İnsan hayatında inişler ve çıkışlar yaşadıkça sıkıntılar hiç bitmez.
Kimi zaman ekonomik sıkıntılar, kimi zaman sağlık sorunları, kimi zaman da toplumsal adaletsizlikler insanı umutsuzluğa sürükler. Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır: Dünyaya ait bütün sıkıntılar geçicidir. Hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez.
Günümüz koşullarında insanların sıkıntılarının başında ekonomi geliyor ve insanlar, karşılaştıkları zorluklar karşısında kendisini çıkmazda görür.
Oysa maddi kayıpların telafisi çoğu zaman mümkündür. Kaybedilen servet yeniden kazanılabilir, bozulan ekonomik düzen yeniden kurulabilir. Fakat insanın sağlığını, huzurunu ve en önemlisi umudunu kaybetmesi, telafisi en zor kayıplardandır. Çünkü umudunu yitiren insan, geleceğe dair inancını da kaybetmeye başlar.
Bugün kimimizin belki dağ gibi görünen sorunları var. Yokluklar, haksızlıklar, zulümler, adaletsizlikler...
Bireysel ya da toplumsal pek çok güçlükle karşı karşıyayız. Ancak bütün bunların karşısında en güçlü direniş, umudu diri tutabilmektir.
Umut yalnızca bir duygu değildir; aynı zamanda harekete geçiren bir güçtür. İnsanı yeniden ayağa kaldıran, mücadeleye devam ettiren, yarınlara bağlayan görünmez bir kuvvettir. Umutlu insan yalnızca kendini değil, çevresini de etkiler. Çünkü umut bulaşıcıdır. Bir insanın yüzündeki tebessüm, bir başkasının karanlığını aydınlatabilir.
Bu yüzden umudu çoğaltmak gerekir. Umudu büyütmek gerekir. Umudu paylaşmak gerekir.
Şair Orhan Seyfi Orhon'un hafızalara kazınan dizeleri boşuna söylenmemiştir:
"Umut fakirin ekmeği, ye Mehmet ye!"
Türk edebiyatının büyük isimleri de umudu insanın en güçlü dayanağı olarak görmüştür.
Nazım Hikmet'in dizelerinde olduğu gibi:
"Yok öyle umutsuzlanmak;
Dövüşenler var,
Umut var."
Ya da Cemal Süreya'nın o unutulmaz cümlesinde:
"Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı."
Yaşar Kemal ise insanın en büyük özelliğini şu sözlerle anlatır:
"İnsan umutsuzluktan umut yaratandır. İnsanoğlu umutsuzluktan umut üreterek bugünlere gelmiştir."
Dünyanın farklı coğrafyalarındaki büyük düşünürler ve yazarlar da aynı gerçeğe işaret eder. Victor Hugo'nun, Albert Camus'nün, Pablo Neruda'nın ve Fyodor Dostoyevski'nin eserlerinde de umut, insanı ayakta tutan en güçlü değerlerden biri olarak karşımıza çıkar.
Gerçek şu ki; yaşam sürdükçe sorunlar da var olacaktır. Bireysel sıkıntılar da toplumsal problemler de hiçbir zaman tamamen sona ermeyecektir. Önemli olan, yaşanan olumsuzlukların bizi umutsuzluğa teslim etmesine izin vermemektir.
Güzel günlere inanmak, emek vermeye devam etmek ve vazgeçmemek gerekir. Çünkü umut, başarıya giden yolun ilk adımıdır. İman ile inançla beslenen umut ise en zor engelleri bile aşabilecek gücü insana verir.
Bugün belki karanlık olabilir. Ama her gecenin bir sabahı vardır.
Onun için umudu yayalım.
Umudu büyütelim.
Çünkü umut varsa mücadele vardır; mücadele varsa yarın vardır.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir