<div>İnandırıcılığı kalmadı hiçbir şeyin ve hiç kimsenin.</div> <div>İnandırıcılığı kalmadı tüm konuşanların ve konuşulanların.</div> <div><strong>Ne dün dediklerinizin ne bugün bağırdıklarınızın ne de yarın sloganlarınızın inandırıcılığı kalmadı. </strong></div> <div>Yalanlarınız, kurgularınız, sahtelikleriniz ve şovlarınız perde olmuş gerçeklere katlediliyor insan katlediliyor yaşam, katlediliyor hakikat ve katlediyor herkes, her şey.</div> <div>Herkesin var bir bahanesi var bir gerekçesi ve var bir gerçeği.</div> <div><strong>Kin için nefret için ve ölmek öldürmek için herkesin var bir bahanesi. </strong></div> <div>Gör dediklerini görür, kör dediklerine kör oluyor herkes, Kuklaya dönmüş herkes ve bir oyun hamuruna vicdanlarımız.</div> <div><strong>Tanımlar, kavramlar, kuramlar, kurallar değişti ve kirlendi hepsi. </strong></div> <div>İnsan olmak dedikleri buymuş demek ki.</div> <div>Toplanın millet önce kin ve nefret yarışımız var.</div> <div>Kim daha çok kin yüklenip nefret bayrağını daha çok koşturacak?</div> <div><strong>Kim daha çok ölüp öldürecek. Kim kutsayacak ölümü en şairane sloganlarla. Kim?</strong></div> <div>Sığındığımız güvenli limanlardan öğütler vermek ne kadar kolay değil mi?</div> <div>Naralar atmak savaşa çağırmak.</div> <div>Ne kadar kolay siz yaşama öyle sıkı tutunup kutsallarınızı feda ederken çocuklarınız için, ötekilerin kutsadıklarınıza çocuklarını kurban etmelerini meşrulaştırmak ne kadar kolay değil mi?</div> <div><strong>Kaldır yumruğunu, elini ve dök, içini kokutan seni beni hepimizi zehirleyen kinini, nefretini sarıp sloganlarına, naralarını da alıp git ölebileceğin yere.</strong></div> <div>Ölecek kimse yok senin için öldürecek kimse yok.</div> <div>Hangi kutsalına kaç kurban istiyorsun?</div> <div>Ne haçına, ayına ne de yıldızına adayacak kurban yok senin dışında.</div> <div><strong>Hangi kutsalına kaç kişinin ölmesini meşru görür Tanrı, kaç çocuğun ölmesine razıdır Yehova, hangi kutsalı kaç masumun canına bedel görür Allah?</strong></div> <div>Susmak içimi temizliyordu eskiden, susmak sükunetimi besliyordu. Susmanın konuşmak kadar yük olduğu yerdeyim artık.</div> <div>Susmanın konuşmak kadar içimi kararttığı ve vicdanımı uyuttuğu yerdeyim.</div> <div><strong>Hakikatin dizilimi çok hassastır demiş Hannah Arendt, oraya en ufak müdahele politik bir durum ortaya çıkarır diye de eklemiş. </strong></div> <div>Bir değil binlerce müdahaleyle, bir değil binlerce kurban verdiğimiz hakikatlerinize inanmıyorum artık, size ve adına her ne diyorsanız kutsallarınıza, tanımlarınıza ve tanrılarınıza inanmıyorum artık.</div> <div><strong>İnsan eşrefi mahlukattır diyor Allah isra suresinin yetmişinci ayetinde: Andolsun biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.</strong></div> <div>Ve tin suresinde de ekliyor: Yemin olsun incire ve zeytine; Sînâ dağına; Ve şu güvenli beldeye! Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.</div> <div><strong>Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ödül vardır. Artık bu kanıtlardan sonra (ey insan!) sana dini inkâr ettiren şey nedir? Allah hüküm verenlerin en âdili değil midir?</strong></div>