Ana içeriğe geç
Recep Kavuş
Recep KavuşKöşe Yazarı

KUŞLAR MI SESSİZ, BEN Mİ SAĞIRIM?

Tabiat ananın bağrındaki her bir canlıyı severim.

Tabiat ananın bağrındaki her bir canlıyı severim.

 Çünkü yaratan, her birini doğanın dengesini korumak için vazifelendirmiştir.

Her birinin farklı bir görevi var ve güzellik katıyor dünyamıza.

Yıllardır onların korunması, yaşam hakkı, barınma ve yiyeceğe erişim hakkı için amansız bir mücadele veriyorum.

Onlarla sıkı bir bağım var.

 Zora düşen canlıların imdadına yetişmeye çalıştım.

Yaralıları tedavi ettirdim, kışın soğuk dondurucu günlerinde doğaya kendilerine yiyecek dağıttım, onlara zarar verenlere karşı çıktım.

Bu yüzden avcılarla da birçok kez karşı karşıya geldim.

Avcılarla barışık değiliz.

Hayvanların yaşamına kast ettikleri için benim gözümde her biri potansiyel bir katildir.

Çünkü onlar dilsiz masum hayvanları, yaşamlarından ediyor.

Hem de suçsuz  ve sebepsiz yere.

Elimden gelse bütün avcıların elindeki av malzemelerini alıp bir fırında yakarım.

İyi avcı kötü avcı diye de bir birinden ayırmıyorum. Tümü, gözümde aynıdır.

Çünkü tümü aynı suç ve günahı işliyorlar.

Bunlar yüzünden ve çevre felaketleri nedeni ile canlı türlerinin nesli gittikçe azalıyor.

30-40 sene öncesini hayal ediyorum da her taraftan cıvıl cıvıl kuş sesleri geliyordu.

Şimdi ise ne doğru dürüst sesleri ne de birkaç serçe ve kumru dışında görüntüleri var.

Kuşlara düşkün iş arkadaşlarımızdan biri, kafeste kuş besliyor.

Hayvanların, doğasından koparılıp kafeslenmesine karşı biriyim.

Kafeslemeyi onlara bir eziyet olarak görüyorum.

Her canlının kendi doğasında özgür yaşaması daha doğrudur.

Nasıl avcıların tüm av malzemelerinin bir fırında yakılmasını istiyorsam, bütün kafeslerin de parçalanıp hayvanların özgür bırakılmasından yanayım.

Ama bu noktada tabi her istediğimiz  olmuyor ve insanlar, dünyaya bizim baktığımız pencereden bakmıyor.

Kafeste hayvan besleyen arkadaşım da onlara çok düşkün.

Kendini bir hayvan sever olarak görüyor.

O da hayvana değeri ve sevgiyi bu şekilde veriyor.

Evde ve işyerinde kafeste değişik hayvanlar besliyor.

Çalıştığımız iş yerinde iki saka kuşu var.

İlk geldiklerinde sesleri çok çıkıyordu.

Zaman geçtikçe sanki daha az sesleri çıkmaya başladı.

Ama yine de her ötüşlerini duyuyordum.

Onlar da çalıştığımız yerin bir parçası olunca artık duyamaz oldum bir ara.

Merak ettim bunların sesimi çıkmıyor ya da ben mi sağır oldum.

Sonra onların sesine odaklandım.

Baktım ki kendileri, ilk gün ki gibi ötüyorlar.

Ancak sesleri sıradanlaştığı için ben fark etmiyorum.

Demem şu ki insan, arzulamadığı bir şeyle yaşamaya başlayınca, zamanla bu sıradanlaşıyor.

Anormal ve aykırı şeyler bile olağanlaşıyor.

Tıpkı 30 yıldır çatışmalı ortama rıza gösterip yaşanan bunca acıyı içselleştirdiğimiz gibi.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın