Geçenlerde bir arkadaşım vesilesiyle Kıra Dağı’na çıktım. Bir arkadaşımla görüşmek için gitmiştik. Dönüşte hava kararmaya başlamıştı. Yukarıdan Batman’a baktığımda bir süre durup şehri seyrettim. Gündüzün kalabalığından uzakta, ışıklarıyla uzanan koca bir şehir vardı karşımda. O manzaraya bakarken Batman’ın ne kadar büyüdüğünü, ne kadar genişlediğini bir kez daha fark ettim. Bir zamanlar şehrin sınırı gibi gördüğümüz yerlerin çok ötesine taşmıştı Batman. Binalar çoğalmış, mahalleler büyümüş, şehir adeta ufka doğru yayılmıştı. Fakat o anda aklıma başka bir soru geldi: Batman büyüyor ama şehirleşiyor mu?
Çünkü büyümek başka, şehir olmak başka. Bir şehrin nüfusu artabilir, binaları yükselebilir, caddeleri genişleyebilir. Fakat şehirleşme sadece bunlardan ibaret değildir. Şehir; insanın kendisini güvende ve ait hissettiği, çocuğunun parkta oynayabildiği, yaşlısının rahatça yürüyebildiği, gencinin kendisine bir gelecek kurabildiği yerdir. Kısacası şehir, betonla değil insanla anlam kazanır.
Batman büyürken bazı şeyleri de geride bırakıyor. Eskiden mahallede herkes birbirini tanırdı. Kapı önlerinde uzun sohbetler edilir, çocuklar sokaklarda oynardı. Şimdi aynı apartmanda yaşayan insanların bile birbirini tanımadığı bir hayatın içindeyiz. Kalabalık arttıkça mesafeler de arttı. Bazen şehrin nüfusu çoğalırken, insanın insana olan yakınlığının azaldığını düşünüyorum.
Bir başka mesele ulaşım. Batman büyüdükçe yollar, kavşaklar ve trafik de büyüyor. Yeni yollar elbette yapılmalı. Fakat şehir planlamak yalnızca araçların hareketini düzenlemek değildir. İnsanların yürüyeceği kaldırımlar, çocukların oynayacağı parklar, gençlerin vakit geçireceği kültür ve spor alanları da aynı hesabın içinde olmalı. Çünkü bir şehrin başarısı, otomobillerin ne kadar hızlı gittiğiyle değil, insanların o şehirde ne kadar rahat yaşadığıyla ölçülmeli.
Batman’ın genç nüfusu bizim en büyük imkalarımızdan biri. Fakat gençlere sadece bina ve yol değil, hayal kurabilecekleri alanlar da bırakmalıyız. Kütüphaneler, kültür merkezleri, spor alanları, meydanlar ve yeşil alanlar bir şehrin süsü değil, geleceğidir. Çocuklarımızın nerede büyüdüğü, gençlerimizin nerede zaman geçirdiği aslında nasıl bir Batman kurduğumuzu gösterir.
Ben Batman’ın eski halini de gördüm, bugün geldiği noktayı da. Bu değişimi uzaktan izleyen biri değilim. Sokaklarında yürüdüm, esnafıyla oturdum, insanlarını dinledim. Bu yüzden Batman hakkında konuşurken ne sadece övmek ne de sadece eleştirmek istiyorum. Daha iyisini hak ettiğine inandığım için yazıyorum. Çünkü şehir büyürken ruhunu kaybetmemeli.
Batman’ın sadece daha büyük bir şehir olmasını değil, daha güzel, daha yaşanabilir ve daha huzurlu bir şehir olmasını istiyorum. İnsanlarının birbirine selam verdiği, çocuklarının güvenle büyüdüğü, gençlerinin geleceğe umutla baktığı, yaşlılarının kendisini yalnız hissetmediği bir Batman… Çünkü yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bize “Ne kadar büyüdünüz?” diye sormayacaklar. “Nasıl bir şehir bıraktınız?” diye soracaklar.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir