<div></div> <div>Ooooohhhh keyifli mi keyifli bir günün ardından yazıyorum size.</div> <div>Zira patronumuz Ercan Atay’a uzun zamandır yaptığım baskılar netice verdi ve Cumartesi Buluşmalarımız için antik kentimiz, kadim şehrimiz Hasankeyf’e gezi düzenledik.</div> <div>Başyazarımız <strong>Recep Kavuş</strong>, yazarlarımız <strong>Şehmus Temiz</strong>, <strong>Gül Mirkan, Hakan Tufan, Osman Seyrek</strong>, büro çalışanlarımız <strong>Mehmet Fatih Efe, Atilla Atay, Yusuf Kavak, Osman Çapar, Ümit Aktaş</strong> ile bendeniz yazarınız, şoförlüğünü <strong>Mustafa Alatürk’ün</strong> yaptığı minibüsteki yerimizi aldık.</div> <div>Bol bol selfie’ler çekerek gerçekleştirdik yolculuğumuzu. Araçta yaptığı dansla <strong>Justin Bieber</strong>’ı aratmayan Fatih Efe’miz, Mayami lakaplı Yusuf’umuz ve gariban lakaplı Osman’ımız da doruğa çıkarıyor keyifleri.</div> <div>Köprünün solundan aşağıya doğru inip 3 katlı mekânda hizmet veren <strong>Diyar Çardak</strong>’ın 3. katına yayılıyoruz.</div> <div>Sonrasında Batman’ın tanınmış gazetecilerinden <strong>Nimet Dal</strong> ve DEDAŞ Basın Sorumlusu <strong>Zeki Gün </strong>de eşlik ediyor bize.</div> <div>Şark köşeleriyle donatılmış olan mekânda hanım ağa ve hanım beyler oluveriyoruz.</div> <div>Meğerse seçim serüveni, ne kadar da yormuş bizi.</div> <div>Yok şu siyasetçinin açıklaması, yok bu adayın ziyareti, yok partilerin seçim çalışmaları derken kendimizi unutmuşuz yahu?</div> <div>Kahvaltımızı yaptıktan sonra ayacıklarımızı uzatıp derin mi derin bir sohbete giriyoruz.</div> <div>Gazetecilikten bahsediyoruz, yazılarımızı yorumluyoruz, başyazarımız <strong>Recep Kavuş</strong>’un dikkat çekici tespitleri üzerine yoğunlaşıyoruz.</div> <div>Yemeğimizi ve meyvelerimizi de yarışa yarışa bitirdikten sonra baş muhabirimiz <strong>Osman Çapar’ın</strong> rehberliğinde antik kent çarşısını geziyoruz.</div> <div>Osman’ın “<strong>yaw burayı nasıl sular altında bırakacaklar?”</strong> hayıflanmalarına karşı derin bir iç çekiyorum.</div> <div><strong>Hasankeyf’in tek suçu, bu bölgede olması...</strong></div> <div>Sanıyorum bölgenin çizilmiş kaderi bu.</div> <div>“<strong>Hasankeyf, 10 bin yıl öncesinden bugüne gelebildi de, bugünden sonrasına götürmeyi başaramıyoruz</strong>” diyorum Osman’a.</div> <div>Peki, neye karşılık?</div> <div>Ömrü 10 bin yılın çeyreği kadar sürmeyecek olan bir baraj için mi?</div> <div>Geçin bunları efendiler... Masal devri bitti artık.</div> <div>Takke düştü, kel göründü. Siz, tarihe nasıl hesap vereceksiniz onu düşünün.</div> <div>İşte bu düşünce ve hislerle, yarı buruk yarı keyifli çektirdiğimiz hatıra fotoğrafımızın ardından “<strong>kendine iyi bak</strong>” diyerek ayrılıyoruz Hasankeyf’ten...</div> <div>Hoşçakal kadim şehir...</div>