Ne festivali? Bu resmen Sason devrimi!

Ne festivali? Bu resmen Sason devrimi!

Sason Sason olalı böyle bir coşku yaşamadı, net. Ben de oradaydım.

Eee bir boğa burcu olarak lezzetin odağındaki

Sason’da gastronomi festivalinden eksik kalmamalıydım.

Festivalden önceki gece, dünyaca ünlü şeflerimizle birlikte Sadık Künefe'de çay içip, tatlıları tartıştık.

Yakın dostum Zerrin Delen de mali müşavir olarak sohbetin matematiğini tutuyordu.

Ben festivali yazayım derken, Zerrin de “yaz ama vergi dairesine dikkat et” diye uyarıyordu.

Tatlı sohbetlere tatlı sohbetler ekledik. Kalktığımızda saat 03.00’ü bulmuştu.

Keyifli geçen gecenin sabah 7’sinde ise Sason’a doğru yola çıktık.

Yollar biraz çalışma istiyor, üstelik virajlıydı ama dağların yamaçlarına yaklaştıkça manzaramız güzelleşiyordu.

Sason girişine şöyle dev gibi bir bal küpü heykeli dikeceksin, içinden altın gibi bir bal dökülecek, akşam karanlığında da ışıl ışıl aydınlatılacak.

Bu düşünceyi kafamda projeye dönüştürürken, çilek tarlalarında buldum kendimi.

Toplama işi yaparken 3-5 ya da 5-10 tanesini yemiş olabilirim, çünkü tadı da kokusu da davetkardı.

Sonra Sevek'teki antik kafede, tereyağ, köy peyniri ve Sason balı ile sıkı bir kahvaltı yaptık.

Kahvemizi içerken “ne duruyoruz, hadi Sason meydanına” diyerek zengin kalkışı yaptık.

Festival meydanında, Batman Üniversitesi Gastronomi Bölümü Hocası Doc. Dr. Reşat Arıca’yı, bal yarışması yaparken buldum.

Durur muyum?

Aldım elime kaşığı…

Bal tadıp puanlamaya başladım.

Sonra bir an durdum ve kendi kendime dedim ki;

“Senin balla pek aran yoktur, ne anlarsın baldan?”

“Silin” dedim yazdığım puanları, formaliteydi zaten…

Stantlara yolculuk ettim.

Mehir ve çorbaları tadımladım.

Kadınların el emeği ve göz nuru eserlerini hayranlıkla inceledim.

Ah kadınlar, siz olmasanız dünya ne kadar renksiz olurdu, diye düşünmeden de edemedim.

Hava çok sıcaktı ama Sason’un coşkusu o sıcağı bile keyifli hale getirebiliyordu.

Bu kadar gezi yeter, dedik.

Ocağa geçtik.

Şeflerimizle birlikte Sason'un coğrafi işaretli ürünlerinden nefis sunumlar hazırladık.

Çekim yapmak üzere yanıma aldığım Muhabirim Serhat, bir yandan fanlarıyla fotoğraflar çektirirken, diğer yandan da ocakta kaynayan tencereyi karıştırıyordu.

İşe bak, neye niyet neye kısmet dedim…

Şef Mehmet Butcher, Sason balı, susam ve özel soslarla marine ettiği tavuğu fırına verdi.

Şef Erdal Türksyoy, Sason çileğinden serin bir şerbet yaptı, içine de tarçın kattı.

Şef Ayvaz Akbacak ise Sason çileği, incir ve bal ile hazırladığı pratik tatlıyı özene bezene süsledi.
Sosyal medya fenomeni Betül Tokpınar, her özel an için kayıttaydı.

Şef Mehmet Kudat’ın Sason cevizinden hazırladığı sütlü çorba, festivalin yıldızı olacağını nerden bilebilirdi ki?

Her şey muazzamdı…

Ama asıl keyif, Vali Ekrem Canalp, eşi Dr. Ayten Canalp ve Necat Nasıroğlu Vakfı Başkanı Hatice Nasıroğlu’nun keyifli tadımlarıydı.

Vali Ekrem Canalp, Batman’ı festivaller şehri yapmak için koyduğu hedefe giden yolda her zaman çok mutluydu ama o gün biraz daha şıktı.

Tadımları yaparken “Kadraj Dergisi, Batman’da enerji ve trendi  en yüksek olduğu yer. Batman’da kimi ararsanız Kadraj’da bulabilirsiniz” diyerek sürpriz bir övgüde bulundu.

Batman’a enerjisi yüksek bir dergi ve ofis kazandırdığımı hatırlattı.

Bu övgü karşısında mutluluğum katlandı.

Tadımlar da başarıyla sonuçlandı.

Sahnede Domino Adamın sesini duyunca heyecanım arttı.

Sihirbazlık gösterisi, etkinliğe öyle bir canlılık kattı ki ortalık, şapkadan çıkan beyaz güvercinlerle coştu.

Domino Adam’dan sonra sahne bizimdi.

Sahnede ünlü şeflerle mini bir söyleşiye moderatörlük yaptım.

Sason’u anlattılar.

“Çok güzel yöresel lezzetleriniz var, lütfen sahiplenin, markalaştırın, bunları faydaya dönüştürün” diye ciddi mesajlar verdiler.

Sonra halaylar…

Arbane gösterileri…

Tüm bunlar olurken Kültür ve Turizm İl Müdürü İhsan Aslanlı, Belediye Kültür Müdürü Murat Sütçü de konukları memnun edebilmek için arı gibi koşturup duruyordu.

Festival bitiminde şeflerimizi yolcu ettik.

Tabi öncesinde Ali Usta’da kavurma yedik, lokum gibiydi.

İyi yolculuklar diledik.

Lütfen bir daha gelin, dedik.

Sevgiyle ayrıldılar.

Günümüz o kadar keyifli geçti ki, uykusuz kalmayı bile sevmiştik o gün.

E malum, her şeyin bir sonu var…

Sabahında gazetede haber okuyup düzeltirken buldum kendimi.

Ve düşündüm;

Sason, o coşkulu atmosferiyle, gastro turizmde bir adım daha attı.

Bu festival, sadece Sason’un değil, Batman’ın da gastronomi ruhunu bir kez daha hatırlatmış oldu.

Yılın en neşeli festivali olarak hafızalarda kalacak gibi…

Sason, seneye de gelirim.

Neşen, coşkun ve lezzetin hiç bitmesin e mi?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ