<div> </div> <div><strong>"Dünyayı saran uçsuz bucaksız sefalet ve adaletsizliğin fotoğrafik kataloğu herkesi gaddarlıkla tanıştırdı, dehşet verici olanı sıradan bir şey haline getirdi Endüstrileşmiş toplumlar vatandaşlarını görüntü bağımlılarına çevirirler; zihinsel kirlenmenin en karşı konulmaz biçimidir bu.”</strong></div> <div>Dünyaca ünlü fotoğraf eleştirmeni Susan Sontag’dan bu sözleri okuduğumda.</div> <div>Instagram, Facebook, Twitter ve benzerlerinin yarattığı sosyal yapının ne denli derin bir kirlilik olduğunu anladım.</div> <div>Sefalet ve adaletsizliğin fotoğrafik kataloğu herkesi gaddarlıkla tanıştırdı. Diyor sadece fotoğrafik olsa sadece kataloglarla sınırlı kalsa yine iyi.</div> <div>Nerdeyse her ferdin elinde terleyen cihazlarla 24 saat dikizlediğimiz görüntüler, kimimizi pis birer röntgenciye, kimimizi fısıltıların efendisi dedikoduculara, kimimizi de teşhirciye çevirdi.</div> <div>Dehşet verici olanı, kanı, savaşı, cinayeti, tecavüzü, sapkınlığı sıradan bir şeye dönüştürmek için, fotoğraf makinaları bir yana kameralar habire görüntü depolayıp durdu.</div> <div>Herbirimizi antisoysal birer psikopata çeviren sosyal ağlar da o görüntüleri bize pazarlayıp durdu. Onlar pazarladı dehşet olan etkisini azalttı, etkisini azaltan daha fazla etki için daha fazlasını koydu önümüze daha da vahşileşti.</div> <div>Aşılandık, bağışıklık sistemimiz gelişti, bütün o önümüze konan vahşete tepki veremez olduk.</div> <div>Biz tepki vermedikçe onlar daha da zıvanadan çıktılar.</div> <div>Cinayet görüntüleri yetmez oldu, işkence, tecavüz yetmez oldu.</div> <div>O an olduğunu bilmeliydik, tanık olmalıydık ve belki orada olmalıydık.</div> <div>Biz isteriz de geri dururlar mı onu da oldurdular. Sosyal ağların her biri birbiriyle yarışıp hemen canlı yayın bölümleri açtılar. Peşinden haberleri döküldü:</div> <div>Canlı yayında intihar.</div> <div>Canlı yayında soyundu.</div> <div>Canlı yayında tecavüz.</div> <div>Canlı yayında cinayet.</div> <div>Oysa o vahşete hepimiz daha evvelinden canımızı teslim etmiş cansız ve ruhsuz birer varlığa dönmüştük.</div> <div>Belki can arayışıydı biraz da. Kaybettiğimiz canı ve ruhu aramaktı. Onca fotoğraf ve görüntüyle tanığı olduğumuz gaddarlıklar ve dökülen onca kan, ne can bırakmıştı ne de ruh.</div> <div>Zihinlerimiz kirlendi bir kere hepsinden temizlenmek mümkün mü? Temizlensek korunabilmek mümkün mü?</div> <div>Bilmiyorum.</div> <div>Ama eskiden görmek için bakmak gerek dedikleri ters yüz oldu. Görebilmek için yüz çevirmek gerek. Duyabilmek için kulakları tıkamak gerektiği gibi. </div>