Mecliste “çerçeve yasası” diye bir yasa geldi ve ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Bu yasanın her şeyi çözeceğinin garantisi yoktur. Ama Çinlilerin bir atasözü vardır: “Bin yıllık yol bile ilk adımla başlar.” Temennimiz de budur. Burada herkesin sorumlu davranması gerekirken, içeriğine bakmadan külliyen barışa ve huzura karşı çıkmak insanlığa ve dostluğa sığmaz.
“Hayır” diyen İYİ Parti için söyleyeceğim bir şey yok; politikaları bu. Ama Fatih Erbakan, o başka. Çünkü sen, baba Erbakan’ın oğlusun. Biz Kürtlerin sizlere bir çift söz söyleme hakkımız vardır.
Baba Erbakan, 1970’li yıllarda siyasete atılır atılmaz ilk desteği Kürt illerinden gördü. Dolayısıyla Baba ve Oğul Erbakanlara bunu sorma hakkımız vardır.
Batı illerinde tabela partisi iken Kürtlerin yaşadığı Doğu ve Güneydoğu illerinde belediyeler, senatörler ve vekiller kazandınız. Bizim sayemizde Meclise girdiniz, söz sahibi oldunuz. Fakat konu Kürtlerin derdi olunca hiç ilgilenmediniz. Siz sadece size oy veren Kürtleri kardeş bildiniz; Kürtlerin meşru dil ve kültür taleplerine bile sıcak bakmadınız.
Baba Erbakan, konu Filistin, Bosna-Hersek, Azerbaycan ve diğer dış halklar olunca aslan kesilirdi. Kıbrıs lideri Rauf Denktaş için “Mücahit kardeşim” derdi. Tabi biz buna karşı değiliz, Ama aynı Erbakan Hoca, mesele Kürtler olunca farklı davranırdı: “Efendim, dış güçler; efendim, kâfirler...” Yani bir futbolcunun sıkışınca topu taca atması gibi.
1992 yılında Irak Kürtleri meclislerini açarlarken, Saddam gibi bir diktatör bile karşı çıkmazken, Baba Erbakan onların yaşadığı Halepçeleri, Enfâlleri görmedi ve yüreğimizi dağlayan şu sözleri söyleyebildi: “Sınırımızda ikinci İsrail kuruldu.” Hep İslam hukukundan dem vuran bir kişi böyle olmamalıydı.
İsmail Beşikçi’nin şu tespiti ne kadar da yerindedir. Der ki: “Hiç kimse Erbakan Hoca kadar Kürtlerden alıp karşılığında hiçbir şey vermeyen olmadı.”
Şimdi de Oğul Erbakan... Neymiş efendim, Kürtçe kaos yaratacakmış. Şunu açıkça söyle: “Ben de babamın oğluyum, bir Türk milliyetçisiyim; Kürt diline tahammülüm yoktur.” Kürtler size oy verince mi kardeş oluyorlar?
Sayın Fatih Erbakan, eğer sen Baba Erbakan’ın oğlu olmasaydın seni alıp köşeme taşımazdım. Fakat kabul edelim veya etmeyelim, babanız ülkede ve dünyada belli bir kariyere sahip biriydi. Sen henüz o seviyenin çok altındasın. Ama senin içgüdün, Kürt düşmanlığını körüklüyor.
Sayın Baba ve Oğul Erbakanlar, Birinci Dünya Savaşı’nda ve öncesinde Osmanlı’ya ve Türk dünyasına ihanet etmeyen tek halk olan Kürtlere bakın, ne yaptınız?
1924 Anayasası yapılınca “Kürt yok, Türk var” dediler. “Kürtçe yok, Türkçe var” dediler. Katliamlar, sürgünler, idamlar... “Kürdüm” diyenin yüzüne tükürün dediler. Pazarda Kürtçe konuşanların ürünlerini yerlere serdiler. Okulda Türkçe bilmeyen çocuklara sıra dayağı çektiler. 1960’lı yıllarda ben de onlardan biri idim. Bu gibi yaşanmış olayları çoğaltabiliriz.
Bunun benzeri dünyada hiçbir yerde yoktur. Filistin’i yakıp yıkan İsrail bile Arapçayı yasaklamadı.
Baba Erbakan, Oğul Erbakan; siz bizlere şunu gösterdiniz: Müslüman olmak yetmiyor, önce insan olmak lazımdır.
Allah sizleri ve sizin gibileri ıslah etsin.

Tebrik ederim Sait Ağabey. Tespitlerin çok yerinde.
Oğul erbakan hiç şaşırtmadı.
Güzel yorumunuz.için Teşekkürler.
Güzel yorumunuz.için Teşekkürler.