Hafta sonu Batman’da iki kan dondurucu ve bir o kadar da üzücü olay yaşandı.
Her iki olay da kısa sürede haber ajanslarının manşetlerine taşındı. Biri bir annenin kendi oğlu tarafından hunharca öldürülmesi, diğeri ise bir spor salonunda çıkan yangında üç kişinin hayatını kaybetmesi, 10 kişinin de yaralanması…
Batman’ı ülke gündemine taşıyan bu iki acı olayda, ne acıdır ki dört kadın yaşamını yitirdi.
Her biri arkasında yarım kalan hayatlar, gözü yaşlı çocuklar, eşler, anneler, babalar ve tarifsiz bir acı bıraktı.
İnsanın bu tür olayların ardından söyleyecek söz bulması gerçekten çok zor.
Şehrimizde yaşanan ilk felaket sonucunda Petrolkent Mahallesi’nde yaşanan olay hepimizi derinden sarstı.
50 yaşındaki bir kadın, kendi oğlu tarafından öldürüldü. Annenin cansız bedeni, evinin avlusundaki çöp konteynerinde bulundu.
Daha da acısı, cinayeti işlediği belirtilen 30 yaşındaki, üniversite mezunu ve KPSS’ye hazırlanan oğlu, daha sonra polise giderek annesini öldürdüğünü itiraf edip teslim oldu.
Aman Allahım, bir evlat, nasıl olur da kendisini dünyaya getiren en büyük değeri olan annesine karşı böylesine korkunç bir şiddet uygulayacak noktaya gelir?
Ortada bir madde bağımlılığı mı vardı?
Bir psikolojik rahatsızlık mı söz konusuydu?
Aile içerisinde uzun süredir devam eden bir sorun mu vardı?
Bunların hiçbiri cinayeti haklı göstermez. Ancak toplum olarak asıl sorgulamamız gereken noktalardan biri de şu:
Bir insan bu noktaya nasıl getiren etkenler ve sebepler neydi?
Eğer ortada bir bağımlılık ya da psikolojik sorun varsa, bu kişi neden zamanında tedavi ve destek alamadı?
Belki de bu soruların cevapları, gelecekte benzer bir acının yaşanmasını önlemenin yollarından biri olacaktır.
Petrolkent mahallesindeki cinayetin üzüntüsünü henüz üzerimizden atamamışken, bu kez Gültepe Mahallesi’nden acı bir haber geldi.
Denizli Parkı karşısındaki bir spor salonunda yangın çıktı.
Hafta sonunu onlarca kadın spor yapmak ve yüzmek için gittikleri salonda bir anda can pazarı ile karşı karşıya geldiler.
Yangında üç kadın hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı.
Bir yanda annesini kaybeden çocuklar…
Diğer yanda spor yapmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için gittikleri salondan bir daha dönemeyen insanlar…
İki olayın ortak noktası ise geride bıraktığı büyük acı.
Elbette yaşanan bu iki felaketin ardından üzülmek, başsağlığı dilemek ve birkaç gün sonra unutmamak gerekir.
Her iki olayın da kendi içinde farklı nedenleri ve ihmalleri olabilir.
Cinayetle yangını aynı kefeye koymak elbette doğru değildir. Ancak her iki olay da bize önleyici tedbirlerin ve toplumsal farkındalığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Cinayet açısından bağımlılıkla mücadele, ruh sağlığı hizmetleri, aile içi sorunların erken fark edilmesi ve risk altında bulunan bireylere zamanında ulaşılması gerekiyor.
Yangın açısından ise çok daha temel sorular var:
Spor salonunda yangına karşı gerekli önlemler alınmış mıydı?
Yangın çıkışları yeterli miydi?
Acil durum planı var mıydı?
Yangın söndürme sistemleri ve ekipmanları çalışır durumda mıydı?
Çalışanlar ve içeride bulunan insanlar olası bir yangında ne yapacaklarını biliyorlar mıydı?
Bu soruların cevapları, yaşanan facianın gerçek nedenlerinin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.
Öncelikle de yaşanan her iki felaketten de mutlaka ders çıkarmalıyız.
Batman olarak zaman zaman farklı acılarla karşı karşıya kalıyoruz.
Ancak önemli olan yalnızca olayların ardından üzülmek değil, o olaylardan ders çıkarabilmek.
Bir insanın cinayete sürüklenmesine neden olan şartları zamanında fark edebiliyor muyuz?
Bir iş yerinde veya toplu kullanım alanında yaşanabilecek bir yangını önlemek için gereken denetimleri gerçekten yapıyor muyuz?
Riskleri olay yaşanmadan önce görebiliyor muyuz?
Yoksa her felaketten sonra birkaç gün konuşup, ardından her şeyi unutuyor muyuz?
Artık bu soruları çoğaltıp, cevaplarını bulmamız gerekir.
Çünkü bugün bir ailenin başına gelen felaket, yarın başka bir ailenin kapısını çalabilir.
Dört kadının hayatını kaybettiği bu iki acı olayın ardından geriye yalnızca gözyaşı ve üzüntü kalmamalı.
Sorumlular varsa ortaya çıkarılmalı, ihmaller varsa tespit edilmeli, eksiklikler giderilmeli ve gerekli önlemler vakit kaybetmeden alınmalı.
Ne yazık ki hayatını kaybedenleri geri getiremeyiz.
Ama onların ardından atacağımız doğru adımlarla, başka canların yanmasını belki de önleyebiliriz.
Oturup iyice düşünüp bir muhasebe yapmalıyız, Nedir bu başımızdaki felaketler ve bir daha benzer felaketlerin yaşanmaması için biz neler yapmalıyız?

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir