Ana içeriğe geç
Recep Kavuş
Recep KavuşKöşe Yazarı

Almanya’da ne yoktu?

Kasım ayının son haftasında, dünyadaki çevrecilerin buluşmasına katılmak üzere Almanya’ya gittim.

Almanya’da ne yoktu?

Kasım ayının son haftasında, dünyadaki çevrecilerin buluşmasına katılmak üzere Almanya’ya gittim.

Almanya dönüşü, “Oralardan bize ne getirdin?” diye soranlardan çok, orada neler gördüğümü ve gözlemlerimi merak edenler oldu.

Almanya’ya ilk gidişim değildi. Ancak her ziyaretimde yeni şeyler öğreniyor, farklı ayrıntılar dikkatimi çekiyor. Aslında ülkenin sisteminde, şehir yapısında ve insanların yaşam biçiminde çok fazla değişiklik olmadığını da görüyorum. Çünkü yıllardır oturmuş bir düzenleri var.

Bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmak için sürekli uğraşmıyorlar. Caddeler, sokaklar ve parklar adeta bir yazboz tahtasına dönüştürülmüyor. Her yıl aynı yerlerde yeniden başlayan altyapı çalışmalarıyla karşılaşmıyorsunuz.

Belki size ilginç gelecek ama çöplerin haftada bir toplanması bile sorun oluşturmuyor. Çünkü insanlar atıklarını daha en başından ayrıştırıyor. Metal, kâğıt, plastik ve cam ayrı ayrı toplanıyor. Bahçelerde kompost yapılabilecek sebze ve meyve atıkları da değerlendiriliyor.

Dolayısıyla bizim çöp diye gördüğümüz atıkların önemli bir bölümü yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Geriye kalan az miktardaki çöp ise uygun şekilde paketlenerek çöp bidonlarına bırakılıyor. Belediye ekipleri de haftada bir onu topluyor.

Ayrıca sokaklarda her köşe başında temizlik görevlisi görmüyorsunuz. Çünkü insanlar çöplerini yerlere atmıyor. Arada bir rüzgârın uçurduğu veya ağaçlardan dökülen yaprakları topluyorlar. Yani temizliğin yalnızca belediyelerin görevi olmadığını, insanların da bu konuda sorumluluk aldığını görüyorsunuz.

Stuttgart bölgesinde birkaç şehri gezme imkânım oldu. Gittiğim şehirlerde görüntü ve gürültü kirliliğine neredeyse hiç rastlamadım. Şehirlerin içinde o kadar fazla yeşil alan var ki doğayla iç içe bir yaşam insana huzur veriyor.

Elektrik ve su kesintisi gibi sorunlarla karşılaşmadım. Şehir içi ulaşımda raylı sistemler ve toplu taşıma oldukça yaygın. Dolmuş ve ticari taksi sayısı ise bizim şehirlerimize kıyasla yok denecek kadar az. Bisiklet kullanımı da her yaş grubunda oldukça yaygın.

Çevreciler olarak dünyanın dört bir yanından gelen aktivistlerle Stuttgart Belediyesi'nin bulunduğu Marktplatz (Pazar Meydanı) çevresinde miting ve festivale katıldık. Dikkatimi çeken en önemli ayrıntılardan biri, etrafta hiçbir polis ve güvenlik görevlisinin bulunmamasıydı.

Otoparklarda ve akaryakıt istasyonlarında görevli görmedim. Sitelerde ve binalarda yüksek güvenlik duvarları, tel örgüler, güvenlik kulübeleri de dikkatimi çekmedi. İnsanların birbirine duyduğu güven, şehirlerin fiziki yapısına da yansımış gibiydi.

Bir başka dikkat çekici husus, insanların lüks ve konfor peşinde koşmak yerine toplumsal yaşama daha fazla önem vermeleriydi. Yaşları ne olursa olsun birçok insanın birden fazla dernek veya vakfa üye olduğunu, aidat ödediğini ve sosyal faaliyetlere katıldığını gördüm. Toplumsal dayanışma ve gönüllülük yaşamın önemli bir parçası haline gelmiş.

Kahvehane ve kafe tarzı işletmelerin sayısı, bizim alışık olduğumuz ölçüde fazla değildi. İnsanların buralarda saatlerce vakit geçirdiğine de pek rastlamadım. Mesai saatleri bittikten sonra yemek ve içecek hizmeti veren birkaç işletme dışında birçok iş yeri kapanıyordu.

Dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise kamu kurumlarının önünde veya iş yerlerinde Alman bayrağına pek rastlamamamdı.

İşsizlik konusunda da gözlemim farklıydı. Karşılaştığım insanların hemen hepsinin bir işi vardı. Kamu kurumlarında veya özel sektörde çalışan insanlarla karşılaştım. İşsiz olduğunu söyleyen birine rastlamadım.

Kış mevsimi erken gelmesine rağmen tarımsal üretimin soğuk dönemde de devam ettiğini gördüm. Mevsim koşullarıma rağmen üretimi sürdüren insanlarla karşılaşmak da ayrıca dikkatimi çekti.

Bütün bunları görünce insan ister istemez kendi ülkesini, kendi şehrini düşünüyor.

Almanya'da olup da bizde olmayanlardan çok, bizde olup da Almanya'da görmediğin şeyler dikkatimi çekti.

Elbette Almanya kusursuz bir ülke değil. Onların da sorunları, eksiklikleri ve eleştirilecek yönleri vardır. Ancak şehit düzeni, çevre bilinci, toplumsal sorumluluk ve kurumsallaşma konusunda alacağınız çok ders olduğu da bir gerçek.

Bir ülkeyi veya şehri güzelleştiren yalnızca binaları, yolları ve parkları değildir. O şehirde yaşayan insanların kültüre, birbirine ve doğaya karşı sorumluluk duygusu da en az fiziki yatıranlar kadar önemlidir. Seyahat etmeyi seven, hayatımızda olmayanları görme, iyi gözlem yapabilen herkese Almanya'yı görmelerini tavsiye ederim.

Çünkü bazen başka ülkeleri görmek, kendi ülkemizde nelerin olmadığını nerede hata yanlış yaptığımıza yardımcı oluyor.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın