi kurumu zorluyor? Hangi uygulamanın değişmesini sağlıyor?</div> <div>Farkındalık yaratma konusunda gerçekten çok iyiyiz.</div> <div>Panel, yürüyüş, kampanya…</div> <div><strong>Bunların hepsi çok kıymetli. Ama iş “Peki somut olarak ne talep ediyoruz?” sorusuna gelince bazen netlik azalıyor.</strong></div> <div>Mesela <strong>“şiddet bitsin”</strong> demek çok önemli ama tek başına yeterli değil. Nasıl bitecek? Hangi mekanizma değişecek? Kim sorumlu olacak? Takibini kim yapacak?</div> <div>Bu soruların cevapları net olunca mücadele de daha güçlü oluyor.</div> <div>Bir de sabır meselesi var. Bazen bir kampanya birkaç haftada büyük bir değişim yaratmayınca moralimiz düşüyor. Oysa en kalıcı dönüşümler genelde uzun soluklu, sabırlı ve görünmeyen emeklerle geliyor.</div> <div><strong>Bir başka eksik de birbirimize karşı tavrımızda ortaya çıkabiliyor.</strong><strong> </strong><strong>Kadınların birbirini yıprattığı anlar yok mu? Var.</strong><strong> </strong><strong>Başarıyı kutlamak yerine didiklediğimiz, farklı düşüneni hemen dışladığımız, güçlü görüneni aşağı çekmeye çalıştığımız zamanlar olabiliyor.</strong></div> <div>Oysa güç, rekabetten çok dayanışmayla büyüyor.</div> <div>Bir de şu gerçek var:</div> <div>Sistem erkek egemen, evet. Ama bu sistemi değiştirmek istiyorsak erkekleri tamamen dışarıda bırakarak mı yapacağız?</div> <div><strong>Belki de bazı erkekleri gerçekten bu dönüşümün parçası haline getirmenin yollarını daha çok düşünmek gerekiyor. </strong></div> <div>Çünkü bu mesele sadece kadınların değil, toplumun meselesi.</div> <div>Bu yazı “suç bizde” demek için değil. Çoğu zaman zaten değil. Ama gücümüzü nasıl kullandığımızı sorgulamak kötü bir şey değil.</div> <div>Belki de bazen durup kendimize şunu sormak gerekiyor:</div> <div>Biz gerçekten kazanmak mı istiyoruz, yoksa sadece haklı olduğumuzu göstermek mi?</div> <div><strong>Cevap biraz can yakabilir.</strong><strong> </strong><strong>Ama belki de gerçek dönüşüm tam da o soruyla başlar.</strong></div>