Ana içeriğe geç
Hüseyin Demir
Hüseyin DemirKöşe Yazarı

Allah bilir, sen bilmezsin

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır olur ki sevdiğiniz bir şey de sizin için şerlidir.

Allah bilir, sen bilmezsin

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır olur ki sevdiğiniz bir şey de sizin için şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara-216)

İnsan; ne gariptir ki çoğu zaman kendi gönlünün arzusunu hayır, kalbine dokunan acıyı ise şer bilir. İstediğine kavuştuğunda sevinir, mahrum kaldığında hüzne boğulur. Sanki bütün hakikat kendi bildiklerinden, bütün hikmet kendi gördüklerinden ibarettir. Oysa henüz yarınından habersiz olan insan, bugün yaşadıklarının hayır mı yoksa şer mi olduğunu nasıl bilebilir?

Şüphesiz insanın en büyük yanılgılarından biri, hadiseleri kendi arzu ve heveslerinin terazisinde tartmasıdır. Hâlbuki hayat, insanın isteklerine göre şekillenmediği gibi hakikat de gönlün meyline göre değişmez. Bazen insanın bütün kalbiyle istediği bir şey, onun için büyük bir felaketin başlangıcı olabilir. Bazen de gözyaşları içinde kaybettiği bir şey, farkına varamadığı bir rahmetin kapısını aralayabilir.

Nice insanlar vardır ki kaybettiklerinin ardından uzun uzun ağlamış, kavuşamadıkları arzuların hüznünü yıllarca yüreklerinde taşımıştır. Oysa zaman geçip hadiselerin ardındaki hakikatler görünmeye başladığında, bir zamanlar felaket saydıkları şeyin kendileri için nasıl bir muhafaza olduğunu anlamışlardır. Belki bir ayrılık onları daha büyük bir acıdan korumuş belki bir gecikme yanlış bir yola düşmelerine engel olmuş belki de bir mahrumiyet kalplerini dünyanın aldatıcı süslerinden uzaklaştırmıştır.

Fakat insan yalnızca kaybettiklerinde değil kazandıklarında da yanılır. Nice arzular vardır ki gönle sevinç, ruha huzur vadeder. İnsan onları elde edebilmek için gecesini gündüzüne katar. Ne var ki kavuştuğunda aradığı huzuru bulamaz. Çünkü her kavuşma saadet, her kazanç nimet değildir.

Bazen insan, en büyük kaybını kazandığını sandığı yerde yaşar.

İşte insanın acizliği de burada kendini gösterir. Biz hadiselerin yalnızca görünen yüzünü biliriz. Acıyı hissederiz ama ardındaki hikmeti göremeyiz. Sevincin sarhoşluğuna kapılırız ama sonunda bizi nelerin beklediğinden habersizizdir. Biz bugünün derdiyle meşgulken Allah yarının da sahibidir.

Belki de insanın öğrenmesi gereken en büyük hakikat, her şeyi bilmek zorunda olmadığıdır. Her acının sebebini anlamak, her mahrumiyetin hikmetini görmek mümkün değildir. Zira tevekkül, hadiselerin ardındaki bütün sırları çözmek değil o sırları bilene teslim olabilmektir.

Öyleyse insan; gönlüne ağır gelen her hadiseye hemen şer dememeli, arzuladığı her şeyi de hayır bilmemelidir. Sabretmeli, düşünmeli ve kendi bilgisinin sınırlı olduğunu unutmamalıdır. Çünkü bugün gözyaşıyla baktığımız bir hadisenin ardında hangi hikmetin saklandığını bilemeyiz. Üstelik her hikmetin bu dünyada açığa çıkacağına dair bir vaadimiz de yoktur.

Ve belki de kulluğun en güzel tarafı, insanın her şeyi bildiği için değil hiçbir şeyi bütünüyle bilemediği hâlde Rabbine güvenebilmesidir.

İşte ayetin son cümlesi, bütün bu dağınık düşünceleri tek bir hakikatte toplar:

“Allah bilir, siz bilmezsiniz.”

 

Okur görüşleri
1 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster1 yorum
Hasan öztimurCevap verBildir

Üstadım tevekkül, Allaha teslimiyet ancak bu kadar güzel anlatilabilir.

Yüreğine sağlık...