Ana içeriğe geç
Siracettin Çekin
Siracettin ÇekinKöşe Yazarı

Irkçılık bir vicdan meselesidir

Son günlerde yaşanan bazı olayları izlerken ister istemez insanın aklına aynı soru geliyor: Biz ne zaman birbirimizin kimliğine değil, insanlığına bakmayı…

Irkçılık bir vicdan meselesidir

Son günlerde yaşanan bazı olayları izlerken ister istemez insanın aklına aynı soru geliyor: Biz ne zaman birbirimizin kimliğine değil, insanlığına bakmayı öğreneceğiz?

Ben açıkçası ırkçılık meselesini yalnızca siyasi bir tartışma olarak görmüyorum. Bana göre bu, doğrudan doğruya bir vicdan meselesidir. Bir insanı doğduğu yerden, konuştuğu dilden, mensup olduğu milletten veya etnik kimliğinden dolayı küçümsemek, aslında o insanın değil, bunu yapan kişinin karakterini gösterir.

Bütün ilahi dinlerin temelinde insanın yaratılıştan gelen onuruna ve adalete ilişkin güçlü bir anlayış vardır. İnsanların farklı yaratılmış olması bir üstünlük sebebi değil, hayatın tabii gerçeğidir. Dolayısıyla ırkçılığın, ayrımcılığın ve insanı kökeni üzerinden aşağılamanın din adına savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Bana göre burada çok açık bir çelişki var: Bir yandan inançtan söz edip diğer yandan Allah’ın yarattığı bir insanı sırf kimliği nedeniyle aşağılamak, kendi söylediğiyle çelişmektir.

Tarihe baktığımızda bunun nelere yol açtığını da görüyoruz. Irkçılık hiçbir zaman yalnızca birkaç kötü sözden ibaret kalmadı. İnsanları “biz” ve “onlar” diye ayıran düşünce, zamanla ayrımcılığa, şiddete ve büyük insanlık trajedilerine dönüştü. Kölelikten sömürgeciliğe, Nazi Almanyası’ndan Apartheid rejimine kadar uzanan tarih, bize aynı şeyi söylüyor: İnsanlık, diğerini kendisinden aşağı gördüğü anda tehlikeli bir yola giriyor.

Bugün Türkiye’nin de böyle bir dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Birlikte yaşamanın, toplumsal barışın ve ortak geleceğin konuşulduğu bir zamanda, insanları yeniden kimlikleri üzerinden karşı karşıya getirecek her sözden ve her davranıştan uzak durmalıyız. Türk’e yapılınca yanlış olan bir şey Kürt’e yapılınca doğru olmaz. Kürt’e yapılınca yanlış olan bir şey de Türk’e yapılınca doğru olmaz. Benim için ölçü çok basit: Haksızlık kime yapılırsa yapılsın haksızlıktır.

Zonguldak’ta mevsimlik tarım işçileriyle ilgili yaşanan olay da bu açıdan hepimizi düşündürmeli. Olayın nasıl gerçekleştiği konusunda farklı açıklamalar ve iddialar var; adli süreç de yürütülüyor. Fakat özellikle çocukların da bulunduğu bir ortamda insanların korkutulması, hedef gösterilmesi veya kimlikleri üzerinden aşağılanması ihtimali bile toplum olarak hepimizi rahatsız etmeye yeter. Eğer ortada suç varsa hukuk gereğini yapmalıdır. Eğer nefret ve ayrımcılık varsa bunun da üzeri örtülmemelidir. Çünkü toplumun huzuru, birkaç kişinin öfkesinden daha değerlidir.

Bir de görüntülerde dikkatimi çeken o beyaz tişört meselesi var. Belki küçük bir ayrıntı gibi görülebilir ama bana göre üzerinde düşünmeye değer. İnsan beyaz giyebilir, tertemiz görünebilir. Fakat insanın üzerindeki beyazlık, kalbindeki karanlığı gizlemeye yetmez. Beyaz tişört giymekle kalp beyazlamıyor. Başkasını sırf kimliği nedeniyle aşağılayan bir insanın üzerindeki beyazın benim gözümde hiçbir anlamı yoktur.

Benim itirazım tam da buna.

İnsan önce insan olmalı. Sonra Türk, Kürt, Arap, Zaza, Çerkes, Laz veya başka bir kimliğe sahip olabilir. İnançlarımız, kültürlerimiz ve kökenlerimiz bizi birbirimizden farklı kılabilir; fakat hiçbiri bize başka bir insanı küçümseme hakkı vermez.

Bugün ihtiyacımız olan şey birbirimizin kimliğini tartışmak değil, birbirimizin insanlığını hatırlamaktır.

Çünkü bu ülkenin geleceğini nefret edenler değil, farklılıklarına rağmen aynı vicdanda buluşabilenler kuracaktır.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın