Ana içeriğe geç
Hüseyin Demir
Hüseyin DemirKöşe Yazarı

Hatıranın gölgesinde

Hayatta çok sevdiğimiz birini kaybetmenin acısı, insanın içinde uzun müddet yaşamaya devam eder.

Hatıranın gölgesinde

Hayatta çok sevdiğimiz birini kaybetmenin acısı, insanın içinde uzun müddet yaşamaya devam eder. Kimi kayıplar ölümle gelir, kimi ayrılıkla…

Hangisinin daha ağır olduğunu tartmaya, ölümle ayrılığı aynı terazinin iki kefesine koymaya lüzum yoktur belki de. Şairin ayrılığa ölümden elli dirhem fazla ağırlık biçtiğini de burada uzun uzun anlatmayacağım. Çünkü mesele kaybın hangi isimle geldiğinden ziyade, insanın o kayıptan sonra içinde kalan boşlukla nasıl yaşayacağıdır.

İnsan, kaybettiği bir duyguyla nasıl yaşar? Hangi sebeple olursa olsun sevdiğimiz birini kaybettiğimizde onu geri getiremeyiz. Ne var ki insanın bunu idrak etmesi sanıldığı kadar kolay değildir.

Akıl bilir fakat gönül hemen razı olmaz. Bir müddet her şeyin geçici olduğuna inanır insan. Biraz daha beklerse, biraz daha sabrederse, biraz daha hatırlarsa sanki hayat eski hâline dönecek kaybolan yeniden kapıdan içeri girecekmiş gibi gelir.

Zihin kaybın hakikatine hemen teslim olmaz, insan geri dönüş ihtimalinin incecik gölgesine tutunur. Fakat zaman kendi hükmünü ağır ağır verir. Günler geçer, mevsimler değişir ve bir vakit gelir; insanın içine sessiz bir idrak çöker. Artık dönüş yoktur.

İşte belki de asıl kayıp o zaman başlar. Çünkü insan sevdiğini geri getiremeyeceğini anladığında önünde başka bir yol belirir, onu geri getiremez ama hatırasıyla nasıl yaşayacağına karar verebilir. Zira sevdiğimiz biri hayatımızdan çıktığında onunla kurduğumuz bağ birdenbire yok olmaz, yalnızca şekil değiştirir.

Bir zamanlar iki insan arasında akan o bağ, bundan sonra hatıraların içinde dolaşmaya başlar. Daha sessiz, daha mahzun, daha derinden…

İnsan sevdiğini bırakamadığı için bazen eşyalara, bazen sokaklara, bazen de mekânlara tutunur. İçinde görünmez bir yörünge oluşur, sevdiği artık yanında değildir fakat insan yine de onun etrafında dönüp durur. Belki bu yüzden bazı insanlar bir şehri terk edemez. Çünkü kimi şehirler yalnızca binalardan, sokaklardan ve meydanlardan ibaret değildir. Bir zamanlar birlikte yürünmüş bir yol, birlikte susulmuş bir köşe, aynı masada içilmiş bir kahve vardır orada.

İnsan aynı sokağa yeniden girer, aynı kafeye gider, mümkünse yine aynı masaya oturur, aynı pencereden dışarı bakar. Dışarıdan bakıldığında bunun adı alışkanlıktır belki oysa insan çoğu zaman kişiyi değil, onun yanında hissettiği duyguyu arar. Bir zamanlar onun varlığıyla dolmuş olan havayı yeniden solumak ister.

Çünkü mekânın garip bir hafızası vardır. İnsan gider fakat izi kalır. Sesi zamanla zihnimizden çekilir, yüzünün bazı çizgileri silikleşir, gündelik hayattaki varlığı yavaş yavaş kaybolur fakat yürüdüğü sokak kalır, oturduğu masa kalır, dokunduğu eşya kalır. Ve bütün bunlar görünmeyen ince damarlar gibi hatırayı beslemeye devam eder. Böylece sevgi artık kavuşmakla değil hatırlamakla yaşamaya başlar.

Bir zamanlar iki insan arasında olan şey, zamanla insan ile hatıra arasında kalır. İnsan sevdiğinin olmadığı bir dünyada onun bıraktığı izlerle yaşamayı öğrenir.

Bazı insanlar hayatımızdan gider fakat içimizden gitmez. Bazı hikâyeler nihayete erer fakat gönülde bıraktığı iz yaşamaya devam eder. Ve insan bazen ömrünün geri kalanını, kaybettiği kişinin değil onun kendisinde bıraktığı duygunun etrafında dönerek geçirir.

Hatıralarda yaşamak ve güzel hatırlanmak dileğiyle…

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın