Bizim gazetenin en güzel yanlarından biri, birbirimizi yeri geldiğinde eleştirebilmemizdir.
Genelde yüz yüze bazen de yazı ile en çok başta gazete sahibimiz Ercan Atay ve Genel Yayın Yönetmeni Hatice Türkan olmak üzere hemen hemen herkes mutlaka eleştirilerimden nasiplenmiştir.
Açık bir biçimde eleştiren biri olduğum için şahsıma yapılan eleştirileri de son derece önemsiyor ve saygı duyuyorum.
Bu yapımı bilen arkadaşlarım da benimle ilgili ince ince eleştiriler yapıyor zaman zaman.
En son eleştiri de Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü ve aynı anda gazete sayfalarındaki karşı komşum Ubeyd Baş’tan geldi.
Dünkü “Entelim, Entelsin, Entel” başlıklı yazısında Ubeyd Hoca bana bir göndermede bulunmuş.
Hakkını vermek gerekirse son derece duyarlı bulduğum ve yazılarını beğenerek okuduğum bir meslektaşımdır.
Ubeyd Hoca “entelektüeli olmayan bir şehiriz” başlıklı yazıma cevap olarak kaleme aldığı yazıda birilerinin beni kızdırdığımdan böyle bir yazı yazdığımı sanıyor.
Ve yazısında “öncelikle içinde bulunduğumuz coğrafyadaki diğer bölge illerine kıyasla kesinlikle entelektüel düzeyi ortalamanın üstünde” şeklinde bir tespitte bulunmuş.
Ben yazımda “hiç yok” dememiştim ancak “400 bin nüfusu aşan bir kentte gözlemlerime göre yok denecek kadar az” demiştim.
Bu tespitimden dolayı keşke Ubeyd Hoca haklı olsaydı ve ben haksız olmuş olsaydım.
Keşke sağır ve kör olmuş olsaydım da bu şehrin entelektüel sayısı bölge illerine göre daha çok olmuş olsaydı.
Bir Batman hamalı olarak her zaman temennim ve hayallim hep yüzlerce gerçek entelektüel ve aydınımızın olması yönündedir.
Ancak gerçekçi olmak gerekirse entelektüellerimiz hala yok denecek kadar azdır.
Veya ben görme ve işitme engelliyimdir de haberim yokmuş.
Bir şehrin yükünü omuzlayıp, değer kazandırdığı için entelektüel sayısına ben bu kadar çok taktım.
Şayet şehrimizde yeteri kadar entelektüel olsaydı şayet bu gün biz yazar-çizercilerin, sivil toplumculuların omuzlarında bu kadar çok ağır yük olmazdı.
Demek ki yokmuş!.
O yüzden bu kadar çok problemler bizi buluyor ve ağır yükün altında eziliyoruz.
Keşke olsaydı da yazdıklarımdan dolayı yanılan haksız olan ben olsaydım.
Bir entelektüelde olması gereken özelikleri yine hatırlatmada yarar görüyorum;
Bireysel çıkarlarından ziyade toplumsal çıkarları önemseyen,
Koltuk ve mevki derdi olmayan,
Bilgi ve donatısını şehrinin huzuru ve geleceği için paylaşan ve toplumsal bilinçlenmeyi önemseyen,
Eleştiri ve önerilerini hiç sakınmadan açık bir şekilde dillendiren,
Haksızlık kimden gelirse gelsin karşısında duran,
Hiçbir zaman korkmayan ve kişisel kaygılar içerisine girmeyen,
Ezilenin ve haklının yanında sürekli yer alan,
Sadece gerçeklerin peşinde koşan,
Nabza göre şerbet vermeyen,
Adaletsizliklere karşı duran,
Dönek olmayan,
Açık, samimi ve net biri duruşu olan,
Paylaşmacı ve yardımsever olan,
Kibirden uzak, mütevazı bir kişiliğe sahip olan…
………………………………………………..
Önemli Not: yine tekrarlıyorum varsa bütün bu özeliklere sahip olan (hadi bütününden vazgeçtim yarısına sahip olanlar) söyleyin bu köşede hakkını teslim edeyim. Bu kutsal ayda hakkını yemeyelim bari kimsenin.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir