<div><strong>Yıllardır yağmadığı kadar kar yağınca, çocuklarımızı, beresi, atkısı, eldiveni, botuyla sarıp sarmalayıp dışarı attık kendimizi.</strong></div> <div>Kartopu oynayanı mı dersiniz, kardan adam yapanı mı, hafif bir rampada kayganlaşmış karın üstünden kayıp duranları mı…</div> <div>Anne babalar bir zamanların karlı günlerine duydukları özlemi dışarı çıkarıp çocuklarıyla doyasıya eğlendi ama.</div> <div>Kimse dışarda kalan hayvanı da insanı da hatırlamak ve biraz olsun empati kurmak ve yardımlaşmak için çabalamadı.</div> <div>Her birimiz yaşadığımız sitede birikmiş karlar ve sonra buzlaşmış yollar için söylenmek ve site hizmetlilerine kızmaktan öteye geçmedik.</div> <div><strong>Hani 22 bin liralık, adı asgari de olsa hepimize azami gelen ücretlerle çalışıyorlar ya! Küreği elinde kar kürerken ya da buz kırarken görmesek, küstah ve ukalaca yorumlarla üstünlük taslamakta üstümüze yok.</strong></div> <div>Kimse demiyor ama böylesi zor birkaç günde yardımlaşsak, her birimiz yarım metre kar küresek, üç kuruşa köle gibi çalıştırmasak insanları, komşularımızı.</div> <div>Ama yok arabalarımız daha kıymetli ya onların üstünde birikmiş karları bile sildirme vicdansızlığına düşeriz.</div> <div>Batman’da yıllardır böylesi bir soğuk, kar, don görülmemişti. Evet, buna hazırlıksızdık. Vatandaş olarak, kurumlar olarak buna hazır değildik ve kısmen; suların donması, elektriklerin kesilmesi, ulaşımın aksaması gibi temel başlıklarda mağdur olduk.</div> <div><strong>Mağdur oldukça da birbirimizi mağdur ettik. Herkes altındakini sürdü zorluğa, herkes altındakine yüklendi. </strong></div> <div>İnsana saygı ve merhamet etmezken, karda, donda dışarda üşüyen ve aç kalan hayvana sıra bile gelmedi.</div> <div>Valilik kurumlarını, kurum çalışanlarını sahaya sürdü belki ama yetti mi yetmedi. Çünkü yetmez. Bu kafa bu bakış açısı, çalışana köle nazarıyla bir yaklaşım hangi donu çözebilirdi ki?</div> <div>Vicdanımız, insafımız, yüreklerimiz sarmalandığı dondan buzdan kurtulmadıkça neyi donundan kurtarabiliriz ki?</div> <div><strong>Okullar, yarısı hasta ve izinli hizmetlilerden geriye kalan, TYP çalışanlarının (Toplum Yararına Çalışma Programı) eline tutuşturduğu küreklerle okul bahçelerindeki buzu karı küremeye çalıştı. Belki de tek bir veli arayıp sizin için ne yapabilirim demedi, sonuna “Birlik” kelimesini koyarak birlik olunmadığını bir daha gördük ki Okul Aile Birlikleri de inmedi sahaya. Okul idarecileri, kimi müdürler, bazen kendi küredi karı, buzu kırdı, bazen TYP’li hizmetlileri çalıştırdı.</strong></div> <div>Neydi? Herkes kepçe istedi İl Özel İdareden, belediyeden hizmet bekledi. Onlar da yetmedi yetmez. Bu buz yollarımızdan bahçelerimizden er ya da geç temizlenir hepsi erir, çözülür ama.</div> <div>Donmuş vicdanlarımızın buzunu nasıl kırarız?</div> <div>Ne tuz, ne kepçe, ne de.</div> <div><strong>Geçmişin Hayat Bilgisi kitaplarında kalan ve artık kimsenin artık hatırlamadığı bir kelimemiz vardı; imece.</strong></div> <div>Yalanmış hepsi.</div> <div>Hadi şimdi sıra hayvanlarda.</div> <div>Güldürmeyin beni…</div>